Seyyid Ahmedi Hani’nin son temsilcisi olarak sayılan Molla Musa Celali, aslen Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine bağlı Sürbahan köyünde 1938 yılında fakir bir babanın çocuğu olarak dünyaya geliyor. İlkokulu bitirdiğinde babası öğretmen okulunda okumasını istiyor. Bu okula kayıt yaptırmak için yola çıkıyorlar ama küçük Musa’nın gönlü öğretmen olmakta değil, medresede okumaktan yanadır. Bu okula kayıt yaptırmak için Ağrı’ya doğru yaya olarak yola çıkıyorlar. Yolda babasını bu karardan vazgeçirmek çok çabalıyor ama babası vazgeçmiyor. Derken ilahi kader devreye giriyor. Toprak yollarda yürürken gözüne toz kaçıyor ve gözü kan çanağına dönüyor. Öğretmen okuluna gittiklerinde burayı imtihanda en yüksek puanla kazanmış olmasına rağmen okul müdürü “bu körü ben almam” deyip geri gönderiyor. Böyle onun bundan sonra çıkacağı ilim yolculuğuna ilk kapı aralanıyor.

Köye dönünce babasının haberi olmadan köyden ayrılıp yaya olarak Ağrı’ya gidiyor ve kendisini bir medreseye atıyor. Adeta bir sevk-i İlahi ile çıktığı ilim yolculuğunu keskin aklı, ilme olan doymaz iştahı ve ihlası sayesinde 17 yaşında medreselerde okutulan silsile kitaplarını okuyup bitirerek Şeyh Muhyeddin el-Havilȋ’den icazet alarak tamamlıyor. 1957 yılında memleketi olan Doğubeyazıt’a dönerek hem fahri imamlık yapmaya ve hem de talebe okutmaya başlıyor.

Müderrislik ve imamlık hayatını sürdürürken aynı zamanda bölge ulaması ile de yakın ilişkiler içinde oluyor. Karşılaştığı müşkil meseleleri bir deftere kaydedip zamanın en parlak âlimlerine sorarak sürekli olarak ilmini takviye ediyor. Ayrıca medrese ilimleri dışında da sıkı ve düzenli bir metotla kendi kendini yetiştirme programı yapıp bunu çok katı bir şekilde takip ediyor.

65 yaşından itibaren kendisini tamamen ilmi kitaplar hazırlamaya adama kararı alıyor ve çok sayıda çok önemli kitaba şerhler ve haşiyeler yazıyor, güncel meselelerle ilgili telif eserler kaleme alıyor. Eserleri şunlardır:

1.            Mecmuatu’l-Ulum. 2. Mecmuatu’l-Fevaid. 3. Mecmuatu’l-Kasaid. 4. Mecmuatu’l-Fetava. 5. Mecmuatu’l-Makasıd. 6. Haşiye Ala İşarati’l-İ’caz. 7. Mevlit ve Divan. 8. Şerhu Kasaid-i İbn Fariz. 9. Şerhu Ebyati Tarihi’l-Hulefa. 10. Şerhu Ebyati Nuri’l-Ebsar. 11. Bazı Şüphelere Cevaplar. 12. Kızıl İcaz Şerhi. 13. Tefsiru’l Muhmel Üzerine Haşiye. 14. İhsan Süreyya Sırma’ya Reddiye. SIRMA’nın “Hilafetten Saltanata” isimli eserinde bulunan ve gerçeklere aykırı olan bazı iddialarına reddiye olarak yazmıştır. Henüz basılmamıştır. 15. Ta’lîkât Ala Haşiyeti’l-Kızılcı Ala Tasrifi’l-Eşnevî. 16. Mecmuatu’r-Resâil. 17. Er-Risaletu’d-Daiyye İla Mahabbati Muaviye. 18. Nefyu’l-Ciheti Ve’l-Hulul Ve’l-İttihad Ve’l-Mekân Anil’llâhi’l-Vahidi’l-Kahhâri’r-Rahmân. 19. Ta’lîkât Alâ’l-Kitâbi’l-Lezi Yebhasu Ani’l-Lâh. 20. Senau’s-Sakaleyn Fî Menâkıb-İ’ş-Şeyheyn Ebî Bekir Es-Sıddîk ve Ömer El-Farûk. 21. Celâu’l-Ayneyn Fî Menâkıb-İ’l-Hateneyn Usmân Zî’n-Nureyn ve Alî Ebî’s-Sıbteyn. 22. El-Envâru’s-Satıa Fi’l-Ecvibeti Ani’l-İ’tirâdâti’l-Vârideti Alâ’l-Hulefâi’l-Erbaati. 23. Nuru’l-Basar Fî Menâkıbi’l-Eimmeti’l-İsney Aşer. 24. Feyzu’l-Kadiri’l-Mubdî Şerhu’l-Mevlidi’l-Kurdî. 25. Feyzu’l-Kadiri’l-Allâm Şerhu Nehci’l-Enâm. 26. Feyzu’l-Kadîri’r-Rahmân Şerhu Newbihârâ Biçûkân. 27. Feyzu’l-Kadiri’l-Mennân Şerhu Aqîdeti’l-Îmân. 28. Mecmuatu’l-Fuyûzât. 29. Hâşiyetu El-Vâdihu’l-Mesâlik Alâ Tefsîri’l-Medârik (Şerhu Tefsîri’n-Nesefî): Nesefi tefsiri diye meşhur olan tefsîr kitabı üzerinde yazılan bu eser, bölgedeki bazı âlimlerin ve üniversite hocalarının talebi üzerine Medârik adlı tefsîr kitabının müşkil ve zor taraflarının anlaşılmasını kolaylaştırmak amacıyla yazılmış, altı cilt halinde Ravza Yayınları tarafından bastırılmıştır. 30. Haşiyetu Camiu’l-Makasıd Ala Halli’l-Meakıd Şerhu’l-Kavaid. 31. Haşiyetu Şerhu’l-Muğni. 32. Feyzu’l-Kadîri’l-Metîn Şerhu Kitâbi Mem U Zîn. 33. Tuhfetu’l-Habîb. 34. Hediyyetu’l-Fakîr Fî Beyâni Ezkâri’l-Kadîr. 35. Beyzavî Tefsiri Haşiyesi: 8 cilt olarak hazırlanmıştır. 36. Molla Ahmed-i Cezirî Divanı Şerhi.

Molla Musa Celâlȋ, 45 cildi aşkın eserlerinde İslâm ilim tarihinin genel bir özet ve hulasasını bir araya getirmiş, İslâmî ilimlerin oluşum aşamasından günümüze kadar temayüz etmiş ilim dalları ve âlimlerden en önemli olanlarından nakil ve iktibaslarda bulunarak bir ilim talebesinin ve müderris/âlimin bilmesi gereken İslâmî genel kültür konusunda ansiklopedik bilgiler vermiştir.

Ben şahsen Molla Musa Hazretleri’ni yaklaşık onbeş yıl önce tanıdım ve gerçekten kendisine hayran oldum. Ama maalesef bu büyük âlimden sadece ilim çevreleri ve kendi bölgesinden bir kısım insanlar istifade edebilmiştir. Keşke bütün Türkiye istifade edebilseydi.

Zaman zaman İstanbul’a geldiğinde Vezneciler’de bulunan Ravza Yayınları’nı da ziyaret eder, burada kendisiyle görüşürdük. Aslında bize telefon açsa bulunduğu yere koşa koşa giderdik. Ama tevazuundan ve insana verdiği değerden ötürü genellikle kendisi gelirdi.

Şöhretten, gösterişten, kibirden çok uzaklarda olduğu gibi dünya malından da çok uzaklarda durdu. Bu dünyadan üzerine hiçbir tapu kaydı olmadan göçtü. Telif ettiği kitaplarından asla telif almadığı gibi çocuklarına da kendisinden sonra da almamalarını vasiyet etmiştir.

6 erkek, 1 kız çocuğu olmuştur. Erkek çocuklarının hepsine –Muhammed isminin konulmasına teşvik eden hadis-i şeriflere imtisal etmek için- birinci isim olarak “Mehmed” ismini vermiştir. Torunlarına da ilk isim olarak “Muhammed” ismini, ikinci isim olarak önce dört halifenin ardından da Aşere-i Mübeşşere’nin diğerlerinin isimlerinin konmasını istemiştir. Çocukları da onun bu isteğini yerine getirmişlerdir. Bütün bunlar onun peygamber ve sahabe sevgisinin ne denli derin olduğunun nişaneleridir.

 Medrese talebesi yetiştirmeye 1996 yılından itibaren Doğubeyazıt’ta kendi kurduğu medresede üç oğlu ile birlikte devam etmiş, burada bir taraftan talebelere ders verirken bir taraftan da telifata hız vermiştir. Onun bu kadar kıymetli kitapları çıkarmasında kendisi gibi müderris olan ve kendisine eserlerin hazırlanmasında her türlü desteği veren oğullarının payı çok büyüktür. Allah Teâlâ, kendilerinden razı olsun.

Hastanede normal serviste tedavisi sürerken kâğıt kalem istiyor. Kendisine veriyorlar ama elinde güç kalmadığı için yazamıyor. Bunun üzerine oğlu Mehmed Salih’e şunları yazdırıyor: “Dört delil haktır. Kitap, sünnet, icma ve kıyas. Hidayet de Allah’tandır.”

Bu sözleri söyledikten birkaç dakika sonra doktor gelip, “Seni entübe edeceğiz ama daha sonra sağlıklı olarak tekrar aramıza döneceksin” diyor. Ama seydamızın ağzından şu sözcükler dökülüyor: “Benim vadem tamamdır. Artık bu kadar ömrüm bana yeter. Eşhedü en lailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasulüh.”

Evet, seydamızın ağzından çıkan söz Kelime-i Şehadet oluyor. Bundan sonra entübe ediliyor ve bir daha hayata dönmüyor.

Rabbim makamını âli eylesin. İnşaallah eserleri, talebeleri ve her şeyden önemlisi salih evlatları onun amel defterini kıyamete kadar açık edecektir. İlmi eserlerinin hazırlanmasında medresede ilim talebesi yetiştirmesinde oğulları sürekli olarak yanında oldu. Rabbim onlardan da razı olsun. Bana bu bilgileri aktaran muhterem oğlu Mehmed Salih hocamıza da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. (Geniş bilgi için bkz. Mehmed Salih Geçit, Şark Dünyasında Kelam Tasavvuf İlişkisi; Şark Âlimleri Ansiklopedisi; https://www. facebook.com/seydamollamusa/videos/1272754376570179/)