Bir tarihte, muhafazakar bir işadamları derneğinin eski başkanlarından birisi, “bir lokma bir hırka Müslümanlara yutturulmuş bir zokadır” demişti. Lüksün, şatafatın, gösterişin ve bunlarla bezeli bir hayatın ne kadar da güzel bir şey olduğunu belirtmek için söylemişti bunu. Tabii ki, bu dünyevi nimetlerin herkes gibi muhafazakarların da hakkı olduğunu anlatmak istemişti.

Elbette ki tepki gelmemişti. Mütevazi, azla yetinen ve kendini bilen bir hayat tarzı artık ne kadar katlanılmaz hale gelmiş ve lükse, şatafata, gösterişe hasret ne kadar büyümüşse demek ki, tepki çekmemişti bu sözler. Muhtemelen, içten içe bir “biraz da biz sefa sürelim” diyerek kabullenildi belki de.

Bu dünyevileşme süreci, aslında kötü bir kopya çekmekten ibaret. Toplumun daha önceden eleştirilen seküler kesimlerinin pratiklerini çok kötü ve çiğ birer kopyasından ibaret şeyler oluyor. Daha önce muhafazakarlar tarafından eleştirilen ve kötü gözle bakılan davranış ve tavırların hemen hepsi, bugün muhafazakarların pratiğine dönüşmüş durumda. İhtiyacın fazlasını tüketmek artık israf değil “lüks” olarak hayatlarda yer buluyor kendine misal. Hatta öyle ki, “lüks herkesin hakkı” olarak takdim edilebiliyor ve tepki doğurmuyor. Yani, daha düne kadar ihtiyacından fazlasını tüketmek israfken bugün hak oluveriyor.

Kibre doğru götüren gösteriş, şatafat, artık bir “hava atma aracı” muhafazakarlar arasında da. Her şeyin en alası, en ışıltılısı, en havalısını edinmek, bunlarla gösterişin dibine vurmak da hak olarak görülebiliyor ki, bu yaşananlar tam bir zihniyet devrimidir işte. Ancak ileriye doğru değil de geriye doğru götüren bir devrim. Adeta bir cahiliye devri özentisi gibi.

Artık muhafazakarların da lük muhitleri, sosyeteleri, modaları var. Artık onlar da “trend belirliyor” (ne demekse), artık onların da ne giydiği, ne yediği, hangi arabaya bindiği merak ediliyor. Artık onlar da birer “stil ikonu”, birer “şıklık nişanesi”, birer “gösteriş numunesi”. Artık onların da, normal bir ailenin salonu kadar giyinme-soyunma odaları, onlarca-yüzlerce ayakkabıları, elbiseleri, milyon liralık otomobilleri, milyon liralık evleri var. Artık onlar ezilen değil “imrenilen” hayatların birer temsilcileri!

Sosyetik muhitlerine gidip bakarsanız, ışıltılı vitrinlerinde son moda elbiselerin yer aldığı butiklere, vızır vızır geçen son moda ve lüks otomobillere, altlarında birkaç yüzbin liralık arabalarla fink atan gençlerin uğrak yeri kafelere, saraylı maraylı isimlere sahip, değeri milyonlu aşan daireler bulunan binalara, sitelere denk geleceksiniz. “Bir lokma, bir hırka”nın yutturulmuş zoka olduğunun farkına varan muhafazakarlarımız, sonradan açıldı ama tam açıldı yani.

Kimsenin kılık kıyafetinde değiliz. Herkes, kendi inancına, meşrebine göre istediği gibi ancak ahlak ve edep koşullarını gözeterek istediği gibi giyinsin. Neticede, herkes kendi hesabından mesuldür. Kavramlar açısından bakınca, tesettürden bahsediliyorsa eğer, bunla “moda” kavramının yan yana gelmesi diye bir şey de mantıksızlığın daniskasıdır. Birisi gizlemeye odaklıyken, diğeri tam tersine gösterme odaklıdır neticede. Dolayısıyla, her şeyi kendinde hak gören muhafazakarların “tesettür modası” diye ortaya çıkması da tam bir oksimorondur.

Bu duruma da genel olarak ses edilmedi. Sessizlik bir nevi ikrar olduğundan olsa gerek, zamanla muhafazakar moda dergileri de türedi. Takip edenlerin ve tahammül edebilenlerin sorunudur, bizi ilgilendirmez. Ancak, bu dergiler o kadar saçma sapan bir noktaya götürüyor ki meseleyi, popüler tabirle “insan gerçekten hayret ediyor”. Basit örneklerle açıklarsak; muhafazakar modaya göre giyinmiş bir ablamız, artık bir mevlitten çıkarken “sade şıklığıyle göz doldurabiliyor” mesela. Veyahut ABD’li ünlü aktrist bilmemkimin giydiği kıyafetin benzerini giymek bir haber(!) değeri taşıyabiliyor muhafazakarlar için. Bu açıkça bir yozlaşma, açıkça bir dejenerasyon değil de nedir

Kimse muhafazakar insanlar her şeyden elini, eteğini çeksin, inzivaya çekilsin, rahat yaşamasın demiyor. Ancak gelinen nokta, yani lüksün, şatafatın, gösterişin, kibrin yaygınlaşması, büyük bir şuur eksikliği ve neticesinde de büyük bir bocalamayı işaret ediyor. Kötü bir kopya olunca fazlasını beklemek hata zaten.