Cumhuriyet’in kurulmasının ardından faaliyete geçirilen ve adeta hukuk cinayetlerinin işlendiği İstiklal Mahkemeleri, bugüne kadar en çok merak edilen konular arasında.

Yargılananlar arasında gazeteciler de bulunuyordu.

Yıllar önce Milli Gazete’de yazarken köşe yazılarını takip ettiğim Fahrettin Gün’ün bugüne kadar çok sayıda kitabı çıktı. Milli Gazete’de halen köşe yazıları kaleme alan ve benim de yazılarını zevkle okuduğum Mine Alpay Gün hanımefendi, Fahrettin Gün’ün eşi.

Fahrettin Gün’ün, Beyan Yayınları arasından çıkan İstiklal Mahkemeleri’nde Gazetecilerin Davaları isimli kitabı, karanlık bir dönemi açığa çıkarması açısından büyük önem taşımakta. Gazetecilerin ifadeleri, mahkeme üyelerinin son derece ilginç soruları bir dönemin anlaşılmasına anlamlı kapılar aralıyor.

***

Fahrettin Gün, bu önemli kitap için şunları söylüyor;

“Bu çalışmanın en orijinal yönlerinden birisi, hiç kuşkusuz Şark İstiklâl Mahkemesi Zabıtları’nın gazetecilerle ilgili bölümünün tamamına yer verilmiş olmasıdır.

İkinci olarak da çalışmada kullanılan 5-6 fotoğrafın ilk kez yayınlanmasıdır. Daha önce hiçbir yerde yayınlanmayan, İsyan Bölgesi İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanan gazetecilere dair bu fotoğraflarla ve diğer bazı görsellerin yardımıyla çalışmayı zenginleştirmek istedim.

Hâsılı, yaptığımız bu çalışma; ilk olarak, 1923 yılının sonunda kurulan İstanbul İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanan gazetecilerin davalarını, ikinci olarak 1925 yılında Şeyh Said Kıyamı sürecinde kurulan Ankara İstiklâl Mahkemesi’ndeki gazetecilerin davalarını, üçüncü ve asıl olarak yine Şeyh Said Kıyamı’ndan sonra teşekkül eden İsyan Bölgesi/Şark İstiklâl Mahkemesi’nde, İstanbul matbuatının önde gelen yazarlarının yargılandığı gazetecilerin davalarını kapsıyor.

Dolayısıyla, 1923-1926 yıllarında cereyan eden ve üç ayrı İstiklâl Mahkemesi tarafından yargılanan gazetecilerin dâvâlarının ele alınıp incelenmeye, araştırılmaya çalışıldığı İstiklâl Mahkemeleri’nde Gazetecilerin Dâvâları başlıklı çalışmamızı siz değerli okuyucuların istifadesine sunuyorum.”

MEHMET AKİF: HAYATINI DAVASINA ADAMIŞ BİR ADAM…

Yine Fahrettin Gün’ün Beyan Yayınları’ndan yayınlanan bir başka kitabı, Mehmed Akif’in Kronolojik ve Fotoğraflı Hayat Hikâyesi.

Biliyorsunuz, 2021 yılı İstiklal Marşı Yılı ilan edildi. Eser bu açıdan da anlam taşıyor.

Her karış toprağı kanla yoğrulan, her karış toprağından şüheda fışkıran, bağımsızlığı ve istiklali için şehit olmayı bir şeref sayan bu ülke gençlerinin, İstiklal Marşı şairini daha yakından tanıması şart. Zira Mehmet Akif Ersoy bizim milli şairimiz.

Fahrettin Gün, kitabı yazmaktaki amacı şu cümlelerle dile getiriyor;

“Mehmet Akif, inancıyla, düşüncesiyle, yaşantısıyla, mücadelesiyle genç nesillerin örnek alacağı, doğumundan vefatına kadar temiz, pürüzsüz bir hayat yaşayan güzîde bir şahsiyet, kıymetli bir mütefekkir, çok değerli bir sanatkârdır.

Her şeyden önemlisi de, ‘Davasından taviz vermeyen, hayatını davasına adamış bir adam…’

Cihanda ‘Sözüm odun gibi olsun; hakikat olsun tek!’ demeyi en büyük ilke hâline getirmiş bir adam…

Mehmet Akif, edebiyat çevrelerince Müslüman bir şair ve mütefekkir olmanın, İslâmcı bir düşünür olmanın bedelini; görmezden gelinerek, dışlanarak, karalamalara maruz kalarak fazlasıyla ödemek zorunda bırakılır.

Nitekim 1908’den başlayarak 1938’lere kadar tam otuz yıl boyunca Batıcı ve Türkçü çevreler onu yok sayar; onun sanatını, şairliğini yadsımaya, hafife almaya çalışır.    

İşte bu nedenle biz de bu büyük mütefekkir ve şairin hayatını kronolojik olarak incelemeye, hayatının bütün yönlerini tarih sırası içinde okumaya ve anlamaya, böylelikle kronolojik olarak hayat hikâyesini ortaya koymaya çalıştık.”

***

İstiklal Mahkemeleri’nde Gazetecilerin Davaları, Mehmet Akif’in Kronolojik ve Fotoğraflı Hayat Hikâyesi… Her iki kitabın da kütüphanenizde olması, gelecek nesiller için önem taşımakta…

(Beyan Yayınları, Ankara Cd. No:21/3 Cağaloğlu Fatih. Tel: +90 212 512 76 97, +90 212 526 51 61. Email: [email protected])

İSTİKLAL MAHKEMELERİ…

İstiklal Mahkemeleri derken…

* Cumhuriyet’in kurulmasından hemen sonra faaliyete geçirilen İstiklal Mahkemeleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda karanlık bir dönemi oluşturuyor.

* İstiklal Mahkemeleri’nin ‘3 Ali’si meşhurdu; Kel Ali, Kılıç Ali ve Necip Ali... Türkiye’yi teröre boğmuş olan bu mahkemelerin yalnızca ismi “mahkemeydi”. Önce idam edip sonra yargılama yapan mahkemelerdi, İstiklal Mahkemeleri.

* Bir asra yakın sır gibi saklandı, İstiklal Mahkemeleri zabıtları. 

* Binlerce masum sivilin haksız yere idamına hükmetti, İstiklal Mahkemeleri.

* Topal Osman’dan İskilipli Atıf Hoca’ya, Rıza Nur’dan Çerkez Ethem’e, Kazım Karabekir’den İbrahim Hakkı Efendi’ye, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy ve Cafer Tayyar paşalara kadar birçok kişi yargılandı, bu mahkemelerde.

* İskilipli Atıf Hoca, Şapka Kanunu’ndan bir sene önce yazdığı kitap yüzünden İstiklal Mahkemeleri’nin verdiği kanunsuz kararla idam edildi.

* İstiklal Mahkemeleri, bir emir üzerine harekete geçer. 3 üyeli gezici mahkeme Konya’ya gider ve “3 gün içinde Konya’da 2 bin 300 kişi tutuklanır, 805 kişi 3 gün içinde idam edilir. Bin 495 kişi de kürek, kala, bende ve ömür boyu gibi çeşitli cezalara çarptırılır.” (TBMM arşivi No:5, Zarf 48)

* Türkiye’nin geçmişiyle ilgili adeta bir “tabu”yu oluşturdu, İstiklal Mahkemeleri.

* İstiklal Mahkemeleri, hukuk cinayetlerinin işlendiği, hukuki yanının bulunmadığı mahkemeler olarak niteleniyor.

* İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanarak idam edilenlerin mezar yerleri bile belli değil. Kimi Kürt olduğu için, kimi de dinini yaşadığı için idama çarptırılmıştı, bu mahkemelerce.

* İstiklal Mahkemeleri’nin zabıt ve tutanaklarının bir bölümü Genelkurmay Başkanlığı arşivinde, bir kısmı da TBMM arşivlerinde saklandı.

* İstiklal Mahkemeleri tarafından idam kararı verilen ve infazı uygulanan mahkûmların bazı kıyafetleri de torbalanmış ve mühürlenmiş halde TBMM’nin gizli bir bölümünde tutuldu.