Reklamı Kapat

Estonya Feribotu Sendromu

Başlığı, “Bize bir şey olmaz” diye de koyabilirdim. Ancak 28 Eylül 1994 tarihinde M/S Estonia adlı feribotun Baltık Denizi’nde batması ve 852 kişinin hayatını kaybetmesi ile literatüre “sendrom” olarak giren olay üzerinden konuyu anlatmanın daha uygun olduğu sonucuna vardım. Peki, neden böyle bir karar verdim? Öncelikle bu facia ile ilgili biraz detay verelim.

Estonya’nın Tallinn Limanı’ndan 28 Eylül günü saat 19.00’da hareket eden feribotun varış limanı Stockholm idi. Feribotta 803 yolcu, 186 personel olmak üzere toplamda 989 kişi vardı.  Yola çıkmışlar ve yaklaşık 5-6 saat içinde yani daha yeni günün ilk saatlerinde feribotun batışı gerçekleşmişti. Bu faciadan ancak 137 kişi kurtulabilmiş ve sadece 95 kişinin cesedine ulaşılabilmişti. Gemidekilerin yüzde 98’i ise yüzme biliyordu. Batış kıyıya çok da uzak olmayan bir noktada gerçeklemiş ama insanların çoğunluğu kurtulmak için bir çaba içine girmemişlerdi. Uzmanlar olay sonrası ölenlerin akrabaları dâhil birçok kişi ile görüşerek, hayatlarını kaybedenlerin bu yaklaşımlarını anlamaya çalıştılar. Bütün bu araştırmaların neticesinde 852 kişi neden kurtulmak için bir adım atmadı sorusunun cevabını gemi kaptanının “panik yapmayın dünyanın en güçlü feribotundasınız” sözünde buldular.

Şimdi neden bu örneği verdim onu ifade etmeye çalışayım.

Moral üstünlük, motivasyon, olumsuzluklar karşısında yol arama, şartlara teslim olmama gibi maddi-manevi yöntemler, sorunlarla mücadele etmede kullanılabilecek temel yaklaşımlardır. Ancak problemler doğru tespit edilemezse, doğal olarak tedavi de başarısız olacaktır.

Şurası çok açık ki, günü kurtarma mantığı ile hareket etmek sadece günü kurtarır. Herkesin malumu olan bazı gerçekler var. Biz bugün ülke olarak hem içerde hem de dışarıda bazı açmazlar yaşıyoruz. Kamplaşma ve ayrışma sosyal barışımızı doğrudan tehdit eder bir hâl aldı. Ekonomik olarak dönmekte zorlanıyoruz. İşsizlik oranları zirve noktasına ulaştı. İşgücümüzün neredeyse dörtte biri işsiz durumda. Genç işsizlikteki manzara ise gelecek kaygısı yaşayan gençlerimizin gözlerini yurtdışına çevirmelerine sebep oluyor. Hem devletin hem de vatandaşın borcu katlanarak artıyor. Gıdada bile dışa bağımlı hale gelmiş durumdayız. Sebze, meyve fiyatları evlerde mutfakların ana gündem maddesine dönüştü. Üretmeden tüketmenin rahatlığı hepimizi sarıp sarmaladı. Gösteriş merakımız ayaklarımızı yerden kesti. Aile kurumu üzerindeki baskılar hiç olmadık kadar arttı. Boşanmalar artık çok sıradan bir olay olarak algılanıyor. Dış politika neredeyse içinden çıkılmaz bir hâl aldı. Suriye’deki gelişmeler doğrudan milli güvenlik meselesine dönüştü. S-400, F-35, Patriot’lar derken kafa karışıklığı yaşandığına dair emareler çoğalmaya başladı. Doğu Akdeniz’deki gelişmeler her an bir oldubitti ile karşılaşma riskimiz olduğunu işaret ediyor. İran üzerine kurgulanan senaryolar sanki bizi de kuşatma operasyonuna dönüşmüş durumda. Avrupa ülkeleri ile olan ilişkilerin ne olacağına dair belirsizlik kendisini iyice hissettirmeye başladı. Arap Baharı’nda soft işgal girişimi ile karşı karşıya kalan, Türkiye’nin hinterlandı denilebilecek coğrafyalardaki bağlarımız her geçen gün daha da zayıflıyor. Bütün bu gerçekler gün gibi ortada. Bunlar yok demek, olmadıkları anlamına gelmeyeceği gibi bu mantıkla gidilirse -Allah korusun- bizi çok daha zor günler bekliyor demektir. Önce doğru teşhis ardından doğru tedavi yöntemleri ile kolları sıvamak zorundayız. “Bize bir şey olmaz” demek iyi ve hepimize sadece umut veren bir temennidir. Bu temenniyi gerçek kılmak kendi gelecek kaygılarımızdan öte, ülke ve millet menfaatini öncelemekle olur. Estonya Feribotu’ndan alacağımız dersler varsa, onları da almak için cesur olmamız lazım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?