KAPİTALİZM ile ilgili değerlendirmeler ve çözüm
önerilerinden söz ettik, önceki yazıda ve daha önceki ilgili yazılarda.
Kapitalizm sisteminde sömürenler ve sömürülenler vardır.
İnsanlık tarihi boyunca da sömürenler ve sömürülenler var
olmuştur.
İnsanlık tarihine bakıldığında görülür ki tarih boyunca
güçlüler aristokratik sınıf oluşturmuşlar ve güçsüzleri sömürmüşlerdir. Her
çağın sömürücüleri farklı grup olmuştur. Mesela tarihin belli merhalelerinde
batıl dinlerin sözde din adamları sömürmüşler veya siyasi gücü ellerine geçiren
askerler sömürmüşlerdir.
Bugün de zenginler yani faizci kapitalist sermaye
sahipleri insanları sömürmekte, kapitalist sömürü sistemin bürokratları da
onların işlerini yapmaktadırlar.
Patron denilen işverenler vardır, bunlar sermaye
sahibidirler, var olan reel üretim bunlar tarafından yapılmaktadır. Kapitalizm
başından beri bunlar sayesinde varlığını sürdürmektedir. Bir de kapitalizmin
özellikle bu son dönemlerinde ortaya çıkan ama aslında tarih boyunca da hep var
olan faizle para verip kendileri çalışmadan patronlar dâhil tüm insanları
sömürenler vardır. Ayrıca işveren vekilleri vardır. Sonunda işçiler yani emek
sahipleri vardır. Bunlar yani işçiler diğerlerine oranla zayıf kimselerdir.
Âhirette sadece sömürenlere ceza verilmeyecek,
sömürülenler de sömürüye son vermek için çok yönlü çaba göstermedikleri için
sorumlu olacaklardır.
Yirminci yüzyılda Marksizm kapitalizme alternatif olma ve
sömürüyü sonlandırma iddiasında olmuştur. Bu bakımdan Marksizm ile Kur an
arasında ortak görüş ve benzerlik var gibidir; ikisi de sömürüye son
verilmelidir demektedirler.
İkisi arasındaki fark şudur.
Marks sömürüyü sona erdirmemekte veya erdirememekte,
sadece sömürenleri değiştirmektedir, patronlar yerine sendika yöneticilerinin
sömürme yapmasını istemektedir.
Kur an ise sömürüyü tamamen kaldırmaktadır. Kur an nizamı
yaşama kredisini ve selem kredisini vererek halkı patronlara mahkûm
etmemektedir. Kur an nizamı ayrıca çalışma kredisini emek sahiplerine vererek
işçi sınıfını patronlara mahkûm olmaktan kurtarmaktadır.
TÜRKİYE Yİ
YÖNETENLER NE YAPIYOR
Özellikle çok partili sisteme geçildiğinden beri ne
yapılıyor
TÜRKİYE yarım yüzyıldan beri çağdaş sömürü sistemini
uygulamakta olan Avrupa Birliği ne girmek istiyor. Siyasi çabaların özü şöyle:
AB ye üye olmak ve/ya kapitalizmin son yarım yüzyılda kalbi mesabesinde olan
ABD ile stratejik ortak olmak dâhil her şey olmak!
Türkiye yi yönetenler AB ye neden girmek istiyor
Sömürülenler sınıfından çıkıp sömürenler sınıfına girmek
için!
ONLAR AB kapısı dâhil Batı dünyasının yani kapitalizmin
her türlü sömürü kapılarında sürünmeye ve sömürülmeye devam etsinler
BİZ ise KUR AN VE İLİM merkezli çalışmalarımızla duafa
sınıfını güçlendirip kübera sınıfının seviyesine götürmek istiyoruz.
Tarih boyunca önce sözde yani sahte din adamları halkı
sömürdüler...
Sonra krallar, imparatorlar, firavunlar, nemrutlar
sömürdüler...
Şimdi de sömürü sermayesi sahipleri sömürüyorlar...
İSLÂM/KUR AN NİZAMI sayesinde sömürü sona erecektir.
İslâm nizamında ilmî sınıflar var, hükmetmek için değil hizmet etmek için
vardırlar. KUR AN NİZAMINDA zenginler ticaret yapacak, siyasiler güvenliği
sağlayacak, âlimler projeleri yapacak, din adamları da halkı eğitecek ve
özgürce yaşamayı öğretecek...