Azrail’den değil Azrail’i yaratandan korkalım.
Çiftçinin kuraklıktan korktuğundan fazla biz, yağmuru yaratandan korkalım.
Bazı çiftçilerin ve bazı işadamlarının az faizle çok kredi çekmek için yetkililere yalvardıklarından daha fazla biz, Allah’ın rızası ve cenneti için yalvaralım.
Politikacının seçilememekten korktuğundan fazla, hayır ve şerri yaratandan korkalım.
Seçilebilecek yeri kapmak için yetkilinin gözüne girme çalışmalarından fazla biz, Allah’ın razı olacağı işler yapalım.
Yıldızların yaldızlarının dökülmesinden korktuğundan fazla, biz, Rabbin rızasını yitirmekten korkalım.
Dökülen yaldızların yerini sıvamak için estetik salonlarında ömür tüketenlerden daha fazla,
Önümüzün ve sonumuzun hayırlı olması için, iki dünyamızın güzel olması için evvel ve ahir olan Rabbimizin istediği ameli salihlerle nurlanalım.
Öğrencinin üniversite imtihanını kaybetme korkusundan daha şiddetli, bu dünya salonunda Rabbimizin imtihan sorularına yanlış cevap vermekten korkalım.
İşsiz kalma korkusuyla, imansız kalma korkusunu tarttığımız zamanlarda, imanı kaybetme korkusunun şiddetini tatmış Müslümanlarız.
Bakanın azli korkusundan fazla olmalıdır, bizim Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılma korkusu.
Azil korkusuyla, liderin gözüne girme yarışında olanlardan daha fazla, Hakk’ın rızasına, halkın hizmetine talim yapalım.
Genel müdürün yetkilerinin alınması korkusundan da fazla olmalıdır Mevla’mızın huzurundan uzaklaştırılma korkumuz.
Yetkilinin yakını olmak için canlar yakanlardan değil, Rabbimizin mukkarabin/yakınlarından olmak için yanan canların itfaiye eri olalım.
Çocuğunu kaybeden ananın yavrusunun başına bir şey gelmesinden korktuğundan daha fazla olmalıdır, bizim ve çocuklarımızın inkâr sokaklarında kaybolma korkusu.
Zenginin iflas korkusundan fazla olmalıdır, müminin imandan iflas korkusu.
Zenginin kasasını koruma tasasının sevk ettiği gayretten daha fazla olmalıdır, amellerimizin heba olup gitme tasası.
Güzelin, çirkinleşme endişesinden daha fazla olmalıdır, dost yüzüne hasret kalma korkusu.
Şöhretlinin unutulma çekincesinden, bin kat fazla olmalıdır Allah’ın rahmetinden uzak kalma endişesi.
Onları bu hale getiren bizim eğitim sistemimizdir.
Tenimiz, canımız ve aklımız, özgür yaratılmıştır.
Ana kucağında, öcüyle, böcüyle susturulduğumuz gibi, büyüyünce okul ve hayat mektebinde öcülerimiz; fakirlik, iflas, hapishane, terfi edememe, atılma, azledilme, sınıfta bırakma gibi korkutmalarla, Rabbimizin bize lütfettiği, hâl ve geleceğimizin motoru olan korku nimetini çarçur ettiler ve bizi Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz hale getirdiler.
Korku nimeti insana korunma yollarını gösterir.
Elektrik tellerine dokumaktan alıkoyar.
Yolun ortasında otobüse, trene karşı yürümekten korur bizi korkularımız.
Soğuktan ve sıcaktan koruyacak evler yaptırır.
Akrep, yılan gibi hayvanların zehirlemesine tedbir aldırır.
Felak ve Nas sürelerinde yaratılmışların şerrinden yaratana sığınmamızı öğütler Rabbimiz ve:
“…İnsanlardan korkmayın benden korkun. Azıcık para karşılığında ayetlerimi satmayın.
Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Maide süresi ayet 5/44)
“İşte o şeytan ancak kendi dostlarını korkutur (veya dostlarının toplandığını haber vermekle sizi korkutan ancak şeytandır). Onlardan korkmayın benden korkun, eğer mümin iseniz” buyurur. (Al-i İmran süresi ayet 3/175)
Müminiz, elhamdülillah.