Son dönemde daha fazla konuşulan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ı yakından gözlemleme fırsatı buldum.
Dünkü yazımın başında da belirttiğim gibi, hafta sonu Ankara’daydım.
Saadet Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Politikalar Kurulu Koordinatörleri Toplantısı’na, Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımıza yönelik politika önerileri hazırlayan komisyonun bir üyesi olarak katıldım.
Toplantıda ben de hazırladığım proje ve politika önerilerini sunma imkânı buldum.
Ekonomiden aileye, eğitimden sanayiye, tarımdan yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına kadar birçok konu masaya yatırıldı.
Türkiye’nin nasıl daha güçlü hale gelebileceğini, üretimin nasıl artırılacağını, aile yapısının nasıl korunacağını ve Avrupa’da yaşayan milyonlarca vatandaşımızın sorunlarına nasıl çözümler üretilebileceğini konuştuk.
Ancak Ankara’dan dönerken aklımda sadece projeler ve politika önerileri kalmadı.
Yaklaşık sekiz saat süren toplantı boyunca son dönemde adı daha fazla konuşulmaya başlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ı yakından gözlemleme fırsatı da buldum.
Ve doğrusu, gördüğüm tablo bana gençlerin neden yeni bir siyaset dili aradığını ve bu arayışın neden giderek daha fazla karşılık bulduğunu bir kez daha düşündürdü.
Son dönemde Mahmut Arıkan hakkında yapılan değerlendirmeler dikkat çekiyor.
Siyaset yorumcuları, akademisyenler ve medya mensupları onun siyasi tarzını, liderlik anlayışını ve geleceğe dönük vizyonunu daha fazla konuşmaya başladı.
Nitekim geçtiğimiz günlerde Erol Mütercimler de bir televizyon programında Mahmut Arıkan için dikkat çekici ifadeler kullandı.
“Son derece aklı başında, felsefi ve siyasi olarak duruşunu netleştirmiş bir isim” değerlendirmesinde bulundu.
Aslında bu değerlendirme sadece bir kişilik analizi değildir.
Bu sözler aynı zamanda Türkiye’de özlemi duyulan yeni bir siyaset anlayışına da işaret etmektedir.
Çünkü Türkiye’de siyaset uzun yıllardır yüksek sesle konuşanların, polemik üretenlerin ve rakiplerine sert çıkışlar yapanların ön plana çıktığı bir alan haline geldi.
Oysa özellikle genç kuşaklar artık farklı şeyler arıyor.
Bugünün gençleri sadece slogan duymak istemiyor.
Sadece hamaset dinlemek istemiyor.
Sadece geçmiş başarı hikâyelerini dinlemek istemiyor.
Gençler çözüm görmek istiyor.
Proje görmek istiyor.
Üreten insanlar görmek istiyor.
Gelecek görmek istiyor.
Siyasetin bağıranların değil, düşünenlerin işi olmasını istiyor.
İşte Mahmut Arıkan’ın son dönemde dikkat çekmesinin sebeplerinden biri de burada yatıyor.
Toplantı boyunca bunu açık şekilde görmek mümkündü.
Sabah saat 10.00’da başlayan toplantı akşam saat 18.00’e kadar sürdü.
Bu süre içerisinde onlarca sunum yapıldı.
Farklı alanlarda hazırlanan raporlar değerlendirildi.
Yeni proje önerileri tartışıldı.
Ancak dikkatimi çeken nokta şuydu:
Mahmut Arıkan toplantının başından sonuna kadar aynı dikkat seviyesini korudu.
Sunumları dinledi.
Notlar aldı.
Sorular sordu.
Farklı görüşleri dikkatle değerlendirdi.
Ve günün sonunda kapsamlı bir değerlendirme konuşması yaptı.
Belki dışarıdan bakıldığında bu küçük bir ayrıntı gibi görülebilir.
Fakat liderlik bazen tam da bu ayrıntılarda ortaya çıkar.
Çünkü birçok insan konuşabilir.
Fakat herkes dinleyemez.
Birçok insan fikirlerini anlatabilir.
