‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek devam…
***
“İnniyehafu / Ben havf ederim, ben korkarım.” (Maide 28)
“Hafe” devşirilen meyvelerin konduğu kaptır. Kamıştan örmekte idiler. Çardaklarını da onunla yapmışlardır. Çardağa girmek demek anlamında olmaktadır.
Tarihte tekâmül vardır. Zaman geçtikçe daha ileri tipte türler ortaya çıktı. Genetik bilgi geliştikçe yeni türün ancak yeni kromozomlarla oluştuğu kesinleşmiştir. Bu yeni çiftin de 60 bin yıl önce Nil’in yukarısında meydana geldiği ilmen sabit olmuştur. O halde bugünkü insan 60 bin yıl önce oldu. İlk insanların neler bildiğini bu ayetlerden öğrenebiliriz. Allah ilk insanlara bunları öğretti. Kazılarla bunların ortaya konması gerekmektedir.
***
İnsanın özelliği kendi kendisini tekâmül ettirmesidir.
KİŞİ: 1) Kişiliğini koruyarak birey olur. 2) Eğitimle uygarlığı aktarır.
EĞİTİM: 3) Gelişmek için yarışır. 4) Çatışma içinde evrimleşir.
İNSAN: 5) Borçlu ve alacaklı olur ve birlik oluşur. 6) Birlikte üretir, ayrı ayrı tüketir.
TEKÂMÜL: 7) Sözleşmeyi yapar, ona uyar. 8) Kendi koyduğu kurallara uyar.
TOPLULUK: 9) Kendi kurduğu topluluk içinde yaşar. 10) İç içe topluluklar kurar.
11) Canlılar ya topluluğun üyesi olur ya da ayrı ayrı yaşarlar. Oysa insanların bir taraftan topluluğu olur, diğer taraftan da kişiliklerini korurlar. Topluluğun üyesi olarak uygarlaşır, kişiliğini koruyarak topluluğu tekâmül ettirir. Hiçbir şey kendi kendisine olmaz.
12) Tekâmülü nesilden nesle aktarmak için eğitim müesseseleri oluşmuştur. Aile temel eğitim müessesesidir. İnsanın ömrü 100 yıl kadardır. İlk üçte biri öğrenmekle geçer. İkinci üçte biri uygarlaşma ile geçer. Son üçte biri tekâmül ile geçer, torunlarını yetiştirir.
13) Gelişmek yani tekâmül zorunda olan insan yarış içindedir. Kim yenilik yaparsa o ileri gider, diğer topluluklar çöküp giderler. Yarış içinde olmak insanları tekâmül ettirir.
14) İnsan en güçlü varlıktır. Tekâmül ederek tüm varlıkların üstüne çıkar. Doğadaki besin zinciri ayıklama kanunları insanlarda geçersizdir. İnsanlarda ayıklama savaş ve çatışmalarla olmaktadır. İnsan dışında hiçbir canlı kendi türü ile çatışmaz, savaşmaz.
15) Uygarlaşmak için birlikte üretip ayrı ayrı tüketmek gerekir. Çünkü ancak bu suretle kişilik korunarak birlik sağlanır. İnsandan başka bu şekilde yaşayan bir canlı yoktur.
16) Birlikte üretip ayrı ayrı tüketebilmek için insan çalışır ve alacaklı olur, topluluk borçlu olur. Sonra başkalarının ürettiklerinden satın alır ve borcunu kapatır. İşte bu özellik yani borçlu ve alacaklı olabilme özelliği insana hastır.
17) Borçlu ve alacaklı olabilme demek, sözleşme yapma, anlaşma yapma demektir. Borçlanma sözleşme müessesesi ile olur. İnsandan başka sözleşme yapan başka varlık yoktur.
18) İnsanlar kendi koydukları kurallar içinde yaşarlar. Kurallarını değiştirebilirler yahut değişik topluluklara katılabilirler. Başka bir canlıda böyle bir şey söz konusu değildir.
19) İnsan kendi kurduğu topluluk içinde yaşar. Oysa diğer canlılar topluluk içinde doğarlar ve topluluklarını değiştiremezler.
20) İnsanlar iç içe topluluk kurarlar. Bu sayede tüm yeryüzü tek topluluk olur. Diğer canlılarda iç içe topluluk yoktur. Bu durum tekâmülün kuralıdır; değişmek ve büyümek.
İnsan işte bütün bu özellikleri taşıyan bir varlıktır.
Bunlar tedrici bir şekilde elde edilmez, irsen buna sahip olmak gerekir.
Peki…
İnsanlar bundan önce alet yapmıyor, ateş yakmıyor, taş yontmuyorlar mıydı?
Bunların hepsini yapıyorlardı…
(Devamı var.)