Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi, kullarına İslam’ı bir nizam olarak gönderen Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine, O’na uyanlara, O’nun yolundan giden müminlere olsun.

Milli Görüş, Müslüman milletimizin temel görüşüdür. Milli Görüş, “Millete İbrahim’e Hanifa” olmaktır. Milli Görüş, Allah(c.c)’ın rızası olan İslam’ı bütün batıl dinlerden ve nizamlardan üstün tutmaktır. İslam’ın dışında ne varsa hepsi batıldır. Batıl ile saadet bulunmaz. Kur’an’ı ve Peygamberimizin sünnetini ve buna dayanan fıkhı doğru okuyanlar, Milli Görüşten başka bir yerde karar kılamazlar.  Milli görüş, İslam’ı bir bütün olarak, tek hak hayat nizamı olarak görmektir. Milli Görüş, referansı batıcılık ve medeniyet değerleri değil, İslam olan bir harekettir. Milli Görüş, iman ve cihaddır. Milli Görüş, batılın hak anlayışına değil, hakkın hak anlayışına itibar etmektir. Bilinen üç iktisadi düzen vardır. Bunlar; 1- Kârın ve faizin yasak olduğu sosyalizm, komünizm düzeni, 2- Faizin ve kârın serbest olduğu liberalizm, kapitalizm düzeni, 3- Kârın serbest, faizin yasak olduğu adil düzendir. Milli Görüşün benimsediği düzen, sosyalizm, komünizm, liberalizm, kapitalizm düzeni değil, adil düzendir. Milli Görüşün temel tercihi, AB’ye girmek değil, İslam birliğini kurmaktır. Milli Görüş özünde tevhid ve adalet olan bir kurtuluş reçetesidir.

İman ve inkâr iki yoldur. İman etmenin özünde Kur’an nizamına inanmak ve hâkimiyeti için cihad etmek vardır. İnkârcı olmanın özünde ise Kur’an nizamını değil, beşeri nizamları üstün görmek ve hâkim olmaları için çalışmak vardır. İnsanoğlunun dünya hayatı bir imtihan hayatıdır. İnsanı yeryüzünde imtihan eden, varlıkları yoktan yaratan Allah’tır. Rabbimiz buyuruyor. İnsan 1-3: “İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona (İslam’ı) yolu gösterdik. İster şükreden olsun ister küfreden nankör.” Bu imtihan dünyasında, isteyen insan istediği seçimi yapabilir. Dileyen şükür yolunu, dileyen de küfür yolunu seçebilir. Bilinmesi gereken gerçek şudur ki, bu imtihanın hesabını ahiret âleminde bizzat Allah görecektir. Allah hesap gününde kulundan, emanet ettiği İslam’ın hesabını soracaktır. Milli Görüş, dünya hayatının bir hak-batıl mücadelesi imtihanı olduğuna inanabilmek ve hakkın safında yer alabilmektir.

Akıl Tutulması

Milletimizin büyük çoğunluğu güncel yanılgı içindedir. Bu yanılgı, kendilerini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan kadroların Milli Görüşü temsil ediyor olarak görülmesi yanılgısıdır. Bu bir yanılgıdır. Bu kadrolar, Milli Görüşü temsil etmekten ziyade, ülkemizde batılı değerler üzerine bina edilmiş faizci kapitalist nizamı yürüten yöneticiler olmayı kabullenmiş kadrolardır. Batı kaynaklı bu düzenin hak anlayışı yanlıştır ve terazisi bozuktur. Bu anlayışa dayanan bir düzeni kim yürütürse yürütsün, şer ve batıl olan işlerden hayır gelmez.  İlahi takdiri değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyeceğine göre İslamsız saadet olmaz. İslam’ın bir takım hükümlerini uygulayıp, uzlaşma adına başka bir kısım hükümlerini uygulama dışı bırakmak, bunu yapanlara zilletten başka bir netice sunmaz. İslam’ın yarısı kendisi değildir. Rabbimiz buyuruyor; Bakara 85: “…Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.” Faizci bir düzenin Müslüman’ım diyen kadrolar tarafından yürütülüyor olması, bu düzeni adil bir düzen haline dönüştürmez. Böyle bir düzenin Müslüman’ım diyen kadrolar tarafında yürütülmesi, milletin de buna rıza göstermesi -Allah korusun- ilahi gazabın şiddetinin artmasına sebep olur. İslam’sız olarak inşa edilmiş düzenler, Allah’a karşı birer kibir düzenleri olduğu için, gerçekte bu düzenler Allah ile harp halinde olan düzenlerdir. Faizi savunmak Allah ile savaşmaktır. Zinaya hürriyet alanı tanımak yoldan sapmakdır. Kumar, içki, şans oyunları ve benzeri kötülükler şeytan işi pislik olan şeylerdir. Bunları çağdaşlığın alameti sayan toplumlar geçmişte helak olmuşlar, bugün de helak olmaya mahkûmdurlar. Batılılaşmak İslam’dan uzaklaşmaktır. Kur’an’ın hükümleri ortadayken Müslüman bir toplumun AB’ye girmeyi arzu etmesi cinayettir. Milletimiz, bütün bu yanılgılardan kurtulmak zorundadır. Kim ne derse desin, hangi anketin sonucu neyi işaret ederse etsin, hangi araştırma şirketinin iktidar favorisi kim olursa olsun gerçekler balçıkla sıvanmaz. Gerçek olan odur ki, bu millet, Milli Görüşü zihniyet olarak, onun tek temsilcisi Saadet Partisini ve inanmış kadrolarını tek başına iktidara taşıyıp adil düzene geçmeden kurtuluş imkânı bulamayacaktır. Akıl tutulması; İslam ile insan aklı arasına batı gezegeninin girmesi sonucu akılda meydana gelen kararmadır. Akıl, İslam’dan alması gereken ışığı alamadığı zaman

hastalanır ve hayrı şerden, hakkı batıldan ayıramaz hale gelir. Şerre hayır diye sarılır ve batının cıvık bataklığında yok olup gider. Allah bu millete Milli Görüş hidayeti, feraseti ve dirayeti versin.

İnsanlar Ve Zan

Günümüzde insanlar, zannediyorum ki, ben böyle zannetmiyorum ile başlayan cümleleri çokça kurarlar. Zan; sanmaktır, farz ve tahmin etmektir. Zan ile ilgili rabbimiz buyuruyor

Hucürat 12: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır…”  Kulaktan dolma bilgilerle hüküm vermek çok tehlikeli bir şeydir. Bakara 78: “İçlerinde bir takım ümmiler vardır ki, Kitab’ı bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar.”  Nerede birlik sağladıklarına bakılmaksızın bir çoğunluğun arkasından gidilmez. Kur’an’a ve Sünnette değil, zanna tabi olmuş çoğunluğa uymak kınanmıştır. Enam 116: “Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tabi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler.” Zan başkadır, ilim ve İslam başkadır. Yunus 36: “Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (İslam’dan) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pekiyi bilendir.” Peygamberimiz (s.a.v) buyurmuştur: “Zandan sakının. Zira şüphesiz zan, sözün en yalan olanıdır.” Hayatı sadece dünyadan ibaret zannetmek en büyük cehalettir. Casiye 24: “Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helak eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar.”  Necm 28: “Hâlbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.” Zan ikidir. İyi zan; “İslamsız saadet olmaz” bir iyi zan örneğidir. Kötü zan; “Batılı değerlerle de saadet bulunur” bir kötü zan örneğidir. Bir kimse zanlarını İslam’a tabi kılmadıkça hakikat nazarında Müslüman sayılmaz. Bu esas, bugün ben Müslüman’ım diyenler tarafından unutulmuştur.

Bu Bayram

Bu bayram vesilesiyle toplumun çeşitli kesimleriyle sohbetlerimiz oldu. Bu sohbetlerin büyük bir bölümü siyesi tercihler üzerine olmuştur. Her şeyden önce siyaseti konuşurken dinlerden bağımsız mücerret bir siyaset anlayışının olamayacağını herkesin idrak etmesi gerekir. Her konuda olduğu gibi siyasette de iki akım vardır. Bu akımlardan birisi Hakkı üstün tutan siyaset akımıdır. Bu siyaset akımının tek referansı İslam’dır. Bu akımın öncülüğünü ülkemizde Milli Görüş Saadet Partisiyle yapmaktadır. Akımlardan ikincisi ise kuvveti üstün tutan siyaset akımıdır. Bu akımın referansları batılı değerler ve müktesebatıdır. Bu akımı ülkemizde muhafazakâr demokratlar (akp), sosyal demokratlar (chp), milliyetçi demokratlar (mhp) ve (bdp) temsil etmektedir.

Muhafazakâr demokrat siyaseti benimsemiş bir mutahit ve avukatla konuşuyoruz. Onlarla muhafazakâr demokrat siyaset anlayışının dayandığı ilkeleri, referanslarını ve Milli Görüş siyasetinin dayandığı esasları ve referanslarını konuştuk. Mutahit olan: “Bu işler birden olmuyor, Erbakan yapabildi mi ” sözleriyle karşılık verirken, avukatın ise: “senin dediklerine uyacak olursak bütün dünyadan kopmamız gerekir” karşılığını vermiştir. Mantık şu: “İslam düşmanlarının rızasını kazanmadan Allah’ın rızasını kazanmak olmuyor, yaptırmıyorlar, İslam’i siyasete uyarsak, İslam düşmanları bizi dünyadan tecrit eder, çatışma olur, onların dediğini yapmaktan başka yol yoktur, zaman içinde İslami siyasete döneriz.” Garip bir mantık.

Diyanette çalışan bir arkadaşımla konuşuyoruz, yaklaşık on üç yıl önce kendisine misafir olmuştum. Saadet Partisi ve AKP’nın kurulduğu, Milli Görüş kadrolarının ikiye ayrıldığı yıllardı. O yıllar, taraflar arasında yoğun tartışmalar yaşanıyordu. AKP’yı tercih eden kadroların Milli Görüş gömleğini çıkardık dediği yıllardı. O gece bu arkadaşımızla onun evinde bu konuyu enine boyuna konuştuk. Bu bayramda namazda karşılaştık, bayramlaştık ve kısa bir sohbette bulunduk. Bu arkadaşımız bana çok kızdığını, kızma sebebinin de, evindeki sobette, AKP’nin lider kadrosu için sarf ettiğimi iddia ettiği bazı sözler olduğunu söyledi. Benim de rahatsız olduğum ne kadar kusurum varsa saydı durdu. Allah insanlara idrak ihsan etsin. Talebelik yıllarından beri siyasi mücadelenin içersindeyim, üslubuma dikkat etmeye gayret ederim, genellikle şahısları değil esasları konuşmaya çalışırım, insanız, aciz kullarız, zaman zaman yanlış anlaşılmalara neden olan sözleri söylemeyen kimse yoktur. Olan şey şudur. “Bir Müslüman faiz dünya gerçeğidir demez. Paranın dini imanı yoktur, nereden ve kimden gelirse gelsin kabul ederiz demez. Haram olan şeylere meşruiyet kazandırmaz. Haram yollardan gelir temin etmez” dediğinizde muhatabınız size; “sen falan kişiye kâfir oldu, dinden çıktı mı diyorsun” deyiveriyor. Siz demiyorsunuz, muhatabınız diyor. Biz Müslüman insanlarız. Ne kadar günah sahibi olursa olsun, ben Müslüman’ım diyen bir kimseye kâfir veya mürted oldu diyemez ve demez. Bir Müslüman diğer Müslüman kardeşinin demediği bir şeyi yorumlarla, dedi de demez. Bu kardeşimiz Muhafazakâr demokratlığı o kadar benimsemiş ki, Milli Görüş sözünü duymak bile istemiyor. Bir buçuksunuz, niçin %52’lık muhafazakâr demokratlara katılmıyorsunuz diye zannınca sevdiklerini doğru yola çağırıyor! Muhterem kardeşim ayıpları ifşa etmek haram, örtmek ise sevaptır. Kastedilmeyen bir şeyi bir şahsa ‘böyle dedin’ diye -toplum içinde- isnat etmek ise en büyük cinayettir. Milli Görüşsüz saadet olmaz vesselam.