TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen 12. Yargı Paketi'nin kamuoyunda tartışılmaya devam eden hükümleri arasında, dolandırıcılık suçlarında "IBAN mağdurları" olarak anılan kişilere yönelik ceza indirimi düzenlemesi öne çıkıyor.

Düzenleme, bazı kesimlerce mağduriyetleri azaltmaya yönelik bir adım olarak değerlendirilirken, hukukçular ise asıl suç örgütlerinin hedef alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

- İCRA VE MİRAS HUKUKUNDA YENİ DÜZENLEMELER

Teklife göre idare aleyhine hükmedilen alacaklar için doğrudan icra takibi başlatılmadan önce ilgili kuruma yazılı başvuru yapılması zorunlu hale gelecek.

Miras kalan taşınmazların ortaklığın giderilmesi amacıyla satışında ise ilk açık artırma yalnızca mirasçılar arasında gerçekleştirilecek.

Ayrıca satış ihalelerine katılan pay sahiplerinin teminat muafiyeti kaldırılırken, ihale bedelini yatırmayanlara idari para cezası uygulanacak.

- YARGI SÜREÇLERİNDE YENİ UYGULAMALAR

Paket kapsamında noter belgelerinin güvenli elektronik imzayla dijital ortamda gönderilebilmesi, Danıştay'ın mevcut daire yapısının 2030 yılına kadar korunması, idare mahkemelerinde tek hakimle görülecek dava kapsamının genişletilmesi ve duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı aşmaması da öngörülüyor.

Bunun yanında işkence ve kamu görevlisinin kötü muamele suçlarında HAGB uygulanamayacak. Hakim ve savcıların, hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurması ise disiplin yaptırımı kapsamına alınacak.

- EN ÇOK TARTIŞILAN BAŞLIK: İBAN MAĞDURLARI

Kamuoyunda "IBAN mağdurları" olarak anılan ve banka hesaplarını iş vaadi ya da benzeri yöntemlerle suç örgütlerine kullandırdığı iddia edilen kişilere yönelik ceza indirimi düzenlemesi, 12. Yargı Paketi'nin en çok tartışılan maddeleri arasında yer aldı.

Düzenleme, bu kişilerin cezalarında belirli şartlar altında yarı oranında indirim öngörürken, hukuk çevrelerinde "gerçek suçlular mı, yoksa kandırılan kişiler mi cezalandırılıyor?" tartışmasını da yeniden alevlendirdi.

- "SORUNUN MERKEZİNE SUÇ ÖRGÜTLERİ YERLEŞTİRİLMELİ"

Konuyla ilgili Millî Gazete'ye konuşan Avukat Ferhat Güngör, düzenlemeye ilişkin değerlendirmesinde, mevcut yaklaşımın suç örgütlerini değil, kandırılarak hesaplarını kullandıran gençleri hedef aldığını kaydetti.

Güngör, "Bir üniversite öğrencisi iş vaadiyle kandırılıp IBAN'ını veriyor. Dolandırıcılık parası önce bu hesaba geliyor, ardından örgütün diğer hesaplarına aktarılıyor. Asıl menfaati suç örgütü elde ederken sadece ilk hesabın sahibi cezalandırılıyorsa burada adalet tam anlamıyla sağlanamaz" ifadelerini kullandı.

- "CEZA İNDİRİMİ SORUNU ÇÖZMEYE YETMEZ"

Pakette yer alan ceza indiriminin tek başına yeterli olmadığını belirten Güngör, düzenlemenin suçun temel nedenlerini ortadan kaldırmadığını dile getirdi.

"Kandırılan kişinin mağdurun zararını karşılaması halinde cezasının indirilmesi konuşuluyor. Ancak suç örgütlerinin liderleri ve paranın ulaştığı gerçek adresler konusunda aynı kararlılığı göremiyoruz" diyen Güngör, soruşturmaların para trafiğini takip ederek örgüt yapılanmalarına yönelmesi gerektiğini ifade etti.

- "KAST YOKSA DOLANDIRICILIK SUÇU DA OLUŞMAZ"

İş vaadiyle kandırılan kişilerin hukuki durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Güngör, "Bir kişi hesabını suç işleme kastı olmadan kullandırmışsa dolandırıcılık suçunun manevi unsuru oluşmayabilir. Böyle durumlarda hem dolandırılan vatandaş hem de kandırılarak hesabını kullandıran kişi mağdur konumuna düşebiliyor" değerlendirmesinde bulundu.

Güngör, "Yargı sisteminde paketler halinde yapılan değişiklikler yerine, milletin hukuk anlayışını esas alan kapsamlı ve kalıcı reformlara ihtiyaç var. Mağdurları değil gerçek suçluları hedef alan bir adalet sistemi kurulmadıkça benzer tartışmalar devam edecektir" ifadelerini kullandı.

Muhabir: Abdullah Kutay Eskalen