Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, İslam’ı bir hayat nizam olarak gönderen, hesap gününün hâkimi, Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

İmtihandayız, Allah (c.c) akıl ve iman nimetini verdiği için imtihandayız. İmtihandayız, Allah (c.c) iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden ayırma nimetlerini ihsan ettiği için imtihandayız. İmtihandayız, Allah (c.c) bir seçme, seçtiğinden sorumlu olma özelliği olarak insana cüz-i irade nimetini verdiği için imtihandayız. İmtihandayız, Allah (c.c) bir yol ve hayat nizamı olarak İslam nimetini kullarına ikram ettiği için imtihandayız. Bu imtihanı kazanmak çetin bir iştir ve yiğitlik ister, azim ister, sabır ister, sebat ister, mücadele ister. Bu imtihanı kazanmak isteyenler, Kur’an ve Sünnet kitabına sarılmak zorundadırlar. İman ve cihad, bu imtihanı kazanmanın temelidir. İmansız ve cihadsız bu imtihanı kazanmanın yolu yoktur. Bu imtihan, hak ile batılın, iman ile inkârın, tevhit ile şirkin, samimiyet ile münafıklığın, İslam ile haçlı batının, Milli Görüş ile Siyonizm’in, ıslah ile ifsadın, emek ile faizin, nikâh ile zinanın, helal ile haramın, hayır ile şerrin, adalet ile zulmün mücadelesidir. Dünya hayatımız başından sonuna bir hak-batıl mücadelesidir.

Kur’an, yürüyüş edebinden kapı çalmaya, devlet yönetme kurallarından devletlerarası ilişkilere, aile içi ilişkilerden toplum hayatına kadar her şeyin en güzelini bize bildirmiştir.

Allah (c.c), Resulünü miladi 610 yılında Mekke’de peygamber olarak görevlendirmiştir. 13 senelik Mekke mücadelesinden sonra Efendimiz, Medine’ye hicret etmiş, orada saadet devletini kurmuştur. Bu saadet devletinde insanlar kadınlar ve erkekler olarak tam bir huzur içinde yaşam imkânı bulmuşlardır. İçinde yaşadığımız modern cahili zamanlarda ise insanlar, kadınlar ve erkekler olarak derin bir bunalım içinde hayat sürmektedirler. Kadınlar ve erkekler İslam’ın koyduğu ahkâma uyarlarsa saadet bulurlar, uymazlarsa belalarını bulurlar. Kadın ve erkekler, nefislerini terbiye ve ıslah mücadelesini ihmal etmeden, hayatlarını ilahi hükümler istikametinde düzenlemede yarış halinde olmalıdırlar. Bu yarış, kadın ve erkeğin belirlenmiş hakları ve aile içi hiyerarşi korunarak yapılmalıdır. İtaat ve sadakat olmadan olmaz.

Mücadelenin temel kurallarına bir göz atalım.

1. Allah’a ve Resulüne karşı kanun koymaya kalkanlar, kendilerinden öncekiler alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Bu ilahi bir hükümdür. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.

2. Göklerde ve yerde olanların hepsini Allah bilir. İnsanlar gizli veya açık ne konuşurlarsa konuşsunlar, bu konuşmaların tamamından Allah haberdardır.

3. Gizli konuşmalarda günahı, düşmanlığı ve Peygamber’e karşı gelmeyi değil, iyilik ve takva konuşulmalıdır. Gizli konuşmalar şeytandandır. Şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah’a dayanıp güvenenlerdir.

4. Müminler namazı kılar, zekâtı verir, cihad eder, Allah’a ve Resulüne itaat ederler.

5. Müminler Allah’ın gazap ettiği bir topluluğu veli edinmezler. Gazap edilenler bizden değildirler. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar. Gerçekten onların yaptıkları şey çok kötüdür. Onlar yeminlerini kalkan yapıp Allah’ın yolu İslam’dan insanları saptırıyorlar. Onların malları da oğulları da Allah’a karşı kendilerine bir fayda vermez. Onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır.

6. Batıla sapanları Şeytan etkisi altına almıştır ve onlara Allah’ın yolu İslam’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar, Şeytan hizbi olanlardır. Şeytan hizbi olanlar kayıptadırlar.

7. Allah’a, Peygambere ve İslam’a karşı ve düşman olanlar, aşağılık kimselerdir.

8. Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplum -babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa- Allah’a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk etmezler. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah hizbi olanlardır. Kurtuluşa erecekler de sadece Allah hizbi olanlardır. Mücadele, Allah ve Resul’ünün çizdiği sınırlar içinde olmalıdır. Allah (c.c) ve Resulünün koyduğu emir ve yasaklara muhalefet etmek, haddi aşmaktır. Mücadele şuur ister. Bu asrın mücadele şuuru Milli Görüştür.

Seçen Seçtiği İledir

Hak batıl mücadelesinin önemli hususlarından birisi de seçenin seçtiği ile seçilenin seçenle imtihanıdır. Seçen seçtiğine yetki vermektedir. Seçilen ise seçen adına yetki kullanmaktadır.

