Aile, ancak vahye dayalı değerlerle ayakta durur. Ayak takımı, ukala adamların deneme yanılma tezleri ancak ailenin çöküşünü hızlandırır.

Öncelikle ıslah (aile fertleri arasında barış) sağlanmalıdır. Islahın yerini ifsat alınca ailede kaos başlar. Kur’ani ifade ile;

“Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur. Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve Allah'tan korkarsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa 128)

“Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında âdil davranmaya güç yetiremezsiniz; bâri birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir, günahtan sakınırsanız Allah, şüphesiz çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Nisa 129)

Ailenin ihya ve inşasında asla ihmal edilmemesi gereken bir prensi de; ana-babaya iyilik üzere olmaktır. Allah'a kulluktan sonra zikredilen bu hususiyeti Rabbimiz şöyle ifade buyuruyor:

“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.” (İsra 23)

Ve Allah, ana-babaya iyiliği tekitle şöyle emrediyor:

“Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır. O zaman size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.” (Ankebut 8)

Çocukları terbiye etmeyi unutan toplumda aile iflah olmaz. Çocuk eğitimi ve terbiyesi İslam’ın temel düsturlarından birisidir. Şöyle ki;

“İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir.” (Tur 21)

Anne babanın nesli için devamlı duası olmalıdır;

“(Ve o kullar): Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl, derler.” (Furkan 74)

Aile, hanımla sükûnet bulmak, sevgi ve merhamet ocağıdır, kavga ve kargaşa bataklığı değil. Rabbimiz bu hakikati şöyle ifade ediyor:

“Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” (Rum 21)

Hak ve görevler konusunda geniş davranmak ve müsamaha üzere hareket tarzını benimseyip işleri kolaylaştırmaktadır. Ayrıca hep tek taraflı fedakârlık talep edilmemelidir. Bu vazifelerin tarifi bizzat Kur’an’da vardır;

“Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eğer kocalar barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah azîzdir, hakîmdir.” (Bakara 228)

İyilikle muamele hep İslam’ın önceliğidir;

“Ey iman edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir. Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (biliniz ki) Allah'ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.” (Nisa 19)

Ailenin ıslahında Kur’an ve sünnet prensiplerini görmezden gelmek; en masum ifadeyle günümüzde boğuştuğumuz problem ve sıkıntıları çözümsüz bırakmaktır.