Onk. Dr. HalükNurbaki İnsan Bilinmezi adlı kitabında şöyle

der: ... yapılan en yeni araştırmalar stresin üç önemli duygudan ileri

geldiğini tespit etmiştir, korku güvensizlik ve ihtiras...

Korku, insanın yaşamsal kaynaklarını kaybetme endişesi ile

ortaya çıkan bir duygudur. Korkunun ikiz kardeşi olan güvensizlik ise, insanın

kendini tehlike çemberi içinde hissetmesi ve yaslanacak bir duvar

bulamamasıdır. Fakat ihtiraslar bu iki duygunun da tam tersidir. Yani, kişinin

göz açlığı ve her şeye sahip olabilmek için hiçbir sınır tanımamasıdır.

İhtiraslar insanın gözünü kör eder ve kişi sahip olmanın dışında hiçbir şey

düşünemez hale gelir. Görüldüğü üzere insanın korku ve endişelerini tetikleyen

üç duygu var. Korku, güvensizlik ve ihtiraslar. Her üçü de insanın yaratıcısı

ile bağının zayıflaması sonucunda ortaya çıkıyor ve yaşam düzenini alt üst

ediyor. Yaratıcısından kopuk bir hayat yaşayan insan sürekli korku içindedir.

Zira dünya onun için güvenli bir yer değildir ve kendini güvende hissetmeyen

insan mutsuz ve umutsuzdur.

Peki, ne yapabiliriz Öncelikle insanın kutsadığı ne varsa

terk edip, Allah a teslim olması gerekir.

Korku ve güvensizliği ortadan kaldıracak en etkili

yöntemlerden biri de duadır. Dua ruhun derinliklerinde yaşanan bir iç

seyahattir. Dua iç âlemde olup biten çelişkilerden panik ve korkulardan sonsuz

ihtiraslardan sonu gelmeyen endişelerden sevgiye doğru bir hicrettir. Sonu umut

ve sevgi okyanusuna çıkan bir yolculuk...

Kalpten yükselen dua sözcükleri kini nefreti kıskançlığı

vurdumduymazlığı sevgiye dönüştürerek, insanın iç âleminde büyük bir değişime

neden olacaktır. Kişi buradan mana âlemine ve ebedi saadet kapısına açılabilir.

Dua ile özgüven gelişir, kişi kendini Rabbine daha yakın

hisseder. O na sığınır ve O ndan umudunu kesmez.

Kapitalist kültür birey ve toplumlara sadece maddi bir yaşam

tarzını sunarak ruhsal problemlerin artmasına neden oldu. Bugün insanlarımızın

yaşamaktan anladığı tek şey çalışıp para kazanmak ve kendilerine sunulan

ürünleri kolay yoldan tüketmek olmuştur. Bu zihniyet, size ne kadar paranız

olursa ne kadar çok tüketirseniz o kadar insansınız diyor. Artık insanoğlu evim

olsun arabam olsun param olsun ve hepsi de son model olsun diye yaşıyor ve

yaşımı bu şekilde anlamlandırıyor.

Dünya küçük bir köye dönüşüyor. İmkânlar artıyor, alanlar

küçülüyor. Ancak insan bunca şaşa ve lüks içinde varlığını çözümleyemiyor.

Çünkü manevi olarak her geçen gün biraz daha çöküyor.