Kitaplara olan rağbet her geçen gün düşüyor. Artık
harçlığının bir kısmını kitap almak için ayıran ve aldığı kitabı okurken, hem
yazarla hem de kendisiyle iletişim kurabilen gençler yok Bugün gençlerimiz
bilgiye internet üzerinden ulaşıyor ve doğru yanlış ayırdı yapmadan adeta
zihnini bir çöplüğe çeviriyor. Evinin balkonunda sabah kahvesini içip
gazetesini okuyan yaşlılarımız da tıpkı bu gençler gibi tarihin tozlu
sayfalarındaki yerlerini aldılar. Şimdilerde yediden yetmişe herkes teknoloji
ile iç içe. Bilgi, doğru yanlış ayırtına tabi tutulmadan insanlara ulaşıyor.
Bütün bunlar, insanların kitapla kurduğu yakınlığı ve
bunun sosyal fiziksel ve duygusal kazanımlarını ortadan kaldırıyor. Çünkü,
doğru seçilmiş bir kitap çocuklarımıza, bilgi, sabır ve empati yapmayı da
öğretiyordu. Zira bir genç kitapla iletişim kurarken yazarın dünyasına ulaşır
ve olaylara onun tarafından bakmayı öğrenirdi. Kitapsever bir kimse, aldığı
kitabı müellifi ile ilişkilendirir ve okurken aslında bir insanı okuduğunun
farkına varırdı. Dijital ortamlarda ise, kişi araştıran, düşünen ve empati
kuran taraf değil izleyen seyreden ve bu şablonlara göre hareket eden taraf
oluyor. Okuduğunu akıl ve irade süzgecinden geçirmediğinden, sürekli alıcı
durumuna düşüyor ve bir süre sonra bilgi hazımsızlığı yaşamaya başlıyor. Bu
insanların, kitapla ilişkileri zayıfladıkça, araştırma, düşünme, hissetme
yetenekleri de zayıflıyor ve bu donukluk hayatlarının tamamına yansıyor.
Bilgiye ulaşma noktasında teknoloji önemli bir araç,
fakat bu, hiçbir zaman genç nesillerin kitapla Aralarını açmamalıdır. Zira
kitap geçmişten günümüze uzanan bir köprüdür ve bizler bu gün pek çok bilgiye
kitaplar aracılığıyla ulaşmaktayız. Bu nedenle anne babalar çocuklarını ikna
ederek kitaba dönüşü gerçekleştirmeli ve teşvik etmelidirler. Tabi, tıpkı
arkadaşımızı dostlarımızı seçtiğimiz gibi kitapları da seçmeli ve doğrudan yana
tavır alan eserleri okumalıyız.