Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Zühdü Arslan: Fikri ve
vicdanı hür olmayandan hâkim olmaz. Dedi dün.
Yerden göğe kadar haklı ama ilave etmeliydi ve Fikri ve
vicdanı hür olmayandan hâkim de olmaz adam da olmaz. Dese daha yerinde olurdu.
Bulunduğu yere göre konuştuğu için bu ilaveyi yapmamıştır
dedim.
Aslında fikri ve vicdanı hür olmayanlar insanlıktan
çıkarlar.
Rabbimiz haber veriyor:
Yemin olsun ki (İnkâr ve isyanları sebebiyle) cehennem
için cin ve insanlardan birçok kişi yarattık. Onların anlamayan kalpleri,
kendisiyle Gerçeği) göremedikleri gözleri, kendisiyle Hakkı) işitemedikleri
kulakları vardır. Onlar hayvanlar gibi-dirler. Hatta daha da sapıktırlar. İşte
onlar gafillerin ta kendileridirler. (A raf süresi ayet 179)
Amerikan kültürüyle yetişen, o kültürle yaşayan
insanların oyunu alarak Cumhurbaşkanı olan Bush oğlu Bush, bir yılda bir milyon
Müslüman öldürüyor ama bir türlü hıncını alamıyor. Sırtlan, karnını doyurunca
acıkıncaya kadar saldırmıyor. Sırtlanlara rahmet okutuyor bu kültürle
yetişenler.
Kendi kurallarını gönül gözlerinin önüne kara bir barikat
gibi geren, kendisini yaratan, yaşatan, kalbini ve kanını yöneten Rabbinin
koyduğu kurallara kulağını kapatanların hayvanlık derekesinin altına
düştüklerini haber verir.
Hükümet ve muhalefet, 1980 Anayasasının değişmesi
gerektiğinde birleşiyorlar.
Bütün hukukçular ve günlük her işinde kanunlarla
karşılaşan ve sıkıntı içinde olanlar da değişmesini istiyorlar ama 35 yıldır
uygulamaya devam ediyorlar.
Avrupa Birliği ne kafa tutarız, Birleşmiş Milletler kararlarına
itiraz ederiz ama bunların değerlerine aykırı kanun çıkarmamak için en yetkili
hukuk adamlarımızı görevlendiririz ve ardından özgür olduğumuz haykırırız.
Hatta namazını kılan hukukçularımız, günde beş vakitte
kırk rekâtta kırk defa İyyake na büdü/Ancak sana kulluk ederiz diyerek
özgürlüğün tekrarını ve kendimize telkinini yaparız ama namazda doğru söyler,
mahkemede şaşarız.
Elmalılı merhumun tefsirinde ne güzel ifade edilmiş:
Lisanı İslam da hürriyet, hukukuna malikiyet diye tarif
olunur, [Keşfi pezdevî] ki bunun zıddı hukukuna başkasının malik olması demek
olan esaret ve rıkkiyettir.
Aslı hukuk ise vaz ı ilâhidir. Binaenaleyh her hangi bir
ferdin vaz ı ilahi olan hukuku kendi rızası munzam olmaksızın diğer bir vaz ı
beşerî ile tebdil, tagyir veya tasarrufa mahkûm olabiliyorsa o artık yalnız
Allah ın kulu değildir. Ve onda bir hissei esaret vardır.
Ve artık onun vecaip-ü vezaifi mahzı hakkın icabına
değil, şunun bunun keyf-ü iradesine tabidir. Binaenaleyh Haktealâyi tanımayan
kimse de hukukuna malikiyet manasına hakkı hürriyet farz etmek bir tenakuz
olduğu gibi, Haktealâdan başkasına kul olanlarda da hürriyet farz etmek
imkânsızdır. (Hak Dini Kur an Dili, Elmalı lı Muhammed Hamdi Yazır, 1/129)