Yağmurlar yağmıyor,

Ormanlar hızla yok oluyor.

İnsanlar dağların tepesini tıraşlayıp kendilerine ev yapmaktalar.

Ya da arsızca yeşil denizlerimizi yakıp tesislerini dikmekteler.

Terör örgütünün verdiği zararlar arasında orman yakmak birinci sırada.

Ormanlar olmayınca,

Yağmurlar iyice yeryüzünden uzaklaşmakta.

Sular kesilince,

Ekinler, hububat, meyve sebze; çoğu yerde azalmakta.

Doğal koşulların yanı sıra insanlar da köylerden hızla uzaklaşmakta.

Terkedilmiş köyleri gördükçe bu gerçekle yüzleşmekteyiz.

Bu köy terkinde kadınlar başat rolde.

Köyde yaşasalar da, kadınların hayali köyden kurtulmak.

Türk filmlerinde anlatılan köyün öğretmeni, imamı; kadınların köyden kaçmak için kurtarıcı kahramanıdır.

İlle memur, işçi ile evlenip, köyden şehre gidip ağır işlerden kurtulacaklardır.

Hatta binlerce dönüm arazilerini bırakıp şehirde kapıcılık yapacaklardır.

Şehirde o çok beğendikleri kadın programlarının saçma sapan uzun saatler alan evlilik programlarına dalıp gideceklerdir.

Ya da sırf bu saf izleyici kitlesini ekranda tutmak, ratingi artırmak için oluşturulmuş yasak ilişkilerin, cinayetlerin; yer yer tiyatrocuların kullanıldığı abartılara aldanacaklardır.

Kaybeden köyler olmakta,

Azalan tarımla ülke yoksullaşmakta,

İnsanlar hayat pahalılığından yorgun düşmekte.

Anadolu irfanı bu soruna bazen ilginç çözümler bulabilmekte.

Köyden evlenmek için eş bulamayan erkekler, başka diyarlara gitmekteler.

Gün geçmesin ki şöyle bir haber duymayalım;

“Fas’tan Yozgat’a gelin geldiler, aynı düğünle dünya evine girdiler”

İki kardeş, internetten tanıştıkları genç kızlarla evlenirler.

Aslında böyle bir araştırma Yozgat Bozok Üniversitesi’nde yapıldı.

“Kırsal Kalkınmada Evlilik Bağıyla Gelen Düzenli Göçün Rolü: Yozgat'ta Faslı Kadınlar Örneği”

Yozgat’ın bir köyünde yıllar önce bir beyefendi Faslı bir hanımla evlenir.

Faslı hanım köy işlerine söylenmez, yeni akrabalarıyla uyum içerisinde yaşar.

Kendi akrabalarından hanımları da, eşinin yakınları ile tanıştırıp evlendirir.

Ve bu durum, başka ailelerin de tercihi olur.

Faslı gelinlerin sayısı artar.

Kültürel yakınlık da yardımcı olur.

Büyüklerine saygılı gelinler, çevrenin sevgisini kazanırlar.

Kendi köylerinin kızları köyden kurtulmak için çareler ararken,

Faslı hanımların memnuniyetle Yozgat’ın köyüne gelmeleri,

Köye canlılık getirir.

Köy yaşamını öğrenirler, ellerinden geldiğince tarla işlerini görmeye çalışırlar.

Hızla Türkçe konuşmayı öğrenirler.

Türk erkekleri, her zaman olduğu gibi lisan öğrenmeye yatkın olmadıklarından Arapça konuşamazlar.

Fakat kadınların kimi, bir konuya şaşmıştır,

“Türklerin Müslüman olduğunu zannediyorduk.”

Lakin kiminin eşi içki içmekte, namaz kılmamaktadır.

Fakat yine de hallerinden memnundurlar,

Fas’ta kadına şiddet, kötü muamele vardır,

Yozgat’ta kadına el kalkmamaktadır,

Gül gibi geçinip gitmektedirler.

Bu gül gibi geçinme de bence kadın programlarına dalıp gitmemeleri büyük avantaj.

Böylece evlerinin, bahçelerinin işlerini tamamlayabilmekteler.

Köylerin kalkınmasına büyük katkıda bulunmaktalar.