Seçilen, faize dayalı sömürü düzenini savunuyor ve yürütüyorsa seçen bundan sorumludur.

Seçilen, “Reel politik” diyerek küresel zalimlere teslim olup AB’cilik, ABD’cilik yapıyorsa, seçen bundan sorumludur. Seçilen batılı hakka tercih edip şer için çalışırsa, seçen bundan sorumludur. Oy verenler, oy verdiklerinin hayır ve şer olarak yaptığı her şeye onay vermiş olmaktadırlar.

Seçen seçimini doğru yapmak istiyorsa mutlaka Milli Görüşü ve onun tek temsilcisi Saadet Partisini seçmek zorundadır. Sağlam ağaçlar, en sert iklimlerde yetişir. Milli Görüş hiçbir zaman rüzgâra göre yön değiştirmemiştir. İlkelerinden, prensiplerinden taviz vermemiştir. Küresel egemenlere boyun eğmemiştir. Hangi şart altında olursa olsun “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” sevdasından asla vazgeçmemiştir.

“Amerika ne der ”, “Avrupa ne der ”, “Birleşmiş Milletler ne der ” diyen işbirlikçiler ve bunların peşine düşenler, Milli Görüşün ve Saadet Partisinin değerini ölçemezler.

Milli Görüş, “Bana ne Amerika’dan! Bana ne Amerika’dan!” hidayetine, ferasetine dirayetine sahip olmaktır.

Saadet Partisi geçmişte olduğu gibi bu gün de  “Bana ne Amerika’dan! Bana ne Avrupa’dan! Bana ne BM’den” diyebilen tek partidir. Bunun için Gazze olayında en ciddi teklifi kamuoyu ile paylaşmıştır. Bu teklif şudur: 1- Türkiye’nin öncülüğünde derhal “Filistin Barış Gücü” oluşturulmalıdır. 2- Başta Türkiye ve İran olmak üzere İslam ülkelerinin tamamı bu barış gücüne asker vermelidir. 3- Bu güç, İsrail’in her saldırısına misliyle karşılık verecek bir askeri teçhizat ile donatılmalıdır.  4- Bu barış gücü, Gazze’lilerin, Filistin’lilerin can ve mal güvenliğini korumak için Gazze’de konuşlandırılmalıdır. Bu teklifi Ancak Milli Görüş yapabilir, başkası yapamaz.

Çünkü Milli Görüş, bu toprakların vicdanıdır. Milli Görüş, bu toprakların tek çaresi, tek kurtuluş reçetesidir. Milli Görüş’ün mücadelesi, “onlar bakan, başbakan oldu biz de olalım mücadelesi değildir.” Milli Görüş’ün mücadelesi, onlar ihale aldılar biz de alalım mücadelesi değildir.

Milli Görüş’ün mücadelesi, onlar yalılara, yatlara, plazalara taşındılar biz de taşınalım mücadelesi değildir. Saadet Partisinin mücadelesi, hakkın ve hakikatin mücadelesidir.

Saadet Partisi, devletin malını yağmalayanların değil, “devlet malıdır, sedye kirlenmesin” deyip “çizmelerini çıkarmaya çalışan” asaletin mücadelesini vermektedir.

Saadet Partisi, lüks gökdelenlerde ihale paylaşanların değil, son nefesini vereceğini bile bile elindeki oksijen maskesini arkadaşına verenlerin mücadelesini vermektedir.

Saadet Partisi, hak yiyenlerin değil, kömür karası bulanmış avuçlarındaki notta, “hakkını helal et oğlum” diyenlerin mücadelesini vermektedir. Saadet Partisi, eli nasırlı, yüreği hüzünlü çiftçinin mücadelesini vermektedir. Saadet Partisi, evine ekmek götürmekte zorlanan asgari ücretlinin, açlığa mahkûm edilen emeklinin mücadelesini vermektedir. Saadet Partisi, bu sebepledir ki, herkes sussa da, susmayacak bütün mazlumların sesi olmaya devam edecektir.

Saadet Partisi tek başına, son Cumhurbaşkanlığı seçiminde, bu asaletinden dolayı onurlu bir duruşu otaya kaymayı başarmıştır. Bu duruşuyla bütün dayatmalara karşı dik durmuş ve demokratur oyunun aleti olmayı reddetmiştir.

Zafer, haklı bir zihniyetin, doğru bir metodun ışık tuttuğu, sağlam bir siyasetin çizdiği, üstün bir stratejinin gösterdiği ve ehil bir kadronun yönettiği, aziz milletimizin özü olan MİLLİ GÖRÜŞ iktidarıyla mümkün olacaktır.

Yeniden tarihteki yerimizi almak için birbirimizle kenetlenmeye iyiye, güzele, doğruya, faydalı ve adil olana yani hakka hep birlikte koşmaya, Adil Bir Düzenin kurulması için verilen mücadeleyi birlikte azimle yapmaya mecburuz vesselam.