20 Temmuz 2026 günü parti içi seçimle Hamas Siyasi Büro Başkanı olan Dr. Halil el-Hayye’nin başkan olduktan sonra gerçekleştirdiği konuşmasından öne çıkanları Milli Gazete olarak sizler için derledik.
İşte Hayye’nin konuşmasından satır başları:
“Sabreden ve Ribat'a devam eden Filistin halkımız, Arap ve İslam ümmetimiz, mücahit hareketimizin evlatları... Bugün sizlere, mücahit hareketimizdeki kardeşlerimin bana yüklediği, dağların bile taşımakta zorlanacağı ağır bir emanetle sesleniyorum.
Bu emanet tabiatı gereği zaten büyük bir sorumluluktur, hele ki milli davamızın tarihinde böylesine hassas ve kritik bir aşamadayken... Bu emanet; bu mübarek ağacı diken, onu çiftçileri hayran bırakacak ve düşmanları öfkelendirecek şekilde gövdesi üzerinde dimdik durana dek tertemiz kanlarıyla sulayan aziz şehitlerimizin bir zimmetidir.
Vurgulayacağımız ilk husus şudur ki; aynı yolda ve aynı adımlarla yürüyeceğiz. Halkımızın ve evlatlarının tüm özgür ve samimi kuvvetlerinin ve gruplarının uğrunda cihad edip mücadele verdiği o sancak, hür ve başı dik bir şekilde Mescid-i Aksa'nın ve Filistin'in dört bir yanının üzerinde dalgalanana dek yükseklerde taşımaya devam edeceğiz.
Burak ve Kassam Devrimi'nden, Büyük Devrim'e ve onu takip eden devrim dalgalarına; mübarek İntifada'dan ve Aksa İntifadası'ndan Büyük Tufan'a kadar... Toprağında sabit duran, haklarına sarılan, sabırlı, mücahit ve murabıt Filistin halkımıza selamlarımı sunuyorum. Nesilden nesile Filistin'de, mülteci kamplarında ve diasporada gösterdiler ki halkımız direnişçidir, kararlıdır, taviz vermez; toprağını ve haklarını asla unutmaz. Zira arkasında talibi olan bir hak asla zayi olmaz.
Aziz şehitlerimizin ruhlarına, yiğit esirlerimize, mübarek gazilerimize tazim ve saygı dolu selamlar olsun. Derin selamlarımı ve mutlak vefamı ise özellikle İzzet'in Şehri Gazze'deki sabreden ve Ribat'a devam eden halkımıza sunuyorum.
Ey Gazze halkı, ey hayatımı aralarında ve kendileriyle birlikte geçirdiğim ailem ve halkım! Biz sizi biliriz, siz de bizi bilirsiniz. Ne kadar acı çektiğinizi, çekmeye devam ettiğinizi, bağrınızın nasıl yandığını ve ne büyük yaralar aldığınızı çok iyi biliyoruz. Çadırlarda ve yıkılmış evlerin kalıntılarında yaşıyor; toprağı yatak, gökyüzünü yorgan ediniyorsunuz. Ağlayan çocukları teselli edecek bir lokma yiyecek veya günlük azık dahi bulamadığınız ne kadar çok gün geçti...
Size diyorum ki bu gözyaşları bizim için çok kıymetlidir. Yaşadığınız bu acılar tam da bizim göğsümüzde ve kalbimizdedir. Üzerinizdeki bu zararı ve acıyı kaldırmak, izzetli, gururlu ve sabırlı halkına yaraşır o onurlu hayatı Gazze'ye yeniden kazandırmak ve Gazze'yi bildiğimiz o güzel, ışıl ışıl günlerine tekrar kavuşturmak için Allah'ın izniyle her yolda ve her yönde çalışmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz.
Şuna inancımız tamdır ki Gazze'nin yanında duran ve onu insanlığın, özgürleşmenin ve zulme karşı duruşun simgelerinden biri olarak gören halkımızın, ümmetimizin ihlaslı evlatları ve dünyadaki tüm özgür
Selam olsun pusulamız ve nişanemiz olan işgal altındaki Kudüs'teki halkımıza, onun Mescid-i Aksa'sına, minarelerine ve kiliselerine...
Selam olsun El-Halil'den ateş dağı Nablus'a, direnişin simgesi Cenin'e, Ramallah'a, Tulkarim'e, Kalkilya'ya, Beytüllahim'e, Selfit'e, Tubas'a, Eriha'da ve milli mücadele tarihinin bir asrı boyunca kahramanlık destanlarında şehitler veren, işgalci yapıya karşı direnen ve direnmeye devam eden tüm şehir, köy ve mülteci kamplarıyla o başı dik Batı Şeria'ya... Düşmanın ele geçirmeye ve Yahudileştirmeye çalıştığı bu Batı Şeria'yı savunmak, hayatta olduğumuz sürece boynumuzun borcu ve emanetidir.
Selam olsun 1948 topraklarındaki halkımıza; Yafa'da, Hayfa'da, Akka'da, Safed'de, Nasıra'da, Celile'de, Müselles'te ve Nekab'da olanlara... Ey büyük dehşetlere göğüs geren ve germeye devam eden, bu topraklara olan öz kimliğini ve asil aidiyetini koruyanlar! Topraklarımız tamamen Arap ve Filistin toprağı olarak kalsın diye vatanı göğsünüzde taşıyorsunuz. İnanıyoruz ki işgal nihayetinde yok olup gitmeye mahkûmdur.
Ve selam olsun sürgünde ve diasporada; Ürdün'de, Suriye'de, Lübnan'da ve dünyanın dört bir yanında Filistin'deki sarsılmaz haklarına sımsıkı sarılan halkımıza... Onlar sabır, kararlılık ve fedakarlıkta canlı birer örnek sunuyor, şüphe barındırmayan bir inançla geri dönüş anahtarlarını taşıyorlar. Hatta bugün, Allah-u Teâlâ’nın izniyle Filistin’e ve geri dönüşe her zamankinden daha yakın olduğumuzu görüyoruz.
Ey mücahit hareketimizin evlatları, ey Hamas'ın ve Kassam Tugayları'nın neferleri! Allah sizleri büyük bir dava için seçti ve şereflendirdi. Sizler Filistin'in dört bir yanında ve ötesinde ümmetimiz için köklü bir destan yazarak bu sorumluluğu ve emaneti taşımaya layık olduğunuzu gösterdiniz ve göstermeye devam ediyorsunuz. Halkımız, davamız, vatanımız ve Kudüs'ümüz için bu zorlukların ve çetin sınavların içine sizinle birlikte atılıyoruz; nitekim bu hareket halkının içinden çıkmıştır ve halkına aittir.
Ey hareketimizin mücahit mensupları, sizler benim için birer kardeş ve evlat mesabesindesiniz. Ben de sizlerden biriyim, ancak Allah beni imtihan etti ve bana en ağır sorumluluğu yükledi. Öyleyse hep birlikte, her birimiz kendi konumunda ve yerinde gayretle kollarımızı sıvayalım. Büyük liderler ve şehitlerimizin izinde, O'nun rızasını arayan ve O'na bağlı kalplerle Allah'ın vaadine doğru ilerleyelim: Kurucu Şeyh Ahmet Yasin, Dr. Abdülaziz er-Rantisi, İsmail Heniyye, Yahya es-Sinvar, Muhammed ed-Dayf, Salih el-Arûri, iki Cemal (Cemal Mansur ve Cemal Selim) ve kuran, inşa eden, cihad eden ve bu yolu sürdüren yüzlerce liderimizin izinde...
Birinci ve en net önceliğimiz; saldırıların, işgalcilerin cinayetlerinin ve terörünün tamamen durdurulması ile Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmelerin sağlanmasıdır. Burada müzakere sürecine garantörlük eden ülkelere, üzerinde uzlaşılan hususların uygulanması ve bir sonraki aşamaya geçişin tamamlanması için aşırı sağcı işgal hükümetine gerçek bir baskı uygulamaları çağrısında bulunuyoruz.
Uluslararası hukuk çerçevesinde halkımızın meşru haklarını, özellikle de özgürleşme, devlet kurma ve kendi kaderini tayin etme hakkımızı eksilten veya kısıtlayan her türlü yaklaşımı kesin bir dille reddettiğimizi teyit ediyoruz.
Bu vesileyle, müzakerelerin başlangıcından bugüne kadar bizimle birlikte çalışan, hareket eden; akan kanı ve işgalin gerçekleştirdiği soykırımı durdurmak için çaba sarf eden Mısır, Katar ve Türkiye'deki arabulucu kardeşlerimize takdirlerimizi sunuyoruz.
İkinci önceliğimiz; Gazze Şeridi'ndeki halkımız ve insanımız için onurlu bir insani yaşamı yeniden tesis etmek, başta tehcir olmak üzere tezgâhlanan tüm komploları boşa çıkarmak ve yeniden imar sürecini hızlandırmaktır. Bu, halkımızın köklü bir hakkıdır; kimsenin bir lütfu veya bağışı değildir. Hiçbir pazarlık, taviz veya siyasi duruşla da ilişkilendirilemez.
Gazze, Filistin varlığının ayrılmaz bir parçasıdır; öyleydi ve öyle kalacaktır. Aynı şekilde Gazze, Batı Şeria ve Kudüs için paralel bir biçimde tüm kulvarlarda hareket etmeye; esirlerimizin özgürleştirilmesi, acılarının sonlandırılması ve onlara, mücadelelerine ve fedakârlıklarına yakışır bir yaşamın sağlanması için çalışmaya devam edeceğiz.
Üçüncü önceliğimiz halkımızın birliğini sağlamaktır. Sorumluluk bilinciyle, halkımızın önceliklerini ve hedeflerini içeren uzlaşılmış bir milli program dâhilinde ortak bir paydada buluşmak üzere tüm Filistinli unsurlara ve güçlere elimizi uzatıyoruz. Zira bu aşama, dayatmacılığı ve dışlamayı asla kaldırmaz.
Derhal ulusal bir diyalog sürecinin başlatılması; başta Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) olmak üzere, tüm Filistinli unsurları kapsayan ulusal bir uzlaşı çerçevesinde ve demokratik esaslar üzerine ulusal kurumların yeniden inşası için mekanizmaların kurulması çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca kararların alınmasında ve ulusal stratejilerin çizilip hayata geçirilmesinde tam bir siyasi ortaklık sağlanmasını; halkımızın vatan ve diasporadaki tüm varlık alanlarındaki acılarına son vermek, halkımızın hedef ve beklentilerinin önünü açmak ve işgalin dayattığı kısıtlama ile şartların oluşturduğu kapalı seçenekler çemberinden çıkmak amacıyla bütün çabaların harekete geçirilmesini talep ediyoruz.
Dördüncü önceliğimiz; Hareketin Arap ve İslam çevresiyle olan stratejik ilişkilerini güçlendirmektir. Zira bizler yüce bir ümmete mensup bir halkız ve kaderimiz, kutsallarımızı koruma hususunda mızrağın ucu olmaktır.
Düşmanımız tektir; kanımız her yerde onun elinden damlamaktadır, saldırganlığının ve emellerinin sınırı yoktur. Hareket herkese açıktır; Filistin davasındaki rolünü güçlendirmek, işgali sonlandırmak ve onun halkımız ile bölgemiz üzerindeki tehlikelerini bertaraf etmek için ümmetin tüm unsurlarıyla birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.
Beşincisi: Bölgenin tanıklık ettiği hızlı gelişmeler açık bir gerçeği kanıtlamaktadır ki Filistin halkının istikrarı, güvenliği, haklarını elde etmesi, özgürlüğü ve bağımsızlığı; tüm bölgenin güvenlik ve istikrarının anahtarıdır.
Arap halkımızı ve İslam ümmetimizi; hükümetleri, kurumları ve halklarıyla birlikte halkımıza yönelik cinayet ve soykırım çarkını durdurmak için etkin bir şekilde harekete geçmeye, baskı kurmaya ve kardeşlik, tarih ile din sorumluluklarını üstlenmeye çağırıyoruz.
Bu vesileyle; soykırım savaşı karşısında Filistin’i destekleyen ve Gazze’nin yanında duran Arap ve İslam ümmetimizin tüm evlatlarına, halk kitlelerine ve güçlerine selamlarımızı, teşekkürlerimizi ve takdirlerimizi sunuyoruz. Bizleri destekleme, arkamızda durma ve Filistin’in haklı davasını savunma konusunda apayrı bir duruş sergileyen ülkelere ise ayrıca teşekkür ediyoruz. Kanlarıyla ve silahlarıyla bize katılan ve destek olan Yemen, Lübnan, Irak ve İran’daki kardeşlerimize ise özel olarak teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Altıncısı; uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler’e diyoruz ki: Gazze’nin çocuklarını korumakta ve israilli savaş suçlularını yargılamakta aciz kalırsanız, insani adalet kriteri tamamen çökmüş demektir.
Dünyanın dört bir yanındaki başkentlerde, meydanlarda ve denizlerde Filistin’le dayanışma gösteren, halkımız ve milli davamız üzerinde büyük bir etki bırakan dünya halklarını ve özgür insanlarını takdirle karşılıyoruz. Halkımızın uğradığı tarihi haksızlığı sonlandırmak, adaleti ve düşmanın dünyanın gözü önünde çiğnedığı insani ilkeleri tesis etmek adına bu dayanışmanın, desteğin ve yardımın katlanarak sürmesi gerekmektedir.
Son olarak; mensubu olmaktan şeref duyduğumuz halkımızın cihadının ve direnişinin, ne kadar sürerse sürsün, nihayetinde mutlak bir zaferle taçlanacağına inancımız tamdır. Bu yüce halka hizmet etmeyi, haklarını ve fedakârlıklarını korumayı göz önünde bulundurarak ahdimize sadık kalmaya devam edeceğiz. Zulmün fırtınaları bizi asla mağlup edemeyecek ve mübarek Filistin toprağı üzerinde asla pazarlık yapmayacağız.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh.”
Dr. Halil el-Hayye, Hamas Lideri, 22 Temmuz 2026


