Madde madde yazayım ki daha iyi anlaşılsın;

1) 23 Haziran 2019 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri yenilenecek.

2) Seçimlerde AK Partili Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu, Saadet Partisi adayı Necdet Gökçınar ve Vatan Partisi adayı Mustafa İlker Yücel yarışacak. Bir de bağımsız adaylar var…

3) Şimdi manzara şöyle; sanki İstanbul’da sadece 2 aday varmış gibi TV kanalları Cumhur ve Millet İttifakı adaylarını düelloya davet ediyor. Sadece Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu TV’de tartışmaya çağrılıyor. Peki, ama Saadet Partisi adayı Necdet Gökçınar ne olacak? Necdet Bey aday değil mi?

4) Saadet Partisi, ülkemizin en köklü siyasi geleneğinin, ‘Milli Görüş’ün günümüzdeki yegâne temsilcisi. 31 Mart 2019’da tüm Türkiye’de kendi adayı ve amblemi ile seçime giren tek parti olan Saadet Partisi, seçimin anahtar partisi oldu. Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi adayı Necdet Gökçınar 31 Mart seçimlerinde 100 binden fazla oy aldı.

5) Durum ve ahval böyleyken, Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu tartışma programlarına çağrılırken Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi adayı Necdet Gökçınar niçin görmezden geliniyor?

6) Hatırladığım kadarı ile Habertürk TV’den Didem Arslan Yılmaz, CNN Türk TV kanalından Ahmet Hakan Coşkun ve TV5’ten de Mustafa Yılmaz, “gelin burada tartışın” daveti yaptı, adaylara. Belki başka kanallardan da teklifler oldu.

7) Şimdi… TV kanallarındaki tartışma programlarının çok değerli moderatörleri olan abilerim, ablalarım, arkadaşlarım, kardeşlerim size seslenmek istiyorum; lütfen rica ediyorum, bir önemli hakkı görmezden gelmeyin! Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu’nun yanına Necdet Gökçınar Bey’i de alın! Alın ki hele, bakın bakalım neler söylüyor? Hangi projelerini açıklıyor? Demokrasi, özgür tartışma diyorsunuz ya hani! Herkes, tüm Türkiye izlesin ve 23 Haziran’da kararını versin! Sonuçta karar verecek olan İstanbul halkı! Aksi halde bu demokrasi değil demokratür (demokrasi görünümlü diktatörlük) olur!

KUDÜS’TEN FARKLI NOTLAR (7)

Mirasımız Derneği ile gittiğimiz Mescid-i Aksa, Kudüs ziyaretimden izlenimlere devam ediyorum.

Biraz da Kudüs’te ‘hayatın içinden’ notlar iletmek istiyorum;

* Mescid-i Aksa’dan otele dönerken cadde üzerinde seyyar satıcılar gördük. Meyve fiyatlarına baktım şöyle. Örnek vermek gerekirse malta (yeni dünya da denilen) eriğinin kilosu Türk parasıyla yaklaşık 25 TL idi. Aynı meyve İstanbul’da da o tarihte yaklaşık aynı fiyattı. Ama anti parantez şunu da not düşeyim; Kudüs hakikaten çok pahalı bir kent. İstanbul’da 1 TL olan yarım litrelik bir su Kudüs’te 7-8 TL. O kadar yani. Şimdi diyeceksiniz ki Kudüs’te öyle de Londra’da nasıl? Londra’da da yarım litrelik bir su 1 pound. Yani Kudüs’le hemen hemen aynı. Bu da ayrı…

* Kudüs’te hemen her yer zeytin ağaçları ile örülü. Bizim orada olduğumuz dönemde zeytin ağaçları yeni yeni çiçek açmaya başlamıştı. İğde ağacına çok benzediği için de aramızdan bazıları, “Bakın iğde ağaçları çiçek açmış!” heyecanına kapıldı. Peki, ama koku nerede? Öyle ya, iğde ağacı çiçeklerinin çok keskin ve nefis kokusu neredeydi? Gerçek sonrasında ortaya çıktı!

* Dükkânlara bakıyorum, bizim 20-30 yıl önceki kasaba dükkânlarına benziyor. Arada kitapçılara kayıyor gözüm, ama o kadar düzenli değil.

* Zeytin ağacı demişken… Zeytindağı’ndan Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın görüntüsü tek kelime ile muhteşem. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Cemal Paşa’nın emir subayı olarak bölgede bulunan Falih Rıfkı Atay, anı kitabı Zeytindağı’nda anlatır bu mekânı. Daha çok notlarım var Zeytindağı’na ilişkin ama şunu söylemek isterim; okumaktan ziyade gidip görmek lazım…

* Ve çok dikkatimi çeken bir not; Kudüs’te caddeden karşıya geçerken yaya yolu geçidi olmasa bile tüm arabalar bir yayayı gördüğü zaman ‘zınk’ diye duruyor ve yaya karşıya geçene kadar da yerinden kıpırdamıyor, korna çalmıyor, herhangi bir rahatsızlık emaresi de hissettirmiyor şoförler! Peki, ya bizde! Bizde arabalar neredeyse yayaların üzerine çıkacaklar! Caddeden karşıya geçerken araç çarpması ile hayatını kaybedenler… Sakat kalanlar… Yaralananlar…

 MESCİD-İ AKSA’DA TOP OYNAYAN ÇOCUKLAR

Mescid-i Aksa’da top oynayan çocukları görünce ilk aklıma gelen, namaz sırasında babasıyla, dedesiyle camiye gelen çocukların bir oraya bir buraya koşturmaları oldu.

Hatta geçenlerde bu anlamda takdire şayan bir hadise de yaşandı; psikolog ve yazar Abdulaziz Yılmaz’ın bir paylaşımı şu şekildeydi: “Bugün teravihte farklı bir camiye gittim. Namaz kılarken çocuklar hayli ses yaptı. İmam efendi teravih bitince vitre başlamadan yerinden kalktı, hızla arka tarafa doğru hareket etti. Şaşırdım, acaba çocukları mı uyaracak diye düşünürken imam odasına girdi. Herhalde bize küstü diye düşündüm:). Odasına girmesiyle elinde çantayla çıkması bir oldu. Sonra yaramaz çocuklara doğru yaklaştı ve camiyi şenlendirdikleri için onlara yürekten bir tebessüm eşliğinde çikolata ikram etti…”

* Camilerimizde bir oraya bir buraya koşturan çocuklar hiç eksilmesin, inşallah!

* Mescid-i Aksa’da top oynayan Filistinli çocuklar hiç eksilmesin, inşallah!

Not: Yarın mübarek Ramazan Bayramı. İslam coğrafyasında zulüm ve gözyaşının sona ermesi duası ve temennisiyle; tüm okurlarımın Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum.

Adnan Öksüz