“Ulu ve ulu oğlu, yüce ve büyük, adalet ıssı [sahibi] bilgin, yüce himmetli, Tanrı’yı tanır, işin sonunu görür, yoksulları yetiştirir Emir, zayıfların kaçıp sığındıkları zât, korunmak isteyenlere set kesilen devlet Din Bedr’i [dinin dolunayı] Allah yüceliğini daim etsin.” Hazreti Mevlâna bir mektubunun girişinde yönetene böyle sesleniyor. Bu hem bir duadır hem de onun nasıl olması gerektiğinin bir uyarısıdır. Dualar da yol göstericidir aynı zamanda. Dikkatle bu bölüme bakıldığında bir yöneticinin nasıl olması gerektiğinin anımsatılmasıdır.

Aynı mektubunda şu hatırlatmada da bulunuyor. “O dünyanın kutluluğuna sebep olan ve duyula-gelen güzel huylarınızı hayırlı sıfatlarınızı duyuyorum ki o da, Allah’ın emrini ululamaktır; Allah halkını esirgemektir. Bunları, hayırlı işlerinizi birbiri ardınca duyuyorum; zâti de hayır gizlenmez “O hayrı bir taş içinde olsa yeryüzünde. Yahut gökte bulunsa, Allah onu gene getirir.” “Gerçekten de Allah, bir zerre ağırlığınca zulmetmez. Yapılan iş güzel, hayırlı bir işse, onun sevabını kat kat artırır ve katında yapana da büyük bir ecir verir.” Allah başarınızı fazlalaştırsın. Bunları duydukça seviniyoruz. O başarı hakkınızda arttıkça artsın.” Mektup böyle devam edip gidiyor. Burada ayetlerle göndermelerde bulunuyor.

Mevlâna’nın hemen bütün eserlerindeki temel dayanak, Kur’an, sünnet ve hadislerledir. Arada anlattığı meseller, örnekler konunun daha iyi bilinmesi ve anlaşılması içindir. Sadece Mesnevî’de bine yakın ayete göndermede bulunuyor, özünü veriyor. Bir o kadar da hadisleredir. Bunları yaparken, özümserken şiiriyle, sözleriyle ve kendine özgü hâl diliyle aktarıyor. Bu koca dünyanın, manevi saltanatı içinde hayatın gerçekleriyle birliktedir. Hayatın kimi ayrıntıları bir kenara itilmeden, yaşanan gerçeklik içinde bazen uç örnekler de veriyor. Bu uç örnekler de hayatın içindedir. Günahı, sevabı, kötülükleri ve güzellikleri, iyilikleriyle.

Mevlâna’yı bugüne taşıyan, bundan sonrasına da taşıyacak olan eserleridir. Zamanın sultanları, yöneticileri kimlerdi diye sorsanız kimse bilmez. Ancak araştırma yapan tarihçiler, onların dönemlerini ve olaylarını bilir. O sultanların varlığından bile haberdar olunmaz.

Kimileri vardır ki bir arif’in, bir öncünün güzelliklerini, iyiliklerini değil de kusurlarını bulmaya kendilerini görevli bilirler. Bunu da bir hüner sayarlar. Oysa kendilerinin düşünce hayatına bıraktığı nedir diye sorulsa o kişi ancak karalamalarıyla bir süreliğine anımsanır sonra da unutulur gider. Hayatını olumsuzluklara ve karalamalara odaklı olmaya adamış olanlara yapılacak bir şey yoktur. Hani gene de hayır duada bulunulur. Allah ıslah etsin, iyi etsin, sonunu hayra çevirsin diye.

Bir insan hakkında eleştiri veya karalamada bulunulurken, kişi hayatta ise kendini savunur. Savunmasa bile hâl ve durumu, eylemleri kendini belli eder. Yapılan eleştiri veya karalamalarda saldırılan kimse kendini savunma gereği duyar ya da duymaz. Kişi kendinden emin ise tenezzül bile etmez. Doğrular elbette bir gün kendiliğinden belirir.

Mevlâna hayatta değil ama eserleri hayattadır. Onun da zamanında bir kul olarak elbette yanlışları ve kusurları olmuştur. Peygamberler insanlığa çağrıda bulunurlarken kendilerini bir kul olarak vurgularlar, Allah’ın yüceliğini belirtirler. İnsanlara iyilikle, güzellikle çağrıda bulunurlar. Kendileri iyilik ve güzellik örneği olarak yaşama çabasında olurlar. Onların da kusurları olur ama bu geçicidir. Birileri kalkıp peygamberlerin yanlışlarını, kusurlarını sıralamaya kalksa bir toplam oluşturur. Kaldı ki Allah, onların temiz kulları olarak ömürlerini tamamlamayı sağlar. Bu da onlar için özel bir durumdur.

Bir büyük dünya kurmuş olan ariflerimizin dünyaları temizdir, güzeldir. Nasiplenelim.

Yukarıda sözünü ettiğimiz mektubun son bölümünden bir alıntı yapalım: “Hayrın tamamlanması, başlangıcından hayırlıdır. Yeni ay güzeldir ama doldu, olgunlaştı, dolun ay oldu mu daha güzel bir hâle gelir.” “Rabbimiz Allah’tır deyip de sona doğru hareket edenler…” Her gün başarı yardımı, hakkınızda ve dostlarınız hakkında, daha da fazla olsun. Öyle olsun ey âlemlerin Rabbi.” Böyle bitiyor mektup.