Şair diyor ki:

Artık demir almak günü gelmişse zamandan/ Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş de vatandaş açısından meçhule giden bir gemiden farksız!

24 Haziran seçimleri ile kimilerinin öve öve bitiremediği kimilerinin ise her ağızlarını açışta yerin dibine batırdıkları bir sisteme adım atmış olduk.

Bilmediğimiz bir sisteme doğru koşar adım gittik!

Daha doğru koşar adım götürüldük.

Şimdi bilmediğimiz, tanımadığımız sistemi içinde yaşayarak öğrenmeye çalışıyoruz.

Bir bakıyoruz sistemin ta içinden bir açıklama geliyor.

Açıklamada sistemin ne kadar hızlı çalıştığı ballandırılarak anlatıldıktan sonra “Uyumsuzluk yaratan bir gecede gider” deniliyor.

Bu ifade sistemin ne denli hızlı çalıştığını dile getirdiği gibi aynı zamanda sisteme karşı direnmek isteyenlere gözdağı olarak da değerlendirilebilir.

Yani şimdi sistem bürokrasiye diyor ki:

Ya benimle uyumlu çalışırsın ya da bir gecede gidersin.

Bir gecede gitmek hiç kimsenin işine gelmeyeceğine göre herkes adımını bu uyarıya göre atacak demektir.

Sonra etraftan gelen eleştirilere kulak veriyoruz.

Sistemin Başkan’a Kenan Evren’i bile kıskandıracak yetkiler verdiği eleştirisini duyuyoruz.

Her duyduğumuz açıklama meçhule giden yolumuzu biraz daha aydınlatıyor.

Ve meçhul saydığımız ya da sandığımız şeylerin hiç de meçhulümüz olmadığının farkına varıyoruz.

Aslında biz bu sistemi tanıyoruz.

Yabancısı değiliz.

Daha fazla demokrasi, daha güçlü hukuk devleti, daha fazla refah, daha fazla zenginlik vaatleriyle oyalanıp dururken bir de bakıyoruz ki Kenan Evren dönemi ile kıyaslanır hale gelmişiz.

O dönemlere ait hiç güzel anımız yok.

“Asmayıp da besleyelim mi?” diye soran bir anlayışın hâkim olduğu döneme ait güzel anımız nasıl olsun?

Yeni döneme ait değerlendirmelerde Kenan Evren döneminin hatırlatılır olması hiç hoşumuza gitmedi.

İnşallah bu tür değerlendirmeler bir şom ağızlılık olmaktan öteye geçmez. Umarız meçhul olarak saydığımız şeylerin güzel yanları da ortaya çıkar.