Modern askeri stratejilerde en sık yapılan hata, savaşı simgesel hedeflere indirgemektir. Bir ülkenin başkentine ya da prestijli kentlerine yapılan füze saldırıları kamuoyunda büyük yankı uyandırsa da askeri terminolojide bu durum çoğu zaman stratejik bir kazançtan ziyade siyasi bir şovdan ibarettir.

Savaşın son safhasında şu ana kadar takip edebildiğimiz kadarıyla Tahran yönetiminin medya manşetlerini süsleyecek gösterişli hamleler yerine sahadaki askeri dengeleri kökten değiştirecek yıpratma hamlelerine odaklandığını görüyoruz.

Birincil öncelik sembolik merkezleri hedef alıp gövde gösterisi yapmak değil; rakibin bölgedeki hareket kabiliyetini sağlayan lojistik ve operasyonel omurgasını kademeli olarak çökertmektir. Amerika ve yandaşları buna çok uzun süre dayanamaz.

İran Lojistik Ağı Hedef Alıyor

ABD ve müttefiklerinin bölgedeki askeri varlığı sadece uçak gemilerinden veya tek bir ana karargahtan ibaret değildir. Ürdün, Katar, Bahreyn ve Kuveyt gibi geniş bir coğrafyaya yayılan haberleşme, erken uyarı radarları ve istihbarat düğümleriyle birbirine bağlı devasa bir ağ söz konusudur.

Stratejik açıdan bakıldığında, rakibinizin en güçlü olduğu doğrudan Tel Aviv cephe hattına saldırmak yerine onu besleyen damarları kesmek temel bir savaş ilkesidir. Erken uyarı radar sahalarının, hava savunma bataryalarının ve ileri harekat üslerinin işlevsiz hale getirilmesi koalisyon güçlerinin her bir sortiesini, istihbarat akışını ve ikmal harekatını çok daha zorlu ve maliyetli bir sürece dönüştürmektedir.

Savunma Ekonomisi

Meselenin gözden kaçırılan bir diğer kritik boyutu ise mühimmat ekonomisidir. Hava savunma sistemlerinde kullanılan her bir yüksek teknolojili önleme füzesinin birim maliyeti milyon dolarlarla ifade edilmektedir ve bu stoklar sınırsız değildir.

Hasım gücü tek bir noktada savunmaya zorlamak yerine, onlarca farklı lojistik ve askeri noktayı aynı anda korumak zorunda bırakmak rakibin lojistik zincirini ve bütçesini ciddi anlamda yıpratmaktadır.

Tarihsel süreçte de kalıcı sonuçlar alan askeri harekatlar doğrudan vitrin hedeflere yapılan hamlelerle değil; komuta-kontrol, iletişim ve ikmal hatlarının adım adım zayıflatılmasıyla başarıya ulaşmıştır.

Dolayısıyla çevredeki koruma kalkanları, lojistik üsler ve hava savunma ağı sistematik olarak etkisiz hale getirildikten sonra bu askeri hazırlık safhasının doğal bir sonucu olarak sürecin nihai durağı yine Tel Aviv olacaktır. Ancak o an geldiğinde İsrail ardında koruma zırhı kalmamış ve izole edilmiş bir merkez haline gelecektir. İşte o zaman biz yine "bom bom Tel Aviv" dinlemeye başlayacağız.