Dünyanın sessizliğinden cesaret alan Siyonist İsrail rejimi, Filistin topraklarındaki işgal, sürgün ve yıldırma politikalarına bir yenisini daha ekledi.
İşgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentine bağlı Mesafir Yatta bölgesi, bir kez daha terör devletinin dozerlerine hedef oldu.
Filistinlilerin derme çatma evleri, geçim kaynağı olan hayvan ağılları ve çölde hayati öneme sahip su kuyuları acımasızca yıkıldı.

- MASUM AİLELERİN YUVALARI BAŞLARINA YIKILDI!
Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın sahadaki kaynaklara dayandırdığı habere göre, işgalci İsrail ordusu Mesafir Yatta bölgesindeki Hırbet el-Fuhayt beldesine ağır iş makineleriyle baskın düzenledi.
Filistinli aktivist Usame Muhamre'nin aktardığı acı tablo, Siyonist zulmün boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Baskında, Yaser Ali Ebu Subha'ya ait olan ve içinde 5 kişilik bir ailenin yaşam mücadelesi verdiği 80 metrekarelik sac ev acımasızca yıkıldı.
Bununla da yetinmeyen işgal güçleri; bölge halkının sığındığı iki barakayı, rızıklarını temin ettikleri bir koyun ağılını ve kısıtlı imkânlarla kurulan bir sağlık birimini de tahrip etti.

- FİLİSTİNLİNİN SUYUNA BİLE TAHAMMÜLLERİ YOK!
Sistematik bir mülksüzleştirme politikası yürüten işgalci rejim, Filistinlilerin yaşam kaynaklarını kurutmayı da ihmal etmedi.
Aktivist Muhamre'nin paylaştığı bilgilere göre, Siyonist güçler şu insanlık dışı yıkımlara imza attı:
- Yunus Ebu Subha'nın tek odalı mütevazı yaşam alanı dozerlerle ezildi.
- Bölge halkının en temel can damarı olan 150 ve 300 metreküp kapasiteli iki adet su kuyusu kullanılamaz hale getirildi.
- Fatma Halil Ebu Subha’nın iki aile ferdiyle hayata tutunmaya çalıştığı 40 metrekarelik barınağı ve hayvan ağılı yerle bir edildi.

- ZULÜM MESAFİR YATTA'NIN DÖRT BİR YANINA YAYILDI!
İşgalci gücün bölgedeki terörü, günün ilerleyen saatlerinde de hız kesmedi.
Mesafir Yatta'nın bir diğer noktası olan Hirbet et-Tebban bölgesine yönelen İsrail güçleri, burada da 160 metrekarelik devasa bir barakayı ve Filistinlilerin yaralarına merhem olmaya çalışan bir başka sağlık birimini daha yıkarak bölgeyi adeta bir harabeye çevirdi.
Topraklarını terk etmemek için direnen Filistinli siviller, işgalci gücün bu hukuk tanımaz zorbalığı karşısında bir kez daha evsiz ve susuz bırakıldı.





