Bu yazılar hem Yük. Müh. Süleyman Karagülle, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Prof. Dr. Arif Ersoy’u ‘anma’ hem de yaşanan ‘sosyal TUFAN’ için ‘ÇARE’ yazılarıdır…
‘Sosyal Tufan’ derken, ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-ahlâkî-idarî/siyasî dört ana alanını da sarmış olan ‘sosyo-ekonomik tufan’ demek istiyor, çare/çözüm olarak da ‘Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi’ önerimizi sunuyoruz…
Arif Ersoy: Bugün bir başka problemimiz… İslâm Ekonomisi’nin tarihini okuyoruz. Evet, tarihini okumamız lazım. Geçmişte ne oldu? Ama esas olan, bugün ve yarın. Bugün, bunu nasıl uygulayacağız? Nasıl uygulayacağımız ilmî çözüm gerektiriyor. Fetva, bunun için sıkıntı oluyor. Fetva, bugün üretmiyor, bugünkü problemi eskiye uyduruyor. Bugün İstanbul’da ticaret yapan bir adamın karşılaştığı problemi çözerken, Emeviler döneminde bir müftünün verdiği fetvayı örnek alıyor. O da bugünkü hayata uymayınca, kapitalizme nasıl kapı bulacağım, nasıl gireceğim diye yol arıyor. Problem oradan geliyor.
Faizsiz finans, faizli finanstan daha mantıklıdır. İnsanlara daha faydalıdır. Üretim merkezlidir. Biliyorsunuz ki esas üretim, pareto optimuma göre, milli hâsılanın büyümesidir. Milli hâsılayı büyütmeden birinin payını artırıyorsan diğerininki azalıyordur. Yani faiz bunu yapıyor. Esas olan mal ticareti, üretimi artırıyor. Para ticareti, birinin karını artırırken diğerininkini azaltıyor. Yani dengeyi bozuyor.
Maraşlı: Hak merkezli bir anayasa yapılmalı demiştiniz. Bugünkü Türkiye şartlarında nasıl olabilir böyle bir şey? Kur’an ve Sünnet’e ne kadar uyumlu olabilir?
Ersoy: Bir kimse evini kendi zevkine ve inancına göre dizayn eder, mobilyasını koyar, boyasını yaparsa o ev mutlu olur. Bir başkası gelse ve dese ki: Bu nasıl boya? Bu Kâbe’nin resmi niye duruyor? Onu indirse, Michael Jackson’ın resmini oraya koysa, o ev sahibi mutlu olur mu? Bir ulusun anayasası, yasaların anası, o milletin dünya görüşüne, değer ölçülerine, tarihi müktesebatına uygun olarak hazırlanmalıdır. Başka bir milletin anayasasına göre yönetilen bir milletin özgürlüğü tartışmalıdır. Eğer demokrasi, halkın iradesini yansıtmaysa anayasanın mutlaka milli olması lazım. Belki, geçmişte Türkiye’de ilmî gelişme yeterli değildi. Bugün, bugünkü ilim adamlarımız tarihi müktesebata uygun, yepyeni bir anayasayı yapacak güce sahipler. Ben böyle inanıyorum. Yeter ki o ilim adamlarını bulup, ortak bir masanın etrafında, toplumun bütün katmanlarını da düşünerek ortak paydalara dayalı bir anayasa geliştirmelerini sağlayalım. Bunu yapacak güçteler. Yalnız, anayasa ilmî olmalıdır. O partinin programına veya şu kişinin zevkini göre yapılırsa uzun ömürlü olmaz. Anayasa kısa olmalıdır. Temel ilkeler ortaya konmalıdır. Türkiye’nin bunu yapacak tarihi müktesebatı, birikimi ve ilim adamları var. Ama bunun bir yöntem ile yapılması lazım.
Amerikan başkanlık sistemi burada uygulanamaz. Fransız başkanlık sistemi burada uygulanamaz. Rusya’nın başkanlık sistemi hiç uygulanamaz. Ama bizim tarihimize bakarak, Medine Site Devleti’nin başkanı Hz. Muhammed’in (sav) uygulamalarına bakarak… Peygamberlikten çok uygulamalarına bakarsak ve İslâm tarihindeki diğer uygulamalara bakarsak bugünün şartlarında başkanlık sistemini de rahat geliştiririz. Bazıları hemen heyecanlanır. Bizde başkanlık sistemi nasıl olacak? Bizde başkanlık sistemi, sadece tayin ve azmeder. (Ama üst düzey yöneticileri) Başbakanı tayin eder, meclis onaylar. Genelkurmay başkanını tayin eder. Kendisi iş yapmaz, ihtilafları çözer. Onun için bugünkü dille söylersek, bu bazılarının hoşuna gitmez, baş ombudsmandır devlet başkanı. İhtilaf olursa o çözer. İhtilafların nasıl çözüleceği bellidir ama devletin temel kurumları arası çatışma olursa o çözer. Eğer siz devlet başkanının yükü ve yetkisini artırırsanız fazla iş yapamaz. Amerikan sistemi niye çalışıyor? Başkanın 6-7 tane görevi var. Bunlar, merkezî görevlerdir. İç işlere hiç karışmaz. Amerika’da her eyaletin kendisi bir devlet gibidir. O sistem buraya uymaz tabii, o ayrı mesele. Yani biz kendi tarihimize uygun çok güzel işleyen bir başkanlık sistemini çıkartabiliriz. Ve o başkanlık sistemi sorun çözer. Sorun üretmez.
Çelik ve Maraşlı: Hocam, çok teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun.