Bilmem dikkatinizi çekiyor mu?
Avrupa’da son dönemde Müslümanlara yönelik saldırılar arttı.
Cami kapılarına domuz başı bırakmalar, cami duvarlarına “gamalı haç” çizmeler, başka başka yıldırma hareketleri…
Tüm bunların hedefinde ne var? Ne yapılmak isteniyor?
Ve de en önemlisi bu saldırıların arkasında kim/kimler var?
Bu saldırılar “bireysel” mi, yoksa “belli bir merkez” den mi yönetiliyor, yönlendiriliyor?
***
Bu konuda en üst seviyede açıklamalar yapıldı, yapılıyor.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bir yandan ayrılıkçı, ırkçı Alman vatandaşlarının bir yandan da bölücü terör örgütü PKK’lı teröristlerin Türk vatandaşlarına, onların mabetlerine ve kültür merkezlerine saldırdığını belirtti.
Bu saldırılardan büyük endişe duyduklarını da…
Bozdağ’a göre, “din ve vicdan hürriyeti Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde teminat altında”…
Şu cümleler Bekir beye ait;
* “Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının ve diğer Müslümanların güvenliğinden birinci derecede sorumluluk Almanya devletine ve Almanya hükümetinin güvenlik güçlerine aittir. 2018 yılında, üç aya yakın bir sürede resmi kayda geçmiş 7 saldırı var. Neredeyse Almanya’nın bütün şehirlerinde Türklere ait camilere, derneklere, kültür merkezlerine saldırılar düzenlendi.”
* “Biz buradan Alman hükümetine diyoruz ki bu suçları işleyen suçlular kimse, bunları yakalamak, yargı önüne çıkarmak ve hak ettikleri cezayı almalarını sağlamak Alman devletinin, hükümetinin görevidir. Henüz davası bitip de net cezalandırılan birine rastlamadık. Yok denecek kadar azdır. Bütün bunlar, teröristleri, ırkçıları, ayrımcıları, İslam düşmanlarını cesaretlendirmektedir.”
* “Bakın gayrimüslimlere ait vakıf mallarını iade ettik. Akdamar Kilisesi’ni, Sümela Manastırı’nı ihya ettik. Hatta Tarsus’taki bir kiliseyi, Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Merkel’in talebi üzerine, o kiliseyi de imar ettik. Biz onların inancı gereği sahip olduğumuz mabetleri gözümüz gibi korurken, onları ülkemizin bütçesinden imar ederken, orada vatandaşlarımızın kendi yaptığı mabetlerine saldırılar karşısında yeterli tedbirlerin alınmamış olmasından dolayı büyük kaygı duyuyoruz.”
Bekir Bozdağ’ın bu çağrısı nasıl yankı bulacak, göreceğiz…
MÜSLÜMANLARI AVRUPA’DAN SİLMEK İSTİYORLAR!
Avrupa’da Müslümanların uğradığı saldırılar, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın da gündeminde.
Başkan Erbaş, CNN Türk’te katıldığı programda, Almanya’da son zamanlarda camilere yönelik artan saldırıları değerlendirdi ve şunu söyledi: “Afrin’de ordumuzun yapmış olduğu terör örgütlerini temizleme harekâtının intikamını camileri bombalayarak, camileri tahrip ederek alıyorlar. Onun için bu terör örgütlerinin dinle, inançla hiçbir alakası yok. Tamamen dine karşı, Müslüman’a karşı olduklarını gösteren en önemli göstergedir bu saldırılar.”
***
Bu konuda son bir not daha;
Biliyorsunuz, bir süre önce Prof. Dr. Cevat Akşit hoca efendiyi ziyaret ettim, ziyaretimle alakalı izlenimlerimi de kısmen paylaştım, geçen yazımda.
O sohbet sırasında hoca efendinin altını çizdiği hususlardan biri de, Avrupa’da Müslümanların uğradıkları zulümdü.
Cevat Akşit hoca efendi, tüm bu saldırıların asıl hedefinin “Müslümansız bir Avrupa meydana getirmek olduğunu” ifade etti.
Ve de Müslümanlara yönelik bu saldırıların “bireysel” olmadığını, belli merkezlerden yönetildiğini ve yönlendirildiğini de aktardı.
VERGİ MÜFETTİŞ YARDIMCILARINDAN MEKTUP VAR!
“Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük çabalarıyla 2011 yılında kurulan Vergi Denetim Kurulu ile adeta kast sistemi haline gelmiş olan Maliye Bakanlığı’ndaki denetim birimleri arasındaki ayrım ortadan kaldırılmış ve Vergi Müfettişliği unvanı altında bu birimler birleştirilmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın Vergi Denetim Kurulu’nun kurulması sırasındaki açılış konuşmasında da belirttiği gibi kendileri bu birleşmenin yapılabilmesi için 6 yıl uğraştığını dile getirmiştir. Ancak Cumhurbaşkanımızın büyük uğraşı ve talimatlarıyla kurulan Vergi Denetim Kurulu çatısı altında bu reformu hazmedemeyen ve özümseyemeyen bürokratik oligarşi tarafından yine bu çatı altında A, B, C ve Ç adlı grup başkanlıkları ile ayrı birimler kurulmuştur.
2013 yılında yine Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla çok sayıda Vergi Müfettiş Yardımcısının alımına ilişkin ilanlar yayımlanmış olup bunun ilk örneğini de 5. Promosyon olarak nitelendirilen 2.000 kişilik kadro açılmasıyla kendisini göstermiştir.
Açılan 2.000 kişilik kadroya 5. promosyon olarak 1.799 kişi alınmıştır. Ancak bu durumu hazmedemeyen bürokratik oligarşi, 3-3,5 yıllık yardımcılık döneminde 1799 kişilik kadroyu son açıklanan yeterlik sözlü sınavında 173 vergi müfettiş yardımcısını eleyerek 960’a indirmiş yani söz konusu kadronun yaklaşık %50’sini performans, yetki, yeterlik yazılı ve sözlü sınavlarını bahane ederek elemiştir.
173 Vergi Müfettiş Yardımcısı’nın elenmesi ile ilgili kamuoyundan baskılar artınca da bu müfettiş yardımcıları hakkında muhtelif yerlere çeşitli isnatlarda bulunulmakta, ikinci sınav bahane edilerek yazılı sınavı başarıyla vermiş vergi müfettiş yardımcılarını mülakatta eleyerek tekrar yazılı sınava almaya çalışmaktadırlar.
173 Vergi Müfettiş Yardımcısı olarak Sayın Cumhurbaşkanımızdan yardım talep etmekteyiz...” (Mağdur vergi müfettiş yardımcıları).