Kara siyasa sonunda en kirli parlak buluşuna kavuştu.
Kaset.
Bu tek kelime bile insanların akıllarını baştan almaya
yetmekte.
İftira atmak artık ne kadar kolaylaştı, Kasetin var,
senin hayatını bitiririm mesajı, kirlilikte son kerte.
Eskiden kanlı ihtilallerle uğraşan ülke, şimdi ahlaksız
darbelerle sarsılmakta.
Masum insanlara değin gelip dayandı kaset tehditleri.
Şantajlar, 28 Şubat ta darbecilere karşı dimdik ayakta
duran Meral Akşener e değin uzandı.
Oysa Akşener; ne kadar yürekli, onurlu, namuslu olduğunu
o dönem, tüm dünyaya ispatlamıştı zira çoğu erkeğin dilinin dolaştığı o
günlerde tehditlerin en büyüğünü kendisi almış, en alçak voyvoda işkencesi ile
bile korkutulmak istenmiş ama o dimdik durmuştu.
28 Şubat darbesinin ahlaksızlığını hiç çekinmeden edinen
kimi zevat için bugün jurnaller akmakta, kimi şahısların dinciliğini anlatan,
kiminin özel hayatını sorgulayan şantajlarla.
Ne yazık ki vefanın Uhud Tepesi erken terk edildi. Bir
kahvehane edası ile oturduğu yerden iftira atmakla, güneş balçıkla sıvanmaz.
Buna rağmen voyvoda işkencesine direnen korkusuz kadın,
bu kurgu montaj tehdit karşısında şaştı kaldı, bir çocuk gibi ürktü, kalbi
kırıldı. Üç kadına sığındı.
Erkeklerin katı kalplerine değil de, üç kadına. Zira
kendi partisinden bile sahiplenme sedaları işitilmedi.
Kadın kadını anlardı, iftiranın ne demek olduğunu en çok
kadınlar bilir, acısı tortusu en çok onlara kalırdı çünkü.
Darbelere, tehditlere, işkencelere karşı çıkabilmiş cesur
yürek, bu kadarını beklemediği için, çok ağır gelmişti.
Nasıl diye şaşakalmıştı çünkü bağa üzerinde parlayan
sedefe kara çalmakta idiler, Yafa Kapısı na haysiyeti asmakta idiler.
Çaresiz, şaşkın, o üç kadının şefkatine sığındı.
Ses yok, çıt yok, günler sonra telefonla arandı ama o
daha net kamuya yönelik açıklamalar bekledi.
Valide-i Kebîre ler, bu kanadı koparılmak istenen kuşa
sahip çıkarlar sandı.
Arenada gladyatörlere yem yapılmak istenen kahraman kıza,
Mehd-i Ulyâlar dan güçlü bir ses gelmedi.
Valide-i Muazzama lar, kollarını açıp kuvvetle
sarılmadılar.
Akşener e siyasi bir recm uygulandı; susarak, herkes taş
attı. Kötü bir gelenek oluştu, her seçimde sunaklara birkaç kurban sunulmakta
artık. Geçmişte kanla ödenen diyet,
şimdi onurdan sökülerek alınmak istenmekte.
Neler görmüştü bu halk. Bu milletin evlatlarını
hapishanelerde kuru ekmekle beslemeyip asanları, millet tam 98 yıl krallar gibi
beslemişti. Miting meydanlarında darbenin başına, Seni sevmeyen ölsün diye
bağıranlar, 1939 Erzincan depreminde İnönü ye, 5 oğlum var ikisi depremde
öldü, diğer üçü de sana kurban olsun diyenler, iktidarları boyunca cemaatle
koalisyon hükümeti kurup ortaklık bozulunca ağlaşanlar, daha yaşarken başlarına
çaput bağlanacak türbe olanlar.
Daha kötüsünü beklemiyorduk ama.
Mahremler savaşı; namus, iffet, şeref, haysiyet erozyonu.
Ki bu erozyonu oluşturanlar da, sadece susanlar.