Türkiye’de istihbaratın belkemiği olan, son dönemde “sivilleşme” ve “dışa dönük” çalışmaları ile dikkat çeken Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) kimler geldi, kimler geçti

Hiç merak ettiniz mi, istihbaratın “tepe” isimlerinin eğitimi ne Hangi okuldan mezun oldular Buyursunlar;

Milli Emniyet Hizmetleri Reisleri:

* Şükrü Ali Ögel: Kara Harp Okulu mezunu.

* Mehmet Naci Perkel: Harp Okulu mezunu.

* Behçet Türkmen: Harp Okulu mezunu.

* Emin Çobanoğlu: (Vekil).

* Ahmet Salih Korur: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi.

* Emin Çobanoğlu: (Vekil).

* Hüseyin Avni Göktürk: İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi, Cenevre’de Yüksek Lisans, Berlin’de Doktora yaptı.

* Ahmet Salih Korur: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi.

* Ahmet Celalettin Karasapan: Paris Siyasal Bilgiler Okulu ve Sosyal Bilgiler Okulu Gazetecilik Bölümünü bitirdi.

* Ziya Selışık: Harp Okulu mezunu.

* Naci Aşkun: Kara Harp Okulu mezunu.

* Mehmet Fuat Doğu: Harp Okulu mezunu.

* Ziya Selışık: Harp Okulu mezunu.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarları:

* Avni Kantan: Harp Okulu mezunu. 

* Mehmet Fuat Doğu: Harp Okulu mezunu.

* Nurettin Ersin: Harp Okulu mezunu.

* Bülent Türker: Harp Okulu mezunu.

* Bahattin Özülker: Deniz Harp Okulu mezunu.

* Bülent Türker: Harp Okulu mezunu.

* Hamza Gürgüç: Harp Okulu mezunu.

* Adnan Ersöz: Harp Okulu mezunu.

* Bülent Türker: Harp Okulu mezunu.

* Burhanettin Bigalı: Harp Okulu mezunu.

* Hayri Ündül: Harp Okulu mezunu.

* Teoman Koman: Harp Okulu mezunu.

* Sönmez Köksal: Saint Joseph Fransız Lisesi (1958) ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (1962) mezunu.

* Şenkal Atasagun: Galatasaray Lisesi ve Fransa Grenoble Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi.

* Emre Taner: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

* Hakan Fidan: Türk Silahlı Kuvvetleri’nde astsubay olarak görev aldı. Askerliği kendi isteğiyle bırakıp, University of Maryland University College’den Yönetim ve Siyaset Bilimi alanından lisans dereceleri aldı.

* İsmail Hakkı Musa: 1987’de Nancy II Üniversitesi Hukuk, İktisat ve İşletme Fakültesi Siyasi İktisat Bölümü’nden mezun oldu.

* Hakan Fidan: (Devam ediyor)

PROFESYONEL ASKERLİK HANGİ BAHARA KALDI!

Toplumsal hafızamız ne kadar da zayıfladı!

Daha yakın zamana kadar bu ülkede “profesyonel askerlik” tartışmaları vardı, değil mi

Bu tartışmaların amacı ve hedefi neydi; Çatışmalı bölgelere acemi askerler yerine yetişmiş ve askerliği meslek olarak benimseyenlerin gitmesi, böylelikle şehit verilmemesi, ocaklara ateş düşmemesinin sağlanması, anaların ağlamasının önüne geçilmesi...

Ne de çabuk unuttuk; Çok değil iki sene önce bir Bakan şunları söylüyordu; “Sayın Başbakanımız bu konuda gerekli açıklamayı yaptı. Ne güzel bakın dokuz aydır, on aydır memlekette şehit haberleri gelmiyor. Terör artık unutulmaya başlandı. Allah ülkemizin bu huzur ortamını bozmak isteyenlere fırsat vermesin. Bu ülkeyi karıştırmak isteyenlere, milletin başına çorap örmek isteyenlere fırsat vermesin. Böylesine huzurlu ortam olduğu sürece tabi ki o zaman askerlik süresinin kısaltılması da, profesyonel orduya geçmemiz de, uzun vadede belki de zorunlu askerliğin zaman içerisinde tamamen kalkması da düşünülebilir...”

Recep Tayyip Erdoğan da Başbakan sıfatıyla, Türkiye’nin profesyonel askerliğe geçmesi gerektiğini defalarca dile getirdi.

Ancak görülüyor ki, bu alandaki çalışmalar yeterli değil.

Dağdaki teröristle çatışan askerlerin en az teröristler kadar eğitimli, donanımlı olması gerekmez mi

Bu ülke elbette bizim; Çanakkale Savaşı’nda yaptığımız gibi, Kurtuluş mücadelesinde ortaya koyduğumuz şahlanış gibi, vatan toprakları söz konusu olduğunda gerekirse canımızı seve seve feda etmeliyiz.

Ama askerliğe yeni başlamış, dağ yollarını bilmeyen, nerede nasıl davranacağını haklı olarak kestiremeyen gencecik insanları çatışma bölgelerine göndermek ne kadar doğru!

İşte yalnızca bu soru bile “profesyonel ordu”nun ne kadar gerekli ve elzem olduğunu ortaya koymuyor mu

‘PARALI MÜCAHİT!’ DE NE DEMEK!

Nehrin kıyısında oturmaya devam eden yazar, AKP’li gençlere, “Trol kardeşim, paralı mücahit birader, kindar neslin tosunu...” diye yükleniyor.

Amacım kimseyi savunmak falan değil…

Ama sadece “mücahit” kelimesinin ne anlama geldiğini (TDK Sözlüğü’nden) o yazarın görüşlerine sunmak istiyorum;

* “Kutsal ülküler uğruna savaşan kimse, alperen.”

* “Din uğruna savaşan, uğraşan, savaşçı.”

***

Bilemiyorum, bu iki tanımda da “mücahit” kavramını “para” ile yan yana getirmek mümkün müdür

Görüşlerinize saygıyla sunulur, efendim!..

DÜĞÜNÜN ŞİFRELERİ; NEYMİŞ EFENDİM!

Türkiye garip bir ülke!

Diyelim ki, bir siyasetçinin çocuğunun düğünü var. Gözler hemen katılanlara çevriliyor ve katılımcılardan yola çıkarak belli bazı yorum ve de analizlere ulaşılıyor.

Faraza, önceki gece 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün oğlu Ahmet Münir Gül-Zehra Ayşe Karadere çiftinin düğünü oldu.

Allah mesut bahtiyar eylesin.

***

Ama bakar mısınız, hemen kulaktan kulağa fısıldananlara;

* Efendim neymiş; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan neden törenin sonuna kadar kalmamış!

* Efendim neymiş; düğün merasimine katılan eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu Abdullah Gül’ün bundan sonraki siyasi hareketine destek olacakmış!

* Efendim neymiş; iş dünyasından Doğan TV Holding Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Mustafa Koç, Nazif Zorlu, Ferit Şahenk gibi isimlerin düğüne iştirak etmesi Erdoğan’a “dolaylı” bir mesajmış!

* Efendim neymiş, MHP lideri Devlet Bahçeli ile son dönemde arası “limoni” olan Meral Akşener, düğüne katılarak “anlamlı” bir jestte bulunmuş.

***

Baştan dedim ya, Türkiye tuhaf bir ülke!

Elin ağzı torba değil ki büzesin; bir hayırlı ve mutlu geceden ne manalar çıkarıyoruz!

Oysa bu bir düğün. Çağrılırsanız “erinmez”siniz iştirak edersiniz, çağrılmadıysanız da “yerinmez”siniz gitmezsiniz!

Bu kadar basit…

NOT: Bugün, 24 Ağustos 2015 Pazartesi. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!