Büyük güçlerin yalanı küçük güçlerin gerçeğini bastırıyor. Asıl niyeti kamufle etmek için önce ortaya bir yalan atılıyor. Sonra o yalanı meşru hale getirmek için uluslararası hukuk zemini oluşturuluyor. Kurgunun uluslararası zemini oluşturulduktan sonra her türlü medya aracılığıyla toplumlara servis ediliyor. Kültür emperyalizminin baskın başarısından dolayı da toplumlar zaten büyük güçlerin ortaya attığı yalana hazır vaziyette olduğundan yalan gerçek gibi algılanmaya başlanıyor. Yalanın adı bazen demokrasi ve özgürlük oluyor bazen insan hakları oluyor. Asıl niyet nedir, asıl niyet göz dikilen toprakların yerüstü ve yeraltı zenginliklerini yağmalayarak sömürmektir. Sömürü önce bir yalanla örtülüyor sonra o yalana uluslararası hukuki meşruiyet oluşturuluyor. Büyük güç her zaman kurtarıcı pozundadır. Sanırsınız ki babasının hayrına kurtarıyor. Yalnız toplumlar ciddi bir şekilde babasının hayrına kurtardığına inanıyor ya insanı kahreden de bu oluyor. Sözü, leş kargalarının Musul’a üşüşmesine getirmek istiyorum.
Musul operasyonu niçin yapılıyor. ABD Musul’a babasının hayrına mı girdi! Uluslararası koalisyon uydurmacası ABD yapımı yalanların uluslararası hukuki zemini değil midir! ABD sömürmek istediği toprakları kendi çıkarları doğrultusunda işgal etmek için önce ortaya bir yalan atıyor sonra o yalana etkisi altındaki ülkeler inanıyor. ABD’nin Irak işgalini hatırlayalım. Ne denildi, kimyasal silah var denildi. Irak’a demokrasi ve özgürlük götürüyoruz denildi. NATO maşası aracılığıyla ABD’ye inanmak için hazırolda bekleyen NATO üyesi ülkeler askerleriyle birlikte ABD’nin Irak işgaline katıldı. Irak’a demokrasi ve özgürlük götürüldüğüne koca koca Müslüman yöneticiler ve medya inanmadı mı, inandı, her ülke kendi vatandaşlarını inandırmadı mı, inandırdı. ABD tarafından uydurulan kimyasal silah var yalanına NATO üzerinden uluslararası hukuki zemin oluşturularak Irak’a demokrasi ve özgürlük götürüyoruz yalanıyla uluslararası hukuki meşruiyet sağlandı. Uluslararası hukuki zemin sonucu oluşturulan uluslararası hukuki meşruiyet bütün ülkelere kabul ettirildi. Türkiye hariç bütün NATO üyesi ülkeler ABD’nin Irak işgaline asker göndermişti. Şu işe bakın, seksen ülke bir ülkeye çullanıyor seksen ülkeden biri de çıkıp arkadaş seksen kişi bir adama çöker mi demiyor. Seksen ülkenin bir ülkeye çökmesinin uluslararası hukuku olur mu demiyor. Ulusal ve uluslararası her türlü medyanın pompalamasıyla her ülke ABD yalanlarına inanıyor. ABD büyük güç olarak her türlü insanlık dışı işgali yaparken diğer ülkeler bu insanlık dışı güce karşı gelmek yerine askerleriyle yardım ediyor. Irak işgali sonucu Irak ikiye bölünmekle kalmadı, ABD kendi köpeklerini Irak yöneticileri olarak atadı. Aynı köpekler şimdi Musul’u işgal etmesi için ABD’yi Musul’a çağırdı. Musul, ABD’nin uydurduğu yalanlarla uluslararası koalisyon tarafından işgal edildi. Üstelik ABD’nin kurduğu terör örgütleriyle birlikte. Türkiye’nin sahici tutumundan dolayı Türkiye’yi dışta tutarak Musul işgali gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin sahici tutumu şu; Musul Türkiye’nin hakkıdır, Türkiye’nin olmalıdır. Zaten Türkiye’nin eski toprağıdır. Ama leş kargaları Türkiye’yi Musul’da istemiyor. ABD Musul’u IŞİD’den kurtarıp ne yapacak. Musul halkı rahat mı edecek! Hayır. ABD Musul’un yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürmek için işgal ediyor. Musul’a babasının hayrına girmiyor. Bu nedenle Türkiye Musul konusunda sert durmalıdır.
Irak ve Suriye’deki bütün terör örgütlerini ABD’nin kurduğu ortada. Büyük güç olarak ABD’nin kalleşçe savaşıdır bu. Türkiye’yi yönetenler bu gerçekleri görmeli. Ortadoğu ülkelerinin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürmek için sürekli terör örgütü üretiyor ve sürekli kurtarıcı yalanıyla işgal ediyor. ABD yıkılmadan dünyaya huzur yok.
Uluslararası hukuki meşruiyet, büyük güçlerin kendi çıkarları için uydurdukları yalandan başka bir şey değil.