Geçenlerde, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (ESAM) düzenlediği “Siyaset Buluşmaları” programı vardı, İstanbul Cevahir Otel’de. 

Konu; “Türkiye’nin Geleceği, Geleceğin Türkiye’si”.

Konuşmacı, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu…

Akademisyenler, hukukçular, bürokratlar, gazeteciler davetliydi.

Ben de oradaydım…

Genel bir sunum yaptı, Temel bey. Sonrasında da soruları cevapladı.

“Şehir Hastaneleri ve sağlık…” alanında bir soruya verdiği cevap dikkatimi çekti.

Öncelikle hastanelerin adının değişmesi gerekliliğine değindi ve kendi memleketinden bir örnek verdi, Temel bey;

“Ben Sivaslıyım. Divriği’yi de bilirsiniz, Sivas’ın ilçesi. Divriği’de tarihi mekânlardan Ulu Camii birkaç kısımdan oluşur. Bunlardan biri de ‘Şifahane’dir. Hastanelerimiz esasen insanları bir müşteri olarak kabul eden yerler olmaktan çıkarılıp şifahaneye dönüşmelidir…”

***

Peki, Temel Karamollaoğlu’nun sözünü ettiği Divriği Ulu Camii Şifahanesi nasıl bir yer? Bakalım mı?

* Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi, Mengücekoğulları’nın yönetimi altında olduğu dönemde, Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından 1228-1229 yıllarında yaptırıldı.

* İslam mimarisinin bir başyapıtı niteliğinde…

* Genel bir hastane formunda planlanan şifahanenin iç mekânı, ruh ve sinir hastalarının tedavi edilmesinde kullanılıyordu. 

* İçerde sağlı sollu hasta odaları, küçük eyvanlar ve ana giriş kapısının tam karşısında büyük eyvan bulunmakta.

* Kur’an-ı Kerim tilaveti, tasavvuf musikisi icrası, suyun ortada bulunan havuza akarken ve havuzdan tahliye olurken çıkarmış olduğu sesler, ruh ve sinir hastalarının tedavisinde kullanılan yöntemlerden bazılarıydı.

* Bu sesler, darüşşifanın sağında ve solunda bulunan hasta odalarına, içeride yatan hastaların ihtiyacı kadar iletilerek, hastaların tedavisi sağlandı.

* Büyük eyvanın tavanı helezonik kilit taşı sistemiyle yapılmış ve günümüzde de sırrı çözülememiş bir tonoz örneğidir.

* Baş mimar ismini şifahanede kimsenin kolaylıkla fark edemeyeceği bir noktaya; büyük eyvan tonozunu taşıyan doğu kemerinin başına çok basit bir şekilde nakşetmiş ve eserinin kıyameti görmesi için dua etmiştir.

* İki kubbeli türbeye sahip bir cami ve ona bitişik bir hastaneden oluşmakta.

* Geleneksel taş işçiliği örnekleriyle UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almakta.

* Darüşşifanın giriş kapısı “Taç Kapı” olarak adlandırılıyor.

* Kapının iç alınlık kısmında Selçuklu’yu simgeleyen beşgen ve sekizgen yıldız motifleri kullanıldı.

* Kapı üzerinde yer alan yıldız ve hilaller Türk bayrağındaki hilal ve yıldızın bire bir aynısıdır.

* Pencereyi ortadan ikiye bölen sütun “denge sütunu”dur. Denge sütunları cami ve şifahanenin dengede olup olmadığını göstermektedir.

* Bu sütunlar, 1939 yılındaki Erzincan depreminden etkilenerek dönme özelliğini yitirmişlerdir.

* Taç kapıdaki denge sütununun sağ ve sol kısımlarındaki hilaller içerisine Süleyman mührü olarak nitelendirilen altıgen yıldızlar yerleştirilmiştir.

* Sütunun altında bulunan Selçuklu sülüs yazısıyla yazılmış üç satırlık kitabede: “Fahrettin Behram Şah’ın kızı Melike Turan, Allah’ın affına muhtaç aciz kul, adaletli melike bu şifa yurdunun yapılışını 626 H/1228 M yılında emretti” ifadesi yer almakta.

KARAMOLLAOĞLU: İSRAF VE YOLSUZLUK ÖNLENİRSE…

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ESAM Konferansında neler anlattı? Aldığım bazı notları aktarmak istiyorum;

* “Erbakan Hoca’nın ilk yaptığı işlerden birisi ESAM’ı kurmak oldu.”

* “Amerika Ortadoğu’da istediğini alamadı diye bir anlayış var. Bu doğru değil. ABD tam da istediğini aldı. Bölgede millet birbirini boğazlıyor. Kendileri hakim güç olmak için böyle bir dizayn yaptılar.”

* “Arz-ı Mev’ud (Vaadedilmiş Topraklar) bir komplo değil bir pratiktir. Böyle inanıyorlar.”

* “Korkunun olduğu ortamda adalet olmaz.”

* “1970’li yıllarda kurulan askeri tank fabrikasının satılmak istenmesi yanlıştır.”

* “1967’de rahmetli Turgut Özal beni planlamaya (Devlet Planlama Teşkilatı) almıştı. Planlama çok önemli.”

* “Ülkemiz ‘memleketini sevenler ve hainler’ diye ikiye ayrıldı. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir niteleme yok. Komünist ülkelerde bu vardı…”

* “İsraf ve yolsuzluk önlenirse bütçeye 60 milyar TL’lik ek gelir girer…”

* “Çanakkale Köprüsü’nün temelleri atılmış, haberimiz yok. İhale ne zaman yapıldı, ihaleye kimler katıldı, ihale kimde kaldı? Kırım yapıldı mı? Kimse bilmiyor.”

* “Hükümet sosyal psikolojiyi iyi biliyor. Borçlanma yerine tahvil diyorlar…”

***

Şu kadarını ifade edeyim; hazırlığı çok iyi yapılmış bir toplantıydı… Tebrikler…

TOPLANTIDAN KISA NOTLAR…

* Bazı akademisyenler küçük çocukları ile birlikte gelmişti, konferansa. Çocuk ağlama sesleri bir başka güzellik kattı, programa.

* Bulunduğum masada sağımda Veysi Dündar, solumda Mustafa Yılmaz yer aldı. Salon dolu, toplantıya ilgi büyüktü.

* Temel Karamollaoğlu, 65 dakika aralıksız konuştu. Süre konusundaki hassasiyetini, salonda bulunan Birol Aydın’a dönerek, “Süreyi ayarlayabildik mi Birol bey?” cümlesiyle gösterdi.

* Sunumda hiçbir başlığı atlamadı, Temel bey. Her soruya cevap verdi.