Fakat herkes farklı fikirleri sabırla dinleyemez.
Bir liderin en önemli özelliklerinden biri kendisini değil, etrafındaki insanları da konuşturabilmesidir.
Mahmut Arıkan’da gördüğüm en önemli özelliklerden biri de buydu.
Konuşmaktan çok dinleyen bir lider profili.
Bugün gençlerin siyasetçilere yönelik en büyük eleştirilerinden biri samimiyet eksikliğidir.
Gençler artık hazırlanmış cümlelerle konuşan insanlara eskisi kadar ilgi göstermiyor.
Sosyal medya çağında büyüyen yeni nesiller yapaylığı çok hızlı fark ediyor.
Bu nedenle artık siyasetçiler için en önemli sermaye samimiyet haline gelmiş durumda.
Mahmut Arıkan’ın dikkat çeken yönlerinden biri de bu doğal duruşudur.
Gösterişten uzak bir üslup.
Abartılı söylemler yerine gerçek sorunlara odaklanan bir yaklaşım.
Kendini olduğundan farklı göstermeye çalışmayan bir siyaset tarzı.
Belki de gençlerin dikkatini çeken noktalardan biri budur.
Çünkü gençler kusursuz lider aramıyor.
Gerçek lider arıyor.
Bir diğer önemli nokta ise çözüm üretme anlayışıdır.
Bugün Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri ekonomik sıkıntılar kadar umut eksikliğidir.
Üniversite mezunları iş bulmakta zorlanıyor.
Ev sahibi olmak zorlaşıyor.
Evlilik yaşı yükseliyor.
Aile kurmak zorlaşıyor.
Birçok genç yurt dışına gitmeyi tek çıkış yolu olarak görüyor.
Bu tablo karşısında siyasetçinin görevi sadece sorunları anlatmak değildir.
Çözüm üretmektir.
İşte Mahmut Arıkan’ın son dönemde öne çıkmaya başlayan yönlerinden biri de budur.
Eleştirirken alternatif sunmaya çalışması.
Sorunları anlatırken çözüm ortaya koyması.
Nitekim bunun en somut örneklerinden biri de kamuoyuna açıklanan Türkiye Kalkınma Planı’dır.
Mahmut Arıkan tarafından kamuoyuna açıklanan Türkiye Kalkınma Planı, ekonomik kalkınmayı, üretimi artırmayı ve istihdamı güçlendirmeyi hedefleyen 41 ana master projeden oluşmaktadır.
Plan; sanayi, tarım, teknoloji, enerji, ulaştırma, eğitim ve bölgesel kalkınma alanlarında uzun vadeli hedefler ortaya koymaktadır.
Bugün gençlerin en büyük eleştirilerinden biri siyasetin sürekli sorunları konuşması fakat çözümleri yeterince ortaya koymamasıdır.
Türkiye Kalkınma Planı ise bu açıdan farklı bir yaklaşım sunmaktadır.
Çünkü burada sadece eleştiri değil, nasıl üretileceği konuşulmaktadır.
Sadece şikâyet değil, nasıl kalkınılacağı anlatılmaktadır.
Sadece vaat değil, planlama anlayışı ortaya konulmaktadır.
Bir ülkenin geleceği sloganlarla değil, projelerle inşa edilir.
Gençlerin iş bulabilmesi, üretimin artması ve Türkiye’nin yeniden güçlü bir kalkınma hamlesi başlatabilmesi ancak kısa ve uzun vadeli planlarla mümkündür.
Mahmut Arıkan’ın ortaya koyduğu yaklaşım da gençlerin geleceğe dair umut arayışına cevap verme çabası olarak değerlendirilebilir.
Ancak Mahmut Arıkan’ın dikkat çeken yönü sadece Türkiye sınırları içerisindeki meselelerle ilgilenmesi değildir.
O aynı zamanda Avrupa’da yaşayan yaklaşık 7,5 milyon vatandaşımızın sorunlarını da Türkiye’nin meselesi olarak görmektedir.
