Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, “Milli Gazete Ailesi” ile yemekli bir toplantıda bir araya geldi.

Toplantıda ben de vardım.

“İstişare” odaklı, sıcak ve samimi bir ortamdı…

2 saate yakın, “biz bize” hasbihal ettik…

Şu dileğimi paylaştım;

“Milletvekili seçimleri yaklaşıyor. Şunun şurasında aylar var… Aralarında gazetecilerin de yer alacağı farklı kesimlerden oluşan, faraza 50 kişilik bir istişare heyeti oluştursanız ve bu isimlerle diyelim ki 15 günde bir periyodik olarak toplantılar yapsanız... Bu görüşümü sizinle paylaşmak istedim…”

Kamalak, bu dileğime olumlu yaklaştı, “Olabilir.” dedi. Hemen yanında oturan Medya ve Tanıtma’dan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın da “not” aldı.

Benim anladığım şu; Bu fikir tam olarak olgunlaştıktan sonra, önümüzdeki süreçte Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, toplumda bilinen, tanınan bazı isimleri bizzat kendisi arayarak böyle bir heyette yer almalarını talep edecek…

***

Böyle “dar çerçeveli” ve sıcak ortamda anılar paylaşılmaz mı

Kamalak, bana son derece çarpıcı gelen şu anısını ifade etti;

“28 Şubat sürecinin en baskılı günleriydi. Meclis Genel Kurulu’nda, Bu ülkenin kurtuluşunu darbede görüp de darbeyi yapmayan alçaktır.’ mealinde bir konuşma yaptım. Üzerimize tanklar yürütülüyordu, tehditler alıyorduk. Allah, bir daha bizlere 28 Şubat’ları yaşatmasın. DYP’nin Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ekinci yanıma geldi; Sayın Kamalak, böyle konuşuyorsunuz ama yerlerinizi öğrendiniz mi ’ diye sordu. “Ne demek bu ” dedim. Yerleriniz belli de Yassıada mı başka yer mi ’ diye sordu. “Mesaj alınmıştır.” dedim. Onlara da askerden geliyor. Partileri bölünüyordu. O mesaj sahiplerine şunu söyle dedim; Bu ülkenin kurtuluşunu darbede görüp de darbeyi yapmayan alçaktır. Bu tür tehditlerden korkup da doğru yoldan ayrılan Mustafa Kamalak olursa o daha büyük alçaktır.”

Şu sözler de Kamalak’a ait: “28 Şubat’ta biz yıprandık ama asıl itibariyle millet ordu yıprandı. Ordunun yıpranması, milletin yıpranması daha üzücü. Sincan’da tanklar yürüyor. Türkiye’nin başkentinde. Niçin yürüyor, İsrail telin edildi diye. Bundan Türk ordusuna ne Belediye başkanı gözaltına alındı. Adalet Bakanı Şevket Kazan, kendi arabasıyla Bekir Yıldız Bey’i ziyaret ediyor. Parti kapatması için delil sayılıyor. Hukuk yok sayılıyordu. İnancından dolayı başörtülü kızlarımız üniversite kampüslerine sokulmadı, okullardan atıldı.”

***

Faydalı bir toplantı oldu.

Toplantıdan ilginç bazı notlarımı da aktarmak istiyorum:

*  Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş “ince” taktiklerle toplantıya iştirak eden hemen herkesi konuşturdu.

*  Gazetemizin sahibi ve Genel Müdürü Ömer Yüksel Özek, Mustafa Kamalak’a Milli Gazete Almanak’ını takdim etti.

*  Yılların eskitemediği Abdulkadir Özkan taa Ankara’dan, Mustafa Yılmaz ve İsmail Hakkı Akkiraz’la birlikte katıldı yemeğe. Abdulkadir abi, önceki Başbakan, Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’la ilgili çok önemli 3 anekdotu anlattı. Herhalde kendi köşesinden aktarır, okurlara.

*  Milli Gazete’de yazılarını ilgiyle takip ettiğinizi, okuduğunuzu bildiğim Fatma Toksoy hanımefendi ilk kez geldiği toplantıdan güzel duygularla ayrıldı. Yıllardan bu yana Aile sayfasını deruhte eden Fatma Tuncer hanımefendi ile birliktelerdi.

*  Milli Gazete’nin verdiği ve Türkiye’de haftalık tek çocuk ilavesi olan “Milli Çocuk”un editörü sevgili Demirhan Kadıoğlu –nam-ı diğer Davut Şahin- de eşiyle birlikte bu geceye katıldı.

*  Milli Gazete’nin Fi Tarih sayfasını hazırlayan tarihçi Ahmet Anapalı’ının anlattığı şu anekdot Kamalak başta olmak üzere herkesin dikkat kesilmesine sebep oldu:

“Rumelihisarı’nın yapımı, projelendirilmesi, yerinin seçilmesi gibi hayati önem taşıyan bütün ayrıntılarda Fatih Sultan Mehmed’in bizzat takibi ve fikirleri var. Fatih, Hisar’ın yapımını Baş Mimar’ı Muslihiddin Ağa ile birlikte bizzat takip etti. Hisar’ın tepeden bakışla Muhammed (S.A.V.) ismine benzediği ise açıkça görülmekte. Zağanos Paşa kulesi Mim harfi yerindedir, Halil Paşa kulesi Ha harfi yerinde olup Saruca Paşa kulesi Mim ve sondaki burç ise Dal harfi yerindedir. Asıl dikkat çeken nokta ise inşaat başlangıcının Hz. Muhammed’in doğduğu Rumi ve Arabî aylara denk getirilmesi ile inşaatın bitirilmesinin yine Hz. Muhammed’e ait Regaip Kandilinin bulunduğu Recep ayına ve inşaat müddetinin Muhammed isminin ebced hesabı ile değeri olan 132 sayısına uygun getirilmesindedir. Hisar’ın yapımına başlangıç tarihi hicri 856 senesinin Rebiyülevvel ayının 12. Günü (3 Nisan 1452 – Pazartesi) başlanmış olup, tam 132 gün sonra Regaip Kandili’nin olduğu gün Recep ayının ilk Cuma gecesi Ağustos’un 12. günü bitirilmiştir.”

Ahmet beyi ilgiyle dinledik…

*  Reklam departmanı her an hazır ve nazırdı. Ahmet Çekin toplantının sorunsuz tamamlanması için salonda adeta “fır” döndü.

***

Gecenin sürprizi ise bambaşkaydı…

Ömer Yüksel Özek beyin, “Hadi sizi bırakayım.” teklifiyle, Muhammed Altındal’la birlikte eve doğru yol alırken, twitter sayfama bir not düştü.

Bizim Ercan Özcan’dan;

- “Erken kalkmayaydın iyiydi!”

Haydaaa…

Meğer, Mustafa Kurdaş, Ercan Özcan, Necati Tuncer ağabey, Cemil Pehlivan, Bilal Ay, Gökçen Göksal, Burak Kıllıoğlu, Mehmet Ali Bulut ve Ahmet Çekin bizi atlattıktan(!) sonra koyu bir çay sohbetine daha dalmışlar…

Ne yalan söyleyeyim, bayağı hayıflandım…

***

Son not; Yazar muhabiriniz, yani ben, bu toplantılardan canlı izlenim ve notları yazmaya devam edecektir, efendim…

NOT:  Bugün 16 Kasım 2014, Pazar… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!