Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi, kullarına İslam’ı bir nizam olarak gönderen Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine, yolundan giden müminlere olsun.

Dünya hayatımız Hak ile Batılın birbiriyle mücadelesi şeklinde geçmektedir. Bunun böyle olması insanoğlunun imtihanıdır. Günümüzde bu mücadele Milli Görüş ile Irkçı Emperyalizm arasında geçmektedir. Bu mücadelenin teşkilatlanmış şuurlu Müslüman bir topluluk tarafından yürütülmesi İslam’ın mücadele esaslarındandır. Ümmet; hakkın hâkim, batılın zail olması için mükellef olduğu cihad görevini eda etmek için teşkilatlanmak zorundadır. Ümmet olmadan, teşkilatlanmış bir yapıya sahip olmadan, cihad farzını eda etmek imkânı yoktur. Şuurlu bir Müslüman için her durumda esas olan şey; şartları iyi değerlendirip teşkilatlanmak, İslam ile insanlığın arasına konulmuş bütün engelleri ortadan kaldırmak için mücadele etmektir.

Hakkı hâkim kılmak için cihad eden Milli Görüşçülerin, hedef ve gayelerini bilmeleri yeterli değildir. Belirlenmiş hedefleri gerçekleştirmek ve gayeye ulaşmak için kiminle, nasıl ve hangi iş bölümü ile çalışılacağının da bilinmesi gerekir. Bunun için Milli Görüş teşkilatlarının çalışma esasları ortaya konmuştur. Çalışmaya başlamadan önce hangi teşkilat kademesinde görevli olursak olalım, Teşkilat Çalışma Esaslarını kavramamız, yazılı dokümanları okumamız ve özümsememiz gerekir. Teşkilat mefhumu ile kastedilen iki tanım vardır. Bu tanımların bilinmesi önemlidir.

TEŞKİLAT: Bir gayeyi gerçekleştirmek ve bir programı yürütmek için hiyerarşik bir düzen içinde bir araya gelerek faaliyet gösteren vasıflı ve yeterli sayıda insandan oluşan yapıya denir. TEŞKİLAT: Aynı kavramlara aynı manaları yükleyip aynı tanımlarla düşünerek aynı eylemleri ortaya koyabilen insanlar topluluğudur.

Müslümanlıkta bağımsızlık yoktur. Tarafsızım diyen kimseler sonunda kaybolup gider. Hakkı temsil eden Milli Görüşün tarafında saf tutmayanlar, ıslah çalışmalarına katkıda bulunmayanlar, hayra değil şerre hizmet etmiş olacaklarından, hem kendileri hem de toplum için huzursuzluk kaynağı olurlar.

Batıla karşı Milli Görüş teşkilatlanması içinde yerimizi aldıktan sonra muhatap kitlemize ve topluma rehberlik ederek onların saadetlerine vesile olma görevimizi tebliğ, davet, tanıtma, eğitim ve siyasi şuurlandırma etkinlikleri ile yerine getirmeliyiz.

Bu iş olmaz, buranın şartlarını bilmiyorsunuz, bize hava lazım, burada adam yok, arkadaşlar çalışmıyorlar, çağırıyoruz gelmiyorlar, istiyoruz vermiyorlar, bizi kimse dinlemiyor, çalışmak istiyorum ama zamanım yok, çok yoğunum, işim gücüm var, benden daha iyisini bulalım gibi kabuller, bünyeyi hastalıklı hale getirmektedir. Genellikle pek çok teşkilat mensubu da, çalışmalardaki aksama nedeninin bu yanlış kabuller olduğunun farkında bile değildirler.

Adam yetiştirmek, hem çok zor, hem de inanılmaz derecede zevkli bir iştir. Nereden, hangi bünyeden eleman alırsak alalım, gelenin öncelikle teşkilat yapımıza uyumlu hale getirilmesi için eğitilmesi gerekecektir.

Teşkilat halinde çalışma mecburiyeti zihinlerimizde bir inanca dönüştüğünde, birlikte çalışma ruhu ve heyecanı haliyle bir coşku seli oluşturacaktır. Bu coşku selinin önünde Rabbimizin yardımıyla batılın hiçbir gücü duramayacaktır.

Teşkilatlı Çalışmak

Biz İslam dininin hem şekline hem de ruhuna uymakla mükellefiz. Nefsimizi, ferdi, toplumu ve kurumları ıslah etmek ve bu gün ırkçı emperyalizm tarafından yürütülen ifsat ve zulmü engellemek, bir kimsenin veya gurupların birbirinden bağımsız, tek başlarına yapabileceği bir görev değildir.  Bu çalışmalar ittifak halinde, teşkilatlanarak, BÜNYANÜN MERSUS gibi kenetlenerek yapılması emredilmiştir. “Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi (BÜNYANÜN MERSUS) saf bağlayarak savaşanları sever.” (Saf: 4)

Mücadelemizde başarılı olabilmenin en önemli şartı, sağlam bir teşkilat yapısına sahip olmaktır. Görevlerin ittifak halinde, hep beraber teşkilatlanarak disiplin ve ciddiyetle yürütülmesi bir tercih değil zorunluluktur ve inancımızın gereğidir. Rabbimiz buyuruyor: “Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın…” (Ali İmran: 103) ”Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah’a inanırsınız...” (Ali İmran: 110)  “Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal: 46) ”Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir ümmet bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran: 104) Peygamberimiz buyuruyor: “Allah’ın kudret eli cemaatin (teşkilatlanmış Müslüman topluluğun) üzerinedir. O halde kim kendisini (teşkilattan) ayırırsa o cehennem için ayrılacaktır.” (Sünen el Tilmizi)

Yukarıda açıklanan bu hususlar  “Yaşanabilir Bir Türkiye’yi, Yeniden Büyük Türkiye’yi, Yeni Bir Dünya” yı kurma mücadelemizi ümmet halinde teşkilatlanarak yapmamız gerektiğini ortaya koymaktadır.

Disiplin Ve Ciddiyet

Teşkilat halinde yürütmeye mecbur olduğumuz bu çalışmalar, disiplin ve ciddiyet ister. DİSİPLİN: Başkanların birlikte çalıştığı kadrolar üzerinde görevlerini özümseyerek yapmaları için kurduğu yaptırım gücüdür. Bu ise itaat ve sadakat ile sağlanır. Tertipsiz, düzensiz, disiplinsiz, ciddi tutulmayan bir çalışmadan hayır gelmez. Rabbimiz buyuruyor: “O halde seninle beraber tövbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.”(Hud: 112) “İşte onun için sen (tevhide) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah’ın indirdiği kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. Aramızda tartışılabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüş de O’nadır.” (Şura: 15) “Allah uğrunda, hakkını vererek cihat ediniz. O, sizi seçti…” (Hac: 78) Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor: “Müslümanların idareciliğini üzerine alıp da, onlar için çalışmayan ve onların iyiliğini istemeyen bir idareci onlarla birlikte asla cennete giremez.” (Müslim)

CİDDİYET: Kadroların verilen görevleri yerine getirmek için bütün güçleriyle canla başla gayret etmeleri, davaya verdikleri önemin göstergesidir. Niçin çalıştığının şuurunda olan bir Milli Görüşçü, farz olan cihad görevini ciddiyetle yapmayı ihmal etmez, davası için talep edilen vazifeleri yapmayı zül ve angarya saymaz. “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan emir sahiplerine de (cihat emirlerine) itaat edin…” (Nisa: 59) Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:  “Müslüman bir kimse, hoşuna gitsin gitmesin, bütün işlerde günah olmadıkça, idarecinin emirlerini dinlemek ve itaat etmek mecburiyetindedir.” (Buhari ve Müslim) “Kim yeryüzünde Allah’ın dinini ve davasını temsil eden Müslüman bir idareciyi küçük düşürürse, Allah da o kimseyi küçük düşürür.” (Tirmizi) Denileni yapmadan “…işittik ve itaat ettik…” mümin duyarlılığını göstermeden netice almayı murat etmek yanlış bir davranıştır.  

Niçin Çalışıyoruz

Bizler Rabbimizi bilmek, tanımak ve emirlerini yerine getirmek için yaratıldık. Rabbimiz buyuruyor: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat: 56) Bu yaratılış gerçeği gereği insan ve Müslüman olduğumuz için çalışmaya mecburuz. Bizim dünya hayatımız bu çalışma mecburiyeti bakımından bir imtihandır. Bu imtihan ancak iman ve cihad ile kazanılır. “Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona yolu (Hak yolu, İslam’ı) gösterdik. İster şükreden olsun ister nankör.” (İnsan: 2–3) Cihat şuuruna sahip olmak önemli bir meseledir. Allah’ın kullarıyız. Mükellefiz. Nefsimizi, ferdi, toplumu, kurumları İslam ile ıslah etmek, hakkın hak anlayışının hâkim olduğu “Yaşanabilir Bir Türkiye’yi, Yeniden Büyük Türkiye’yi, Yeni Bir Dünya”yı kurmak ve bu gün ırkçı emperyalizm ve işbirlikçileri tarafından yürütülen ifsat ve zulmü engellemek için cihad etmek bir kulluk görevidir. Bu ise üzerimize büyük sorumluluklar yüklemektedir.  İnsan için çalıştığının karşılığı vardır. Allah’ın razı olduğu kullardan olmak, huzur, barış ve kardeşlik ortamında yaşamak istiyorsak, Hakka bağlı bir medeniyetin kurulmasını arzuluyorsak, buna ulaşmanın yolu çalışmaktır, mücadele etmektir. Dünyevileşmekten kendimizi kurtarmalıyız. Mazeretlerin arkasına sığınmamalıyız. Mal ve can fedakârlığında bulunarak cihat etmekten asla imtina etmemeliyiz. Rabbimiz buyuruyor: “Peygamber ve onunla beraber iman edenler ise mallarıyla ve canlarıyla cihat ettiler. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler.” (Tevbe: 88) “Müminler, ancak Allah’a ve Resulüne iman eden, sonra asla hiçbir şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenlerdir. İşte onlar sadıkların ta kendileridir.” (Hucurat: 15) vesselam.