Nitekim geçtiğimiz aylarda Münih’ten başlayıp Budapeşte, Belgrad, Niş ve Sofya’ya kadar uzanan kapsamlı saha çalışmaları gerçekleştirildi.
Bu çalışmalar sırasında vatandaşlarımızın yaşadığı problemler yerinde dinlendi.
Gözlemlendi.
Not edildi.
Ve çözüm önerileri geliştirildi.
Çünkü sıla yolu sadece bir ulaşım güzergâhı değildir.
Sıla yolu, milyonlarca vatandaşımızın ana vatanına uzanan hasret yoludur.
Her yıl yaz aylarında yüz binlerce araç kilometrelerce yol kat ederek Türkiye’ye ulaşmaya çalışıyor.
Sınır kapılarında uzun kuyruklar oluşuyor.
Aileler günler süren yolculuklar yapıyor.
Çocuklar araçlarda bekliyor.
Yaşlılar zorluklarla mücadele ediyor.
Bu mesele birkaç haftalık yaz tatili yoğunluğu olarak görülemez.
Bu mesele devlet ciddiyetiyle ele alınması gereken stratejik bir konudur.
Bu nedenle sınır kapılarındaki kapasitenin artırılması, geçiş süreçlerinin hızlandırılması, acil yardım ve teknik destek mekanizmalarının kurulması, alternatif ulaşım modellerinin geliştirilmesi ve güzergâh ülkeleriyle diplomatik iş birliklerinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca dijital çözümlerle sürecin daha koordineli yürütülmesi de artık bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Ancak mesele sadece sıla yolu değildir.
Asıl önemli konu Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’de daha güçlü temsil edilmesidir.
Çünkü Avrupa’da yaşayan yaklaşık 7,5 milyon vatandaşımızın meselesi aynı zamanda Türkiye’nin meselesidir.
Onların yaşadığı sorunlar Türkiye’nin sorunudur.
Onların başarıları Türkiye’nin başarısıdır.
Onların geleceği Türkiye’nin geleceğidir.
Bir siyasetçinin sadece ülke sınırları içindeki vatandaşları değil, dünyanın dört bir yanındaki vatandaşlarını da düşünmesi gerçek anlamda kapsayıcı bir devlet anlayışının göstergesidir.
Mahmut Arıkan’ın ortaya koyduğu yaklaşım da budur.
Türkiye’nin kalkınmasını planlarken Avrupa’daki vatandaşlarını unutmayan bir yaklaşım.
Üretimi konuşurken gurbetçilerin sorunlarını da gündeme taşıyan bir anlayış.
Ülkenin geleceğini planlarken 7,5 milyon vatandaşını bu geleceğin ayrılmaz bir parçası olarak gören bir bakış açısı.
Ankara’da geçirdiğim o sekiz saatlik toplantının sonunda bende oluşan kanaat şudur:
Mahmut Arıkan sadece bir siyasi partinin genel başkanı olarak değil, gençlerin yeniden siyasete ilgi duymasını sağlayabilecek farklı bir siyaset dili oluşturma arayışındaki isimlerden biri olarak dikkat çekmektedir.
Türkiye’nin bugün daha çok dinleyen, daha çok düşünen, daha çok üreten ve daha çok proje geliştiren siyasetçilere ihtiyacı vardır.
Çünkü gençler artık slogan değil çözüm arıyor.
Kavga değil gelecek arıyor.
Kutuplaşma değil umut arıyor.
Ve siyasetin geleceği de bu beklentilere cevap verebilenlerin ellerinde şekillenecektir.
Ankara’daki toplantıda gördüğüm tablo bana şunu gösterdi:
Mahmut Arıkan, Türkiye’nin geleceğini konuşurken gençleri unutmayan, kalkınmayı konuşurken üretimi merkeze alan ve Türkiye’yi planlarken Avrupa’daki 7,5 milyon vatandaşını da bu büyük yürüyüşün ayrılmaz bir parçası olarak gören bir siyaset anlayışı ortaya koymaya çalışıyor.
Önümüzdeki yıllarda bunun siyasette nasıl bir karşılık bulacağını hep birlikte göreceğiz.

