Bugün Kazlıçeşme’de miting günü…

Saadet Partisi, Mısır’da Cumhurbaşkanı Mursi’ye darbe yapanları lanetleyecek.

Bence, sadece Saadet Partililer değil, AK Partili, MHP’li, BBP’li, BDP’li, CHP’li, kısacası tüm partililer Kazlıçeşme miting alanında olmalı.

Neden mi

1) Darbelere, askeri ihtilallere, yönetime illegal yollardan, gayri meşru yöntemlerle el koyanlara “dur” demek için…

2) Dünyada ezilen-horlanan inançlı kesime varlığınla destek olmak için…

3) İhvan-ı Müslimin’in Genel Sekreteri de Kazlıçeşme Meydanı’nda olacak. Hiç olmazsa Mısır’da şu an durum ne, neler oluyor orada sorusunun cevabını bulmak, canlı canlı bu sese kulak vermek için…

4) Günlerden bu yana bıkmadan, usanmadan, bana ne demeden, en küçük bir yorulma, emaresi göstermeden Adeviyye Meydanı’nda direnen Mısırlılara destek olmak için…

5) 28 Şubat sürecinde Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan antidemokratik usül ve metodlarla iktidardan edildi. Bu antidemokratik tavrı, bunu yaşatanların yüzlerine bir kez daha haykırmak için…

6) Ezilmişlerin elinden tutmak, mağdurlara sahip çıkmak, biçârelere çare olmak için…

7) Bu mübarek ayda bir hakkı sahibine teslim etmek isteyenlere omuz vermek için…

8) Mısır’da askeri darbenin gerçekleştiği tarihten bu yana ordunun elinde tuttuğu, serbest bırakmadığı Mısır’ın meşru Cumhurbaşkanı Mursi’ye destek olmak için…

9) Mısır’daki askeri darbeye ‘darbe’ diyemeyen, lafı eveleyip geveleyen sözde demokrasi kahramanı Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerine, “Bu yaptığınız hangi insanlığa sığar, hani siz askeri darbelere karşıydınız, hani sizin kanunlarınızda darbe yasaktı, ne oldu da böyle oldu ” demek için…

10) En zor zamanlarında Mısır halkının değil, askeri cuntanın yanında yer alan, darbe yönetimine aktardığı milyar dolarlarla destek veren bölgedeki bazı ülkelere, “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!” özdeyişini hatırlatmak için…

APO’NUN EVLİLİK ÖYKÜSÜ…

Yıl, 2007 idi, yanılmıyorsam…

O dönem çalıştığım medya grubunda bilgisayarıma ilginç bir haber düştü, mailden…

Haberin altındaki imza, Ankara kulislerini iyi takip eden, kulağı delik gazetecilerden Muhammed Kutlu’ya aitti.

Neydi, o haber

Apo’nun, Mısır Çarşısı bombacısı olduğu ileri sürülen sosyolog Pınar Selek’e evlilik teklif ettiği ifade ediliyordu.

Haberin ayrıntılarında şu cümleler yer alıyordu:

“Kulislerde Abdullah Öcalan’ın DTP’yi gözden çıkardığı ve yeni bir hareket için düğmeye bastığı iddiaları dillendirilmeye başladı. İddialara göre; 1- Öcalan DTP’yi boşuyor. 2- “Taraftarlarıma söylerim, desteğimi çekerim” diyor. 3- Yeni bir parti kuruyor. İsim babalığını yine kimseye kaptırmıyor. “Demokratik Toplum Hareketi” 4- Bir kadın bir erkek eş başkan istiyor.. Demokratik Toplum Hareketi’nin eş başkanlığı için Öcalan’ın belirlediği iki isim var; Hatip Dicle ve Pınar Selek.”

Haberde, “Pınar Selek’in herhangi bir yakınlığı olmadığı halde Öcalan’la yüz yüze görüştüğü” belirtilirken şu iddialara yer veriliyordu: “Öcalan’a yakın çevreler, bu iddia konusunda suskun kalmayı tercih ediyorlar. En yaygın söylenti ise, Öcalan’ın Pınar Selek’e abayı yaktığı yönünde. Kesire Öcalan ile evliliğinin kadük kaldığını düşünen Abdullah Öcalan bir süre önce Selek’e evlilik teklif etti. Pınar Selek ise bu teklife ne olumlu ne de olumsuz yanıt verdi.”

***

Beklendiği gibi ortalık karıştı… En sert tepki de Pınar Selek’ten geldi;

“Aman Tanrım, başıma bir de bu mu gelecekti. Aaa, nasıl görüşüyor muşum Bunun olmadığı ortada. Benim tekrar bir davam açıldı. 1 Ekim’de görülecek. Bu söylentilerin polisin komplosu olduğunu düşünüyorum. Kaybettiler, beni terörize etmek istiyorlar. Abdullah Öcalan’ı ne ziyaret ettim, ne böyle bir şey geçti aklımdan. 9 senedir bu davayla uğraşıyoruz. Görüşsem görüştüm derim, gizli saklı bir insan değilim. Kesinlikle yalan.”

Dikkat çekici bir not; bu iddialar karşısında o dönem Öcalan’a yakın çevreler suskun kalmayı tercih etti.

***

Selek’in avukatı Alp Selek de söz konusu iddiaya bir açıklama ile cevap verdi:

“Bu iddia, ‘Peki Apo’nun evlilik teklif ettiği isim kim ’ ibarelerini içeren bir spotla başlatılmıştır. Pınar Selek’in İmralı’ya gittiği ve Öcalan ile yüz yüze görüştüğü gibi olması imkânsız bir durumdan bahsedilmektedir. Bu hayali dedikoduların kaynağına bakıldığında da somut bir dayanak verilmemektedir. Bir kişiyi rencide edecek böyle bir dedikoduyu doğrulatma ve tarafların görüşlerine başvurma yolu tercih edilmemiştir. Aksine hayali kaynakların hayali söylemleri öne çıkarılarak, basın yayın ilkeleri, evrensel hukuk ilkeleri çiğnenmiştir.”

***

Ve mutlu son…

Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Metehan Demir, CNN Türk canlı yayınında ‘Öcalan evlenecek’ bilgisini paylaştı, birkaç gün önce…

“Öcalan uzun zamandır yüksek bir ego ile hareket ediyor. Bugüne kadar hep PKK, KCK ve sürece yönelik taleplerle bulunup direktifler verdi. Biraz da kendisi için isteyecek ve medeni durumunda bir değişme olabilir” ifadeleri kendisine ait.

Metehan, Ankara’nın derin kulislerini iyi yoklayan bir gazeteci. Gazetecilik hayatında ‘ilk’ler bol. Fehmi Koru’nun Bilderberg toplantılarına katılacağını ilk Metehan yazmıştı.

Görünce Metehan’a sorsam mı, acaba;

Sahi Apo kimle evlenecek

Metehan bilmeyecek de ben mi bileceğim

NOT:  Bugün 14 Temmuz 2013 Pazar..  İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda herkes ayrı telden çalıyor. Temmuz 2013’e kadar umutsuz son bir maraton da bitti… Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Görülüyor ki, yeni Anayasa olmayacak!” dedi. Yeniden TBMM Başkanlığına seçilen Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı, Komisyonu toplantıya çağırdı. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…