Orta Doğu'da taşlar bir kez daha, bu kez nükleer satranç tahtasında yeniden dağıtılıyor. Yıllardır kapalı kapılar ardında sümen altı edilen ölümcül bir sır, ABD'nin arabuluculuğunda ''çözüme'' kavuştu. Washington, Tel Aviv ve Şam üçgeninde kurulan yeni denklemin içine Türkiye'nin de asılsız şüphelerle çekilmek istenmesi Ankara'nın radarına takıldı. Bölgedeki dengeleri sarsacak operasyonun detayları ilk kez sızdırıldı.
"Saha 99" ve Kirli Bomba Tehlikesi
Esad rejiminin mirasından geriye kalan en tehlikeli noktalardan biri olan "Saha 99", iki yıldır İsrail istihbaratının bir numaralı hedefi konumundaydı. El-Kibar nükleer reaktöründen geriye kalan "sarı pasta" (yellowcake) uranyum tozunun burada depolandığı aktarıldı.
Malzemenin doğrudan bir nükleer silah için değil, geniş alanları zehirleyecek bir "kirli bomba" yapımında kullanılabileceği vurgulandı. İsrail ordusunun, Esad'ın devrilmesinin hemen ardından bu tesise giden tünelleri bombalayarak erişimi kestiği kaydedildi.
Masada İkinci Vuruş Tehdidi
ABD ve İsrail kurmaylarının, ölümcül malzemenin akıbeti için bir yılı aşkın süredir gizli toplantılar yürüttüğü ortaya çıktı. İsrailli yetkililerin, nükleer malzemenin Suriye'de kalmasına tahammül edilmeyeceğini Trump yönetimine net bir dille ilettiği ifade edildi. Tesisteki enkazın çıkarılmaması halinde, bölgenin yerle bir edileceği tehdidi masaya sürüldü.
Washington'un devreye girmesiyle Şam'daki yeni hükümetle temasa geçildi. Yeni Suriye yönetiminin tesisteki nükleer enkazdan haberinin dahi olmadığı, uluslararası arenada temiz bir sayfa açmak adına işbirliğine anında yeşil ışık yaktığı belirtildi.
Krizin Zirvesindeki Türkiye Detayı
Süreç tam tıkırında işlerken, birkaç hafta önce tesiste tespit edilen şüpheli bir hareketlilik Tel Aviv'de alarmların çalmasına neden oldu. İsrail istihbaratı, Suriye'nin nükleer malzemeye ulaşmaya çalıştığı ve bu süreçte Türkiye'nin Şam yönetimine yardım ediyor olabileceği senaryosunu raporladı.
Bölgede kılıçların yeniden çekilmesi ihtimali üzerine ABD acilen devreye girerek İsrail'i durdurdu.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) sahaya inmesiyle, üç hafta önce malzemenin ülkeden tamamen çıkarılmasını öngören tarihi mutabakat resmiyete döküldü.
Uranyum yüklü araçların bölgeden tahliye edileceği sevkiyat bekleniyor.



