Sömürgecilik ve emperyalizm yeniden su yüzünde. Batı, olanca

ruhuyla öncelikle İslâm coğrafyasını kuşatmaya aldı. 11 Eylül olayları Batı

için bir başlangıç nedeni. Bahane arıyordu bunu da sonunda gerçekleştirdi. Irak

işgali, ardından Afganistan, sonra içten içe Pakistan kuşatması yaşandı. “Arap

Baharı” adı altında büyük bir dalga Müslüman Arap coğrafyasını hedef aldı.

Kendilerinin belirledikleri ülkelerin kralları alaşağı edildi.

Suriye tam bir kangren olarak devam ediyor. Öldürülen

insanlar, yıkılan kentler, talan ve tahrip edilen kültür tarihi…

Afrika’da bulunan ülkelerde Müslümanların etkili olmaları

Hıristiyan Batı’yı çoktandır tedirgin ediyordu. Afrika’da tam bir çekişme

ortamı yaşanıyordu. Afrikalılar Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında savruladuruyorlar.

Somali, Nijerya, Uganda ve Mali.

Fransızların Libya olayından sonra iştahı kabardı. Libya’dan

istediklerini elde etti, payını aldı. Tükenmiş olan Avrupa kıtası açlığını

gidermek için yeni ve bakir alanların peşinde. Bu da bakir olan, İslâm

coğrafyası ile Afrika’dır.

Fransızlar şu sıralar Mali’ye saldırıyorlar ve topraklarını

işgal ediyorlar.

Batı’nın dalgasına kapılanlar, Suriye’de şahin kesilenler

Mali konusunda suskunlar.

Amerikancı İslamcılar ve muhafazakârlar Müslümanların daha

büyük parçalara bölünmesine katkı sağlamak adına “Şia paranoyasına”

tutulmuşlar. Gözleri hiçbir şeyi görmüyor.

Müslümanların sadece toprakları işgal edilmiyor, kültür

tarihleri imha edilmiyor. Asıl tehlikeli olanı zihni bozulma. Kendilerini

Batı’nın iğvasına kaptırmaları. Ruhen onların bir parçası durumundadırlar.

Mali’ye kim sahip çıkacak Mali sorununu dünya gündeminde

kim tutacak Müslümanların dönüştürüldükleri, artık düşmanlarına teslim

olduklarını nasıl ve kim anlatacak Batılı kavramlarla yaşanan bu süreçte, kim

neyi nasıl izah edecek

AB tutkusuna kapılanlar Fransızların yaptıklarını nasıl

değerlendirecek

Kaldı ki Libya işgali sırasında Fransa bu hareketin bir

Haçlı Seferi olduğunu vurgulamıştı. Bu bakış açısına rağmen Libya’daki değişimi

ve kargaşayı tercih edenler Mali konusunda nasıl bir düşünüşe sahiptirler

Sorumluluk sahipleri bu karmaşada nereden başlayacaklar

Mali, Müslümanları veya insanlığı ilgilendirmeyen bir sorun

mudur Orada öldürülenler, toprakları işgal edilenler, evlerinden barklarından olanlar

insan değiller midir Afrika’nın vahşi yaratıkları mıdırlar

Mali olayı da Arap Baharı kapsamında mı değerlendirilecek

Mali olayı biterse bu sefer hedef ülke neresidir

Türkiye’deki Müslümanlar ve iktidar sahipleri salt

iktidarlarını korumakla mı yükümlüdürler Batı’nın öngördüğü, gösterdiği

sınırlar içinde mi hareket edecekler

Patroitları Suriye sınırına koyun, Kürecik’e radar üssü,

İzmir’e NATO üssü kurun emrine mi amadedirler Buyruk almakla mı yükümlüdürler

Kendilerini Batının egemenleri karşısında bu kadar mı güçsüz görüyorlar. Karşı

çıkarlarsa dünyevi saltanatlarından mı mahrum kalacaklar

Müslüman olma bilinci cihat ruhudur. Canıyla, malıyla,

fikriyle, kalemiyle, düşüncesiyle, eylemiyle. Bu edimlere sahip olursa bir

kimlik sahibi olabilirler. Batı kavramlarıyla şekillenmeden, kendi öz ruh

bilinçleriyle ancak var olabilirler.

Müslümanlık bir bilinçtir. Yeryüzünde zulüm gören kim varsa

ona sahip çıkmakla yükümlüdür. Allah’ın dinini yaşama, bu dini tebliğ etme,

kardeşlerini koruma ve birlik sağlamakla erdemli olunabilir ancak. Başka bir

yol, yöntem ve çözümü de yoktur bunun. Ötesi köle ruhluluktur.