‘Sosyal Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz de bu yazılarda uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

***

Süleyman Karagülle anlatıyor: “Ben AK Parti’ye girip orada faaliyet göstermeyi Adil Düzencilere uygun bulmuyorum. AK Partililer bize zaman kazandırmaktadırlar. Onlar iyi insan olabilirler ama onlarla bir yere varılamaz. Bizim yapacağımız şey onlardan ayrı olup “Adil Düzen”in kurumlarını kurmak olmalıdır. Necmettin Erbakan 1969 yılında Konya’da Adalet Partisi’ne başvurduğu zaman da aynı görüşte idim. Ama Hz. Musa mukaddes arza girin, orada tebliğinizi yapın dediğine göre, Necmettin Erbakan’ın o zaman yaptığı doğru idi demektir. Bugün iktidar partisinde aday adayı olanların yapmak istedikleri de doğrudur demektir; ne var ki oraya girdikleri zaman görevlerinin ne olduğunu bilmeleri gerekir. Gayeleri orada kalmak değil, oraya “Adil Düzen”i götürmek olmalıdır.”

Hazreti Musa’nın kıssası iyi bir şekilde incelenip analiz edilmeli ve ona göre ne yapmamız gerektiğine dair kararlar verilmelidir.

Yani…

Bugün Türkiye’de her tür parti vardır. Saadet Partisi, onun yanında Büyük Birlik Partisi ve bunların dışındaki bu seçimde yüzde bir alacak başka İslâmî partiler... Bunların yanında iktidardaki AK Parti... Milliyetçi Hareket Partisi, Demokrat Parti, CHP ve diğerleri… Bu partiler bugün İslâm’a karşı değildirler. Bu partilerin hepsinde ümit vardır.

***

Bu durumda Adil Düzen çalışanları olarak ne yapmalıyız?

- Bunları kendi hallerinde bırakıp Medine’ye hicret mi etmeliyiz?

- Yoksa bunları da yanımıza alıp hep birlikte çöllerde mi dolaşmalıyız?

Yani…

- Biz onlara uyup çilelerini çekerek onların eğitilmelerini mi sağlamalıyız?

- Bir de ordumuz yani askerlerimiz vardır. Askerler partilerden ve partililerden daha çok ümitli görünmekte midirler? Onlara nasıl ulaşacağız? Onları nasıl destekleyeceğiz? Onları hatalardan nasıl uzak tutacağız?

Hâsılı…

Çok karışık ve belirsiz bir durumdayız... Bekleyeceğiz...

Adil Düzen çalışmalarımıza devam edeceğiz...

Elbette Allah bir yol gösterecektir...

***

“Erbe’îyne seneten / Kırk sene” (Maide 26)

Kırk” kelimesi Kur’an’da dört yerde geçmektedir. İkisi Hazreti Musa’nın vahiy alması ile ilgili “kırk gece” denmektedir. Birinde insanın kırk yaşına varmasından bahsetmektedir. Diğeri de burada geçmektedir.

Bir insan kırk yaşına geldiğinde artık vahyi alacak seviyede olur.

Biz şimdi kırk yaşındayız. 1970’lerin başında bu işe başladık, kırkların başındayız. Demek ki kırk yılımızı doldurduk. Hamle yapmamız gerekir.

Yahut o çalışmalar yetmedi, yeniden kırk yıl daha beklememiz gerekir.

Benim istidlalim böyle değildir.

- Miladi üçüncü bin yıl başlamıştır.

- Kırk yılımızı da doldurmuş bulunuyoruz.

Seçimden sonra Adil Düzen kurumlarımızı kurmalıyız.

Yahut Saadet Partisi ve diğerleri “Adil Düzen”i benimsemelidir.

AK Parti de kendisine doğru yolu çizmeli, Türkiye’de yeni anayasa yapılmalıdır.

(Devamı var)