Siyasi iktidarların önünde iki yol var. Ya sermayeden,

kapitalistten, güçlüden ya da çalışandan, üretenden, emek verenden yana olmak.

İdeolojik tercihlerine göre birinden birini seçecek veya ideolojisini vesaire

bir kenara bırakarak bir tercihte bulunacak. Türkiye de göreve gelmiş

iktidarların çok büyük bölümü tercihlerini ilkinden yana kullandı (Refahyol

hariç), sağcı da olsa solcu da kesilse sermaye ve kapitalistten yana tavır aldı.

Özellikle 1980 deki 24 Ocak Kararları ndan sonra

neoliberal politikalara ve kapitalizme doğru iyiden iyiye kaymaya başlayan ve

küresel sömürü sistemine entegere edlmeye çalışılan Türkiye, her geçen sene

daha da çalışandan ve emekten uzaklaştı, sermayenin menfaatini daha da fazla ön

planda tutar oldu.

Bir aralar, öyle veya böyle bir gücü olan, işverene karşı

çalışanın hakkını savunabilen sendikalar, zamanla etkisizleştirildi, siyasetin

emrine sokuluverdi mesela. Taşeronlaşma diye bir bela musallat oldu çalışanların

başına ve işsizlikten yanıp kavrulan, ölümü gösterip sıtmaya razı edilen

insanların emeği böylece biraz daha fazla sömürülmeye başlandı. Maalesef,

etkisizleştirilen sendikalar da taşeron gibi tamamen sermayeye hizmet eden ve

emeği iliğine kadar sömüren bir ahlaksızlığı önleyici bir tavır koyamadılar.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre son

10 yılda taşeron işçi sayısı 350 binden 1.5 milyona çıkmış. Emeğin hem değeri

düşürülüyor, hem de güvencesizleştiriliyor. Esnek ve güvencesiz bir çalışma

şekliyle çalışanlar daha fazla sömürülüyor. Yeter ki işverenin maliyeti düşsün,

kârları tavan yapsın!  Son örneğini

Soma da gördüğümüz garabette tek amaç sermayenin menfaati yani.

Taşeron çalışan daha ucuza çalışacak, üretecek ve karşılığında

hiçbir güvencesi olmayacak, geleceğe dönük hiçbir garantisi bulunmayacak.

Böylelikle işverenin çalışanı kafakola alması, istediği gibi ve istediği

koşullarda çalıştırması da mümkün olacak. Yeterli ücreti geçtik, çoğunda asgari

şartlarda insani koşullar bile yok maalesef. Taşeron şirketler, aldıkları

ihaleler sayesinde ve taşeron çalıştırdıkları işçilerin sırtından dünyaları

kazanırken, taşeron çalışanlar ise daha fazla ücret isteyemeden sürekli daha

fazla çalıştırılacaklar. Kapitalizmin nimeti bu kadar işte!

Sermaye sahibi daha fazla kazansın diye nelerin

yapılmadığını, çalışanların güvenliğini ve hayatını hiçe sayan uygulamaların

vuku bulduğunu Soma kazasında gördük. Misal, işçinin sırtından milyarlarca lira

kazanan patron, 250 bin dolarlık yaşam odası nı koymaktan imtina etmişti.

Veyahut tam teşekküllü maskeler yerine miadı dolmuş, iş görmeyenlerini reva

görmüştü insanlara ve daha pek çok böyle husus sıralanıyordu. İşin kötüsü,

taşeronlaşmanın mahzurları herkes tarafından bilindiği halde, siyasi iktidarın

bunu yaygınlaştırıcı bir tavırda olması. Soma ya ait düzenlemeler içerdiği

söylenen Torba Yasa da, taşeronlaşmayı yaygınlaştıracak düzenlemelerin

bulunduğu ifade ediliyor. İş Kanunu ndaki asıl işin tamamının alt işverene

verilemeyeceği hükmünün kaldırılması ve işin taşerona verilmesine olanak

sağlaması bunlardan sadece biri.

Çok vahim bir olayla bitirelim. Geçtiğimiz sene İstanbul

Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi nde taşan kanalizasyonun bastığı

laboratuvarı temizleyen işçilerden birisi, gerekli önlemler alınmadığı için

mikrop kaparak hastalanmış. Kaptığı enfeksiyon yüzünden karaciğer yetmezliğine

yakalanan talihsiz işçi önceki gün yaşamını yitirdi. Zavallı işçi, verdiği bir

röportajda, amiri tarafından lağımın içine girip kanalı açmasının istendiğini

söylemişti. Fışkıran basınçlı suyla birlikte lağım pisliği üzerinden geçen

işçi, bir iki gün sonra o gece kanalizasyonda çalışan herkesin hastalandığını

söylüyordu. Birkaç hafta sonra ağırlaştığını ve karaciğer yetmezliği tanısı

konduğunu söylüyordu. Doktorların, hastalığı kanalizasyondan geçen bir

mikroptan kaynaklandığını söylediğini belirten zavallı işçi, çalışmaya

başlarken eğitim almadıklarını, bu olaydan sonra hastane personeline eğitim

verilmeye başlandığını söylüyordu.

İnsan hayatının değeri, verilen üç otuz para maaş ve

karşılığında iliğine kemiğine kadar sömürülmektir bu ülkede maalesef Taşeron

kafalara bu fecaati anlatmak mümkün olur mu acaba