Abede Başkanı Trump’ın açık bir ifadesidir bu. “İran bizi kırk yedi yıldır üzüyor” diyor hayıflanarak. Bu önemli bir vurgu. Birçok açıdan. Batı düşüncesinin bir yansıması. Müslümanlara ve İslâm’a karşı verilen bir mücadelenin dışavurumu. Ortadoğu coğrafyasındaki hemen bütün uluslar denetim altında. İstendiği gibi çekip çevriliyorlar, sömürülüyorlar, başlarını kaldırıp kişiliklerini gösteremiyorlar. Humeyni’nin başlattığı İslâmî mücadele sonrasında İran özgürlüğüne kavuştu. Müslümanların kendi kendilerini yönetmeleri, İslâmî bir öz içinde olmaları özgürlükleridir. Kölelik ve bağımlılık Müslümanlar açısından olumlanabilecek bir durum değildir.

Müslüman uluslar NATO üyesi olsun ya da olmasın hemen bütününde üsleri bulunuyor. Daha vahim olanı, üye olmayanlarda üsler çok daha fazla. Yeni gün yüzüne çıkan Irak kırsalında ya da çöllerinde bilinmeyen üslerinin bulunduğu. Gizli olmasa bile açık olanlarda neler olup bittiği zaten bilinmiyor. Bilinmediği gibi artık oralar emperyalizmin topraklarıdır. İran’ın çevre ülkelerdeki üsleri vurması bu anlamda haklılık içeriyor. Bu ulusların hiçbiri neden bizim ülkemize saldırıyorsun deme hakkına sahip değildirler. Emperyalizm bu ülkelerin topraklarındaki kendi üslerinden İran’ı veya diğer ülkeleri vuruyor.

İran’ı işgal etme sürecinde karşılaştığı direniş, hazırlıklı oluş Müslümanların gözlerini açta ama ne yazık ki, bir anda özgürlüklerine kavuşma gücünde değildirler. Başta Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt gibi ülkelerde bir kıpırdanış ve hatta vazgeçiş bile söz konusu olmuşken yeniden sindirildiler.

Türkiye’nin savunma sanayiindeki atılımları öne çıkarma çabaları hem güven verme hem de güçlü olma gibi bir durumu içerir. Bunun olması elbette sevindiricidir. Hamasetten uzak, kendi içinde, daha dikkatli olunması gerekir. Daha önce de vurguladık, düğün bayram yaparak değil. Bu, emperyallere müdahale etmeye neden olabilir. Tabii bir de Suriye sürecinde iki saatte Şam’a gider şer’i devletimizi kurarız duygusal yaklaşımı ile değil. Filistin ve Gazze olayı gözler önünde. Kimin ne yaptığı, ne yapacağı biliniyor.

İran’ın dağların içinde bir dünya kurması bugüne gelinmesi sıradan bir durum değildir. Bu örnek tutum, Müslümanlar için iyi bir başlangıç olabilir.

Müslümanların kendilerini savunabilecekleri alanlar da olabiliyor demek ki.

Daha da önemlisi, Müslümanların birlikte hareket edebilme fırsatının oluşumunu sağlaması açısından da önemli. Emperyalizmi en çok tedirgin edecek olan da budur. Müslümanların özgürleşme tutkuları, birliktelik sağlamalarıdır. Trump’ın an çok üzüleceği durum da budur.

Müslümanları aşağılamasının, alay etmesinin ve hatta dalga geçmesinin kendileri açısından nasıl bir sonuç doğuracağının farkına varılmasıdır.

İran’a saldırı sürecinde üslup ve yaklaşımı sürekli yalan haberler ile blöf yapması, savaşı kazanmış gibi davranmasıdır. Müslümanlar üzerinde moral bozukluğu oluşturma gibi bir çaba içerisinde. İran halkının demoralize olmadan meydanlara dökülmesi de Müslümanlar açısından uyanışa bir nedendir.

Müslümanların yapması gereken aralarındaki ayrılıkları bir kenara bırakmaları, buluşma alanlarını çoğaltmaları, dayanışma sağlayabilecekleri alanları geliştirmeleridir. Bunlar dün için zor görünebilirdi ama bugün için biraz da esnemiş durumdadır.

Birbirlerinin yanlışlarını, kusurlarını, günahlarını sayıp dökmeleri değil, iyilikleri, güzellikleri ve doğruları ortaya koymaları hem insanlık hem de Müslümanların hayrınadır.

Trump ve emperyalizmin asıl niyeti haçlılık ruhunun materyalizm için yapılıyor olmasıdır.

Müslümanlar hem insanlık için hem de kendileri için var olmalıdırlar. İnsanlık için başka bir kurtuluş yolu yoktur.