Habertürk kaynaklı bilgilere göre, şehirlerin çehresini değiştiren bu modernleşme dalgasının son kurbanı, apartmanların her türlü yükünü omuzlayan kapıcılık (apartman görevlisi) mesleği oldu. Sabahları sıcak ekmek getirmekten binaların bakımına kadar günlük yaşamın en sıcak ve güvenilir parçası olan bu emektarlar, yenilenen binalarda kendilerine yer bulamayarak kentsel dönüşümün sessiz mağdurları haline geliyor.
Ekonomik ve mimari gerekçeler kapıcı dairelerini yok etti
İnşaat sektöründeki maliyet artışları ve müteahhitlerin binalardaki kullanım alanlarını maksimum seviyeye çıkarma gayreti, yeni projelerin mimari planlarını tamamen değiştirdi. Ortaya çıkan bu yeni tablonun detayları şu şekilde şekilleniyor:

-
Mekansal Dönüşüm: Eski binalar yıkılıp yenileri yükselirken, geçmişte apartman görevlilerine tahsis edilen giriş veya bodrum katlarındaki "kapıcı daireleri" planlardan tamamen siliniyor.
-
Alanların Ticari Kullanımı: Yeni projelerde bu alanlar, daire sahiplerinin ortak ihtiyacını karşılamak ya da maliyetleri dengelemek amacıyla kapalı otopark, sığınak veya depo alanlarına dönüştürülüyor.
-
Maddi Hesaplar: Apartman yönetimleri, sürekli artan personel giderleri, sigorta primleri ve kıdem tazminatı gibi bütçe yüklerinden kaçınmak adına onlarca yılını aynı binaya adamış çalışanların iş akitlerine son vermeyi tercih ediyor.
İnsan emeğinin yerini dijital sistemler aldı: Köye dönüş başladı
Geleneksel insan emeğinin yerini, modern çağın getirdiği kurumsal ve teknolojik alternatifler hızla dolduruyor. Artık apartmanların günlük temizlik, çöp toplama ve çevre bakımı gibi rutin işleri için haftanın belirli günlerinde adrese gelen profesyonel temizlik şirketleri ile anlaşmalar yapılıyor. Güvenlik boyutu ise apartman sakinlerinin insiyatifinden çıkarak tamamen şifreli giriş kapılarına, akıllı interkom (görüntülü diafon) altyapılarına ve 24 saat kesintisiz kayıt yapan dijital kamera sistemlerine emanet ediliyor.
Yaşanan bu dramatik dönüşüm, yıllarca hizmet verdikleri apartmanlardaki ailelerin adeta birer ferdi haline gelen bina görevlilerini çok derin bir geçim kriziyle karşı karşıya bırakıyor. Hem işlerini kaybeden hem de büyükşehirlerdeki fahiş kira ve yüksek yaşam maliyetleriyle mücadele edemez hale gelen binlerce emektar çalışan, çareyi yıllar önce umutlarla geldikleri metropolleri terk etmekte buluyor. Şehrin emektarları, tasını tarağını toplayarak memleketlerine ve köylerine geri dönmek zorunda kalıyor.



