Yakınını kaybeden vatandaşlar için miras sürecinde yeni bir dijital hizmet kullanıma sunuldu. Vefat eden kişinin bankalara olan borçlarının ve finansal yükümlülüklerinin araştırılmasını kolaylaştıran Risk Merkezi Raporu, 15 Ekim itibarıyla e-Devlet üzerinden erişilebilir hâle geldi. Mirasçılar, bu hizmet sayesinde miras bırakanın finansal kayıtlarının bir bölümüne ulaşabilecek. Ancak borçların öğrenilmesi, mirasın reddi için tanınan yasal süreyi durdurmuyor.

E-DEVLET'TEN MİRAS BORCU SORGULAMA NASIL YAPILIR?
Türkiye Bankalar Birliği tarafından sunulan yeni hizmetle birlikte mirasçılar, vefat eden yakınlarının finansal durumlarına ilişkin Risk Merkezi Raporu'nu dijital ortamda talep edebiliyor.
e-Devlet sistemine giriş yapan vatandaşların arama bölümüne “Risk Merkezi Raporu Başvurusu (Mirasçısı Olduğunuz Kişi Adına)” yazması gerekiyor. İlgili hizmet üzerinden ücretsiz rapor başvurusu yapılabiliyor.
Avukat Gizem Gonce, hizmetin kullanımına ilişkin şu açıklamayı yaptı:
"Türkiye Bankalar Birliği tarafından sunulan Risk Merkezi Raporu hizmeti, mirasçıların vefat eden yakınlarının finansal kayıtlarına ulaşmasını kolaylaştırıyor. e-Devlet'e giriş yapıldıktan sonra arama bölümüne “Risk Merkezi Raporu Başvurusu (Mirasçısı Olduğunuz Kişi Adına)” yazılarak ilgili hizmete erişilebiliyor.
15 Ekim itibarıyla kullanıma sunulan bu hizmet sayesinde mirasçılar, başvurularını dijital ortamda gerçekleştirebiliyor. Üstelik rapor ücretsiz olarak talep edilebiliyor. Burada altını çizmek istediğim konu, finansal durumun erken araştırılmasıdır. Mirasçılar, miras bırakanın mal varlığını ve borçlarını mümkün olduğunca erken öğrenerek haklarını korumaya yönelik adımlar atabilirler."
Risk Merkezi Raporu kapsamında kredi limitleri, kredi borçları, bireysel kredi başvuruları, gecikmiş telefon ve internet faturaları ile çek ve senet bilgilerine ilişkin kayıtlar yer alabiliyor.

Ancak bu rapor, vefat eden kişinin bütün borçlarını ve mal varlığını gösteren eksiksiz bir belge niteliği taşımıyor.
Gonce, raporun kapsamına ilişkin şu ifadeleri kullandı
"Risk Merkezi Raporu'nda kredi limitleri ve borç bilgileri, bireysel kredi başvurularına ilişkin kayıtlar, gecikmiş telefon ve internet faturaları ile çek ve senet bilgileri gibi veriler yer alabiliyor. Ancak bu raporun, vefat eden kişinin bütün borçlarını ve mal varlığını gösteren eksiksiz bir belge olduğu düşünülmemelidir.
Örneğin bir raporda kredi borcuna ilişkin kayıt bulunması, borcun tutarının ve hukuki durumunun ayrıca incelenmesi gereğini ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde raporda bir borcun görünmemesi de başka bir alacaklıya karşı herhangi bir yükümlülük bulunmadığını kesin olarak göstermez. Bu nedenle mirasçılar, raporu önemli bir araştırma aracı olarak değerlendirmeli; gerektiğinde bankalar, diğer alacaklılar ve ilgili kurumlar nezdinde ek inceleme yapmalıdır."
Vefat eden kişinin borçlarının mirasçılara geçip geçmeyeceği de en çok merak edilen konular arasında bulunuyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesine göre mirasçılar, miras bırakanın devredilebilir haklarını ve borçlarını kural olarak bir bütün hâlinde kazanıyor.
Avukat Gonce, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Türk hukukunda miras, yalnızca mal varlığından ibaret değildir. Miras bırakanın devredilebilir hakları ve borçları da kural olarak mirasın kapsamına girer. Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesi uyarınca mirasçılar, mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanırlar. Bu nedenle miras bırakanın borçları, mirasın reddedilmediği ve sorumluluğu etkileyen başka bir hukuki durum bulunmadığı takdirde mirasçılar açısından sonuç doğurabilir.
Özellikle borçların terekenin değerini aşması hâlinde mirasçıların kişisel mal varlıkları bakımından doğabilecek riskler dikkatle değerlendirilmelidir. Ancak her olayın hukuki sonucu aynı değildir. Borcun niteliği, mirasçılık sıfatı, mirasın reddedilip reddedilmediği ve diğer yasal koşullar birlikte incelenmelidir. Bu nedenle borçlu bir mirasla karşılaşan kişilerin yalnızca borç miktarına bakarak karar vermemesi gerekir."

MİRASI REDDETMEK İÇİN 3 AYLIK SÜREYE DİKKAT
Mirasçıların en fazla dikkat etmesi gereken konuların başında mirasın reddi için tanınan yasal süre geliyor. Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesine göre miras, kural olarak üç ay içerisinde reddedilebiliyor.
Yasal mirasçılar açısından bu süre, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmeleri durumu dışında, miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihte başlıyor. Vasiyetnameyle atanmış mirasçılar için ise resmî bildirimin yapıldığı tarih esas alınıyor.
Avukat Gizem Gonce, üç aylık süreye ilişkin şu bilgileri verdi:
"Miras hukukunda en önemli konulardan biri sürelerin doğru takip edilmesidir. Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesine göre miras, kural olarak üç ay içinde reddedilebilir. Yasal mirasçılar bakımından süre, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmeleri durumu saklı kalmak üzere, miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar. Atanmış mirasçılar bakımından ise süre, ölüme bağlı tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten başlar.
Burada sık yapılan hata, borçların e-Devlet üzerinden öğrenildiği tarihin her durumda üç aylık sürenin başlangıcı olduğunu düşünmektir. Oysa kanundaki süre başlangıcı farklı ölçütlere bağlıdır. Bu nedenle miras bırakanın ölüm tarihi, mirasçılık sıfatının öğrenilmesi ve varsa özel koşullar birlikte değerlendirilmelidir. Sürenin geçtiği düşünülüyorsa da hukuki durum incelenmeden kesin bir sonuca varılmamalıdır."
Mirasın reddinin e-Devlet üzerinden gerçekleştirilemeyeceğini belirten Gonce, borç sorgulama ile mirası reddetmenin birbirinden farklı işlemler olduğunu vurguladı.
"Hayır. Burada iki farklı işlemi birbirinden ayırmak gerekir. e-Devlet üzerinden sunulan Risk Merkezi Raporu hizmeti, vefat eden kişinin finansal kayıtlarına ilişkin rapor başvurusu yapılmasını sağlar. Bu işlem, mirasın reddi değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 609. maddesine göre mirasın reddi, mirasçının sözlü veya yazılı beyanıyla mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesinde gerçekleştirilir. Ret beyanının kayıtsız ve şartsız olması gerekir.
Dolayısıyla rapor almak, borç sorgulamak veya e-Devlet üzerinden başvuru yapmak mirası kendiliğinden reddetmez. Mirası reddetmek isteyen kişinin yasal usule uygun hareket etmesi gerekir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesi uyarınca, ret süresi içinde tereke üzerinde kanunda belirtilen sınırları aşan işlemler yapılması ret hakkını etkileyebilir. Bu nedenle mirasçılar, hukuki durumlarını değerlendirmeden tereke mallarını kendi malları gibi kullanmamalıdır."
Vefat eden kişinin borçlarının mal varlığından fazla olması durumunda ise mirasın hükmen reddi gündeme gelebiliyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesine göre ölüm tarihinde miras bırakanın borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılabiliyor.
Gonce, bu konuda şu açıklamayı yaptı:
"Miras bırakanın borçlarının mal varlığından fazla olması durumunda, Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesindeki düzenleme ayrıca önem kazanır. Kanuna göre ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılabilir. Bu durum uygulamada “mirasın hükmen reddi” olarak anılır.
Ancak borçların fazla olduğuna ilişkin her iddia, tek başına hükmen ret sonucunu doğurmaz. Miras bırakanın ölüm tarihindeki mali durumu, terekenin borca batık olup olmadığı ve mirasçıların davranışları somut olayın koşullarına göre incelenmelidir.
Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşan mirasçıların, borçları ve mevcut belgeleri gecikmeden değerlendirmeleri önemlidir. Üç aylık olağan ret süresinin geçmiş olması da her olayda bütün hukuki imkânların sona erdiği anlamına gelmez; hükmen ret koşullarının oluşup oluşmadığı ayrıca incelenebilir."
Mirasçıların hak kaybı yaşamaması için borçları ve mal varlığını birlikte araştırması gerektiğini belirten Gonce, özellikle tereke üzerinde yapılacak işlemlerin hukuki sonuçlarına dikkat çekti.
Gonce, mirasçıların izlemesi gereken yolu şu sözlerle anlattı:
"Öncelikle miras bırakanın mal varlığı ve borçları birlikte araştırılmalıdır. e-Devlet üzerinden alınan Risk Merkezi Raporu bu araştırmanın önemli bir parçasıdır; ancak tek başına yeterli kabul edilmemelidir.





