Heisenberg (1901-1976) in, kuantum fiziğinde önemli bir yeri olan "belirsizlik ilkesi", felsefe ve düşünce alanında, doğa bilimlerinde olduğu kadar olmasa da, geniş bir yankı bulmuştur. Sözgelimi belirlenimcilik (déterminisme,) muayyeniyetçilik) ile belirsizlik (indéterminisme, gayri muayyeniyetçilik) çatışmasında belirsizlik (indeterminisme) taraftarları ciddi bir destek bulmuşlardır. Mesela irade özgürlüğünü, belirli nedenlerin doğurduğu belirli sonuç olarak mutlak bir şekilde açıklayan belirlenimcilik, Heisenberg in "belirsizlik ilkesi" bağlamında ciddi bir güç kaybına uğramıştır. "Belirsizlik ilkesi"nin anlatmak istediği, bir atomun veya bir sistemin (doğa sistemi, toplumsal ya da siyasal sistem gibi) hareketini belirleyen tüm büyüklüklerin ya da unsurların aynı anda aynı kesinlikte belirlenemiyeceğidir. Özellikle atomun yapısı sözkonusu olduğunda, mesela konumunu kesin olarak belirlemek istediğinizde hızının belirlenmesi aynı kesinlikte belirlenememektedir. Şu hususu da eklemek ya da hatırlatmakta yarar vardır. Burada bir sistem, bir yapı, bir düzen ve birtakım kurallar sözkonusudur.
İşletmecilikte, iş ve organizasyon gibi disiplinlerde, sanıyorum bir yöntem uygulaması olarak "kaos yönetimi" kavramı, geleneksel olana karşı yeniliği temsil eden şeklinde kullanılmaktadır. Düşünce alanında (felsefi, mitolojik gibi) kaos, bir anlamda "postulate", yani "koyut"tur. Ona dayanarak akıl yürütür, bir sonuca ulaşabilirsiniz. Bir bakıma mantıki bir sisteminin tamamlanmasında başvurulan bir öğedir. Dolayısıyla akıl, düşünce etkinliğinin sağlıklı düzeninin bir gereği olarak değerlendirilebilir.
80 sonrası siyasal, toplumsal olanın açıklanmasının koyutu, postulate ı gibi takdim edilen Yeni Dünya Düzeni ya da yaygın ve çekicilik kazanmasıyla birlikte onun yerine ikâme edilen Küreselleşme (Globalisme) aynı mantık temelinde kavranabilir mi Belki, aynı ankun, istikâmet ve işlevde olmasa da post-modernizmi burada hatırlamak olası mıdır
Yeni Dünya Düzeni ya da Küreselleşme, daha gerilerde (yaklaşık II. Dünya Savaşı sonrasında) post-modernizm kavramları çerçevesinde yapılan tartışmalar, Batı düşünce dünyasının kendi içindeki çatışmasının bir yansıması olmuştur. Türkiye ve özellikle İslâm dünyasına kasıtlı iliştirilmesi, doğal olarak, bu türden bir gereklilikten doğmamıştır. Belki de doğal gereğinin yönünü saptırmada elverişli bir araç niteliği taşıdığı için güdülenmiştir. Bir defa zihin kendi bağlamından yalıtılırsa, doğası gereği işlemesini sürdüreceği için, önüne konulan hazır gündemi sahiplenmekten geri durmayacak ama belli bir verim de elde edemiyecektir. Benzetme yerindeyse, mekanikteki deyim ödünç alınarak söylenirse "rölanti"de çalışma sözkonusu olacaktır. Halkın deyişiyle "avara kasnak" durumu yaşanacak, demektir. Zihnin, düşüncenin "rölanti"de ya da "avara kasnak"ta olması ayrı bir şeydir, önüne hazır konulan konular üzerinde işlemesi ayrı bir şey.
Sanıyorum, Küreselleşme, zihnin ya da düşüncenin belirleyici gücünün devrin vukufiyetinin farkında olduğu için, "avara kasnak" durumunda bile kalmamasını sağlayarak, doğal mecrasından mümkün olduğunca uzaklaşmasına yol açan hazır gündemlerle çalışmasını güdülemiş olmalıdır. Ancak kendisi belli bir postulate a, (koyuta) dayandığı için, bütün bu çalışmaların nasıl yönetileceği hususunda hazırlığa sahipti. Bir takım kavramların, değerlerin, duyarlık ve rikkatlerin bulunması, güdülemenin derecesiyle ilintili kılınmalıydı. Böylece bunların kalıp, şekil ya da yerine göre yafta haline dönüştürülmesi mümkün olabilecekti.
Dikkatli bir bakış, sağlıklı bir tahlil yapılması halinde, bulunulan konumla, bulunulduğu farzedilen konumun kökten dönüşüme uğratıldığı farkedilecektir. Sözgelimi, gözlemlenen şartlar ölçüsünde ayıkıldığında, mesela AB vatandaşlığı hülyasında olanlara "hoş geldiniz şeyh Zamazingo nun mülküne" denebilir. Elbette buradaki "şeyh" İslâm kültüründe müstesna bir anlama sahip olan ve tasavvufta kullanılan "şeyh" olmayacaktır. Fisebilillah gayret içinde olanların karşılanması ivicaclı söz ve hareketlerle bezenmiş olabilse de kalbindeki saflığın, dehşetengiz burgacına dönüşme ihtimali bir hayli fazla olabilir.