Tartışmalar sürerken Azerbaycan merkezli bazı medya kuruluşlarında Türkiye’nin dış politikası, Türk dünyasındaki rolünü hedef alan yayımlar yapılmaya başlandı. Ülkemizde ise başörtüsü zulmünü eleştirenler gözaltına alınıyor.

BAŞÖRTÜSÜ DÜZENLEMESİ TARTIŞMAYI BAŞLATTI

Azerbaycan’da 21 Eylül 2026’da kabul edilen okul kıyafeti düzenlemesi, laik eğitim ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilen kıyafetlere sınırlama getirdi. Düzenlemede başörtüsü açıkça yasaklanmamasına rağmen, bazı okullarda başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin eğitim kurumlarına alınmadığı yönündeki haberler protestolara neden oldu.

Türkiye’den de uygulamaya yönelik tepkiler geldi. Azerbaycan’da iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) ise 13 Ekim’de yaptığı açıklamada, Azerbaycan’ın eğitim politikalarının ülkenin laiklik ilkesi ve iç hukukuyla ilgili olduğunu belirterek Türkiye’den gelen açıklamaların ikili ilişkilere zarar verebileceğini savundu.

ALİYEV “İÇ İŞİMİZE KARIŞMAYIN” DEDİ

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de iç politikaya müdahale edilmemesi gerektiği yönünde mesajlar verdi. Böylece okul kıyafeti düzenlemesiyle başlayan tartışma, iki ülke arasında egemenlik, din özgürlüğü ve karşılıklı siyasi hassasiyetler başlıklarına taşındı.

ALİYEV’İN İSRAİL POLİTİKASI DA GÜNDEMDE

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki görüş ayrılıklarının bir diğer başlığını Bakü’nün İsrail’le ilişkileri oluşturuyor. Savunma ve enerji alanlarında iş birliği yürüten iki ülkenin ilişkileri, Gazze’deki gelişmelerin ardından Türkiye kamuoyunda da tartışılıyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 14 Ekim 2026’da Bakü’de Aliyev ile görüştü. İsrail Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, görüşmede iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin geliştirilmesinin ele alındığı bildirildi.

Türkiye’nin İsrail’in Gazze’deki saldırılarına yönelik tutumu ile Azerbaycan’ın İsrail’le sürdürdüğü ilişkiler arasındaki farklılık, iki ülkenin dış politika önceliklerini yeniden gündeme getirdi. Bakü yönetimi ise İsrail’le ilişkilerinin karşılıklı çıkarlar ve uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü savunuyor.

AZERBAYCAN BASININDA TÜRKİYE’Yİ HEDEF ALAN BAŞLIKLAR

Azerbaycan merkezli bazı internet haber sitelerinde yayımlandığı belirtilen şu başlıklar yer aldı:

Globalinfo.az: “Kimse Sultan Değil, Türkiye de Osmanlı Değil”

Whatsapp Image 2026 10 28 At 13.44.25

Publika.az: “İslamcı AK Parti’nin Türk Dünyasına Oluşturduğu Tehdit”

Whatsapp Image 2026 10 28 At 13.44.26 (1)

Globalinfo.az: “Erdoğan’ın Neo-Osmanizm Planı: Azerbaycan Kimsenin Karakolu Olmayacak”

Whatsapp Image 2026 10 28 At 13.44.26 (2)

Qafqazinfo.az: “Kardeş Tuzağıyla Erivan Haritamızdan Nasıl Silindi?”

Whatsapp Image 2026 10 28 At 13.44.26

Publika.az: “Siyasi İslam’ın İhracı ve İstihbarat Faaliyetleri”

Whatsapp Image 2026 10 28 At 13.44.25 (1)

Söz konusu başlıklar, Türkiye’nin siyasi yaklaşımını ve Türk dünyasındaki rolünü eleştiren ifadeler içeriyor. Yayınların, iki ülke arasında başörtüsü düzenlemesi ve dış politika üzerinden yaşanan tartışmaların devam ettiği dönemde gündeme gelmesi dikkat çekiyor.

“TEK MİLLET, İKİ DEVLET” SÖYLEMİ YENİDEN GÜNDEMDE

Türkiye ve Azerbaycan; savunma, enerji, ticaret ve bölgesel güvenlik alanlarında iş birliği yürütüyor. Türkiye, 2020’deki Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan’a siyasi ve askerî destek verirken, iki ülke arasındaki ilişkiler sonraki dönemde de stratejik ortaklık çerçevesinde sürdürüldü.

Son tartışmalar ise bu ortaklığın farklı politika alanlarındaki görüş ayrılıklarını nasıl yöneteceği sorusunu gündeme getirdi. Kardeşlik hukuku, sorunların konuşulmasını engelleyen bir dokunulmazlık alanı değildir. Aksine, sorunların açıkça konuşulmasını ve karşılıklı saygı çerçevesinde çözülmesini gerektirir.

KARDEŞLİK SÖZDE OLMAZ

Aliyev yönetiminin İsrail politikası, başörtüsü kısıtlamaları ve Azerbaycan’daki bazı yayın organlarının Türkiye’ye yönelik sert söylemleri birlikte değerlendirildiğinde, “tek millet, iki devlet” anlayışının yalnızca resmî törenlerde tekrarlanan bir slogana dönüşmemesi gerektiği görülüyor.

Bu anlayışın gerçek karşılığı, ortak tarih kadar ortak hassasiyetlere, siyasi bağımsızlık kadar karşılıklı sorumluluğa ve diplomatik yakınlık kadar toplumsal güvene de dayanmak zorunda. Aksi hâlde kardeşlik söylemi devam ederken, iki toplum arasındaki güvenin hangi yönde ilerlediği sorusu daha yüksek sesle sorulmaya devam edecek.

Kaynak: Haber Merkezi