Hepiniz farkındasınız. Bir fevkaladelik. Bir telaş.

Gerilim tacirlerinde gamlı baykuş halleri.

Etrafa empoze edilen darbe edaları.

Demokrasi farelerinde özgürlük peynirini kemirme eylemleri.

Her şeyi gözdağı olarak sunma gayretkeşliği ile Genelkurmay başkanının yapacağı basın toplantısını bile; baskın toplantıya çevirme planları.

 Toplumun kulağına o patlak, korkak, aptal gözleri ile endişeler yumurtlama acizliği.

Niye bu basın toplantısı Anlamayanlara tercüme yardımları. Tabii ki Cumhurbaşkanlığı seçimine bir gözdağı. Asker istemez. Sen bu sevdadan vazgeç marşını çalıyor, kulağın duymuyorsa, hazır ola geçmiyorsan sonuçlarına katlanırsın. Pis ve kirli bir esaret mendilini halkın çaresizliğine dayama sakilliği. Hani darbeye falan üşenmeyecek bir cunta geleneğinin bu işi kökten halledeceğini bir zahmet hatırlatıverme işgüzarlığı.

Normal hayatların yaşanmaması için ellerinden geleni yapmakta demokrasi fareleri. Gelişmiş bir ülkede refah düzeyindeki halkı alakadar etmeyen bir cumhurbaşkanlığı seçimi bizim gibi geri kalmış ülkelerde ihtilal rüzgârları estirebilmekte.

"Ahmet efendiyi beğenmiyoruz. İlle de Mehmet efendiyi isteriz. Gerekirse baş keser yine dediğimizden geçmeyiz" edaları kabak tadı verdi artık. Bu millet çok zamandır sıkıldı kemirgen farelerden. Belki farkında değiller ama tiksindirici bir halde; her yana tüyleri dökülmekte, etrafa virüs bulaştırmakta, insanları korkutarak huzurlarını kaçırmakta.

Nokta dergisinde yayınlanan bir paşanın darbe provaları, kimi çevreleri utandırması gerekirken, bırakın üstlerine alınmayı üstelik sanki kasıtlı olarak paşanın günlükleri yayınlanıyormuş gibi bir hava hâkim. Suç olması, cezalandırılması gereken bir eylem nasıl oluyor da bizim gibi bir ülkede kuvvet gösterisi olarak kullanılabilmekte, anlaşılır gibi değil. Basın bu konuda suskun ve efendi. Başka cenahlardan bu tür bir bilgi elinde olsa şahin olup pençelerini mazlumların bağrına geçirmeye hazır medya; konu andıçlar, darbe provaları olunca süt dökmüş kedi uysallığında.

Rektörlerin demokrasiyi özümseyemeyerek mitinglerde "ordu göreve" isimli pankart açmaları okumuşlarımızın bile nasıl darbe heveslisi olduğunu yeterince göstermekte. 14 Nisanda Tandoğan mitingi organizesi ile meşgul rektörlerin, sınav tarihlerini değiştirip, öğrencilerin bu mitinge katılımı için psikolojik baskı uygulayıp, ücretsiz otobüs seferleri düzenlemeleri ne kadar ilginç. Davetiyede Kubilay dan Uğur Mumcu ya tüm Kuvayi Milliye şehitlerinin anısına ibaresi işin bir başka garip boyutu.

Peki, sormazlar mı adama; sen üniversiteni bilim yuvası olarak ilerletip dünyanın saygın üniversiteleri arasında yer almak için enerjini harcayacağına, ilkel ve cahil, aptal bir teslimiyetle "ordu göreve" pankartı açacak kadar alçalmayı nasıl göze alabilmektesin. Bu pankartları taşıyanlar; ellerinizden, yüreklerinizden, halkınızdan utanmadınız mı acaba Böylesine çağdışı ve baş eğdirici, korkak ve aptal bir pozisyona düşebildiğinizin hesabını topluma ve vicdanlarınıza verebildiniz mi

Bir cumhurbaşkanı seçimi yapılacak, karıştırmadık ne Kubilay kaldı ne Uğur Mumcu.

Kaçık uykulu arkadaşlara tavsiyem, enerjinizi gençlere kin tohumları üretmek için kullanacağınıza; keşke domates tohumu üretmeye harcasa idiniz. Her yıl 12O milyon dolar vererek İsrail den domates tohumu ithal etme bağımlılığında kalmazdık. Daha sebzelerinin tohumunu üretemeyecek kadar dışa bağımlı Türk bilim adamlarının nefret üretmedeki başarısı galiba dünyada birincilik alacak kadar kayda değer. Bölücülükte ve halkı ayrımcılıkta kimse elinize su dökemez. Ne ki kimse sizi asla tebrik etmeyecek, hep demokrasi düşmanı olarak hafızalarda kalacaksınız.