İlyas Tongüç aradı…

İlyas bey, uzun yıllar Milli Gençlik Vakfı’nda (MGV) önemli hizmetler ifa etti. Şu anda Saadet Partisi Başkanlık Divanı üyesi. MİLKO Genel Sekreteri.

Hasbihal ettik.

Bu sütunlarda yayımlanan, “Artık köylere dönüş vakti geldi!” yazımla alakalı görüş ve düşüncelerini aktardı. Bir noktaya daha temas etti, İlyas bey; geçtiğimiz yıllarda, tüm illeri kapsayan “Yerel Kalkınma Stratejileri” başlıklı bir çalışmaya imza atmışlar, bir ekip olarak. Tarım başta olmak üzere diğer alanlarda hangi il ne durumda, imkanları nedir, potansiyeli ne kadardır gibi soruların cevapları olan bir çalışma. Bana da gönderdi. Hakikaten, devlet katında ele alınması gereken, incelenmesi lazım gelen bir rapor. 

***

Bu çalışmadan ‘Ankara’ örneğini dikkatlerinize sunmak istiyorum;

* Mesela; köy bazlı organize hayvancılık projeleri. (Et üretim, et kesim, et mamulleri üretimi, süt üretimi, süt mamulleri üretimi, soğuk hava depoları ve biyogaz tesis)

* Mesela, meraların mevcut durumları muhafaza edilecek, azami derecede hayvancılığın geliştirilmesi için kullanılacak.

* Mesela, jelatin üretim tesisi projesi. Bu proje oldukça dikkat çekici. Jelatin, yumuşak şekerleme ve pasta gibi gıdalarda kıvam artırıcı olarak, gıda ambalaj paketlerinde ve ilaç kapsüllerinde kullanılıyor. Hayvan derisinden ve kemiğinden imal edilme. Buraya dikkat; İlyas bey diyor ki, “Avrupa’da yüzde 70’den fazlası domuz derisinden üretilen jelatin, Ankara’da “helal jelatin” fabrikası olarak kurulacak ve domuz dışındaki diğer hayvanların derisinden, kemiklerinden üretilecektir.” Türkiye’nin yıllık jelatin ihtiyacı 4-5 bin ton. Yıllık yaklaşık 25 milyon dolar jelatin ithalatı yapmaktayız. Helal jelatin üretimi ile hem iç piyasa ihtiyaçları karşılanacak, hem de başta Arap ve İslam ülkeleri olmak üzere ihracatı gerçekleştirilecek.  

Başka neler var bu çalışmada tarıma, toprağa, köylere ilişkin;

* Elma konsantresi üretim tesisi. (Tatlandırıcı)

* Sebze ve meyve kurutma tesisi. (Domates, soğan, biber, kavun, elma, armut, kiraz, üzüm, kayısı gibi ürünlerin kurutması yapılacaktır)

* Soğuk sıkma ayçiçek yağı üretim tesisi.

* Lisanslı depolar kurulacak. “Konya’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük tahıl (buğday) ambarı olan Ankara’da lisanslı depoculuk halihazırda çok büyük ihtiyaç göstermektedir. Kuru soğan, domates ve havuç gibi ürünlerin uygun koşullarda saklanması ihtiyacı var.”

* Organik ve iyi tarımın artırılması sağlanacak. Domates, biber, yeşil sebzeler örtü altı ve organik olarak yetiştiriliyor. İlave edilecek yeni ürünlerle birlikte organik tarım teşvik edilecek ve üretimi artırılacak.

* Çiçek seracılığı yaygınlaştırılacak. Ankara’daki tören ve protokollerin fazlalığı, yoğun çiçek talebini artırmaktadır.

* Domates tozu üretim tesisi projesi. Bölgede üretilen domatesler toz haline getirilerek ihracatı yaptırılacaktır. tesiste granül haline gelen domatesler de granül halinde ihracatı yapılacaktır.

***

Yazdığım bu satırları tüm Türkiye’ye şamil kılın.

Değinmiştim; bu çalışma İlyas Tongüç ve ekibi tarafından 81 il için yapıldı.

İşte size hazır ve nazır dört dörtlük bir proje…

Her şey bir hayal ile başlar…

Bütün bir ülkede tarım, çiftçilik, zirai bir kalkınma hamlesinin başladığını hayal edin…

Ne diyeyim, hayali bile güzel…

Harun Macit'ten önemli adım!

Tarım, toprak ve üretim demişken…

Reform Group