Komşu ülkelerle “sıfır sorun”dan nerelere geldik!
“Önümüzdeki Cuma namazını Şam’da kılacağız” söylemleri ne oldu, sahi
“Mayıs ayında (14 ay önceki Mayıs ayı) Gazze’ye gideceğim.” Demeci ne çabuk buharlaştı!
***
Ama durun bir dakika!
Daha yakın zamana kadar bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, TBMM Başkanı, Bakanları, Genelkurmay Başkanı ne tür değerlendirmeler yapıyordu, “komşu”larla ilgili
Önce ona bakalım, sonrasında hep beraber bir değerlendirme yapıp bir de soru soralım;
Rusya Federasyonu:
* Rusya’nın tarihi emeli olan sıcak denizlere inme istek ve talepleri devam etmektedir. Bu emellerini gerçekleştirebilmek için soğuk harp kapsamında psikolojik harp uygulamasına devam etmektedir.
* Rusya Federasyonu, Türkiye’nin Kafkas ülkeleri ve Orta Asya Türk Devletlerine ilgisini etkisiz hale getirme çabası içerisindedir. Bu maksatla Kafkaslarda yeniden askeri varlığını kabul ettirmeye çalışmaktadır.
* Balkanlarda, Bosna-Hersek ihtilafında Türkiye’nin karşısında Ermeni ve Sırpları destekleyerek Türkiye’nin bölgedeki etkisini önlemeye çalışmaktadır.
* Karadeniz’de ortak ekonomik işbirliği imkanları meydana getirmek istense de burada da Türkiye’nin etkin rolünü azaltmak için gayret sarf etmektedir.
* Doğu Karadeniz’de Türkiye, Gürcistan sınırının Çoruh Nehri tabi engeline dayandırılması gerekirken, Çoruh Nehri’nin denize döküldüğü yer Gürcistan’a bırakılmıştır. Bu durum Türkiye’nin coğrafi gücüne taktik alanda olumsuz etki yapmaktadır.
İran:
* İran, ülkesindeki yaklaşık 20 milyona yakın Azeri Türk varlığını asimile etme gayreti içerisindedir. Özellikle Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla İran’daki bu nüfusun kontrolü önem kazanmıştır. Azeriler asıl başkentlerinin Tebriz olduğunu ifade etmektedirler.
Bu da Azerbaycan’ın Güney Azerbaycan’la ilgilerinin devam ettiğini göstermektedir.
* Hazar Denizi petrollerinin Türkiye üzerinden petrol boru hattı ile Akdeniz’e aktarılmasında daha fazla pay almak istemektedir.
* PKK (ve de o yıllarda KADEK) terör örgütünü desteklemediğini ifade etmektedir. Ancak bu terörist örgütün, Türkiye sınır bölgesindeki faaliyetlerini kontrol edememektedir.
Irak:
* PKK (o yılarda aynı zamanda KADEK) terör örgütünü desteklemektedir.
* Fırat ve Dicle nehirlerinin sularının paylaşımı konusunda istekleri vardır.
* Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı’nın faaliyete geçirilmesi ve boru hattındaki petrolün alınmasına yönelik sorunlar çıkmıştır.
* Kerkük ve Musul’daki Türkmenleri baskı altında tutmakta, ekonomik bakımdan güçlenmesini önlemektedir.
* Irak sınırı geçilirken dağların en yüksek noktasından, doğal sınırlardan geçilmediği için PKK (KADEK) terör örgütünün Irak tarafında toplanması ve sınırımızı aşıp eylem yapmasına imkan vermektedir.
Bu da Türkiye-Irak sınırının Türkiye’nin coğrafik gücünü taktik seviyesinde olumsuz yönde etkileyen bir unsurdur.
Suriye:
* PKK (KADEK) terör örgütünü desteklemektedir.
* Hatay ilimiz üzerinde hak sahibi olduklarını iddia etmektedirler. Hala mevcut yapıyı kabullenmedikleri zaman zaman dile getirilmektedir.
* Fırat ve Dicle nehirlerinin sularının paylaşımı konusunda istekleri bulunuyor.
* Türkiye-Suriye sınırı da herhangi bir doğal engele dayanmamıştır. Ayrıca, sınır boyunca uzanan Bağdat Demiryolunun 10-15 m. güneyinden geçirilmiştir. Bu durum demiryolunun emniyeti konusunda zafiyet meydana getirmektedir. Keza bu da Türkiye’nin coğrafi gücüne olumsuz etki yapan bir durumdur.
Yunanistan:
* PKK (KADEK) terör örgütünü desteklemektedir.
* Batı Trakya Türklerini asimile etmek ve bölgedeki Türk varlığını yok etmek için çalışmaktadır.
* Ege’deki Türkiye sahillerine yakın adalar, Türkiye’nin Ege Denizindeki coğrafi gücünü olumsuz olarak etkilemektedir. (Kıta Sahanlığı, Karasular, Hava Sahasının kontrolü vb. konularda)
Bulgaristan:
* Türk azınlığı asimile etme gayretlerine devam etmektedir.
Gürcistan ve Ermenistan:
* Henüz ekonomik gücünün yetersizliği nedenleriyle bugün bir tehdit olarak söz konusu edilmiyor, bu ülkeler. Ancak Ermenistan’ın Azerbaycan ile kara ve hava irtibatımızı kesmesi, Nahcivan’da devlet otoritesinin tam olarak sağlanamaması, Ermeni tehdidi altında olması dolaylı olarak Türkiye’nin coğrafi gücünü olumsuz olarak etkilemektedir.
Şayet Nahcivan üzerinden Azerbaycan’a bir kara bağlantısı (koridor) sağlanabilirse, bu Türkiye’ye çok önemli bir coğrafi güç üstünlüğü kazandıracaktır.
Farkında mıyız, acaba
Türkiye bölgesel güç olarak;
* Günümüzde dünya değerleri açısından, Türkiye’nin özellikle SSCB’nin dağılmasından ve yeni Türk Cumhuriyetlerinin kurulmasından sonra bölgedeki önemi bir kat daha artmış bulunmaktadır. Bu meyanda Türkiye, bugün, batı ile doğu kültürlerinin ve ekonomilerinin doğrudan temas halinde olduğu yeni bir konum kazanmıştır.
* Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birleşim bölgesinde yeralan Türkiye, bu kıtaları gerek karadan, gerek denizden birbirine bağlayan, Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’ya yapılabilecek her türlü ekonomik ve askeri faaliyetleri kontrol edebilen önemli bir coğrafi konuma sahiptir.
* Türkiye’nin kara sınırlarının Güneydoğudaki bir kısmı ve doğusu dağlarla çevrili olması, bu sınırların Türkiye’nin düzenli ordular karşısında kolayca savunulabilir olmasına rağmen, terörist faaliyetlere de uygun ortam sağlamaktadır.
* Türkiye, Anadolu ve Trakya yarımadalarından meydana gelmiştir. Her iki yarımada arasında Boğazları olan, dünyada pek az görülen bir coğrafi karaktere sahiptir.
* İnşa edilmiş ve edilecek boğaz köprüleri ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki barajlar yapay coğrafyamızın bize sağladığı avantajlar olarak öne çıkmaktadır.
* Türkiye, Anadolu yarımadası ile Kafkasya ve İran vasıtası ile Orta Asya, Çin, Hindistan ve Uzakdoğu’ya, Suriye, Irak vasıtası ile Ortadoğu ve Afrika’ya açılabilmektedir. Aynı şekilde Türkiye, Trakya yarımadası ile Balkanlar ve Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası durumundadır.
Ayrıca bu iki yarımadanın arasındaki İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile bir bütünlük teşkil eden Marmara Denizi, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin deniz yoluyla dünyaya açılmalarını sağlamaktadır.
* Karadeniz’e dökülen Tuna, Don ve Dinyeper nehirleri gibi büyük nehirler ve bunları diğer nehirlere bağlayan su kanalları üzerindeki su taşımacılığı da dikkate alındığında İstanbul ve Çanakkale Boğazları yalnız Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin deniz yoluyla dünyaya açılmalarını sağlamakla kalmayıp genel olarak Orta Avrupa ve Doğu Avrupa’yı deniz yoluyla dünyanın diğer bölgelerine bağlamaktadır.
* Anadolu ve Trakya yarımadalarının üç tarafı deniz olduğundan bu yarımadalar nedeni ile Türkiye’nin karadan ve/veya denizden, başka güçler tarafından tecridi mümkün değildir. Türkiye coğrafyasının bu özelliği birçok alternatif ekonomik ve siyasi, askeri politikalar uygulayabilme imkanı vermektedir.
Sonuç olarak Türkiye 80 milyona dayanan nüfus potansiyeli, zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları, farklı ekolojik
yapısı her geçen gelişmekte olan ekonomik ve teknolojik gücü ve mevcut coğrafi konumu nedeni ile bölgede mevcut politik, askeri ve ekonomik dengeyi sağlayan bölgesel güç olarak değerlendirilmeye hak kazanmıştır.
Tek soru: Yukardaki tüm bu değerlendirmelerden yetkililerimiz, ilgililerimiz, kısacası bu ülkeyi yönetenler haberdar mı, acaba İnşallah…
NOT: Bugün 7 Temmuz 2014, Pazartesi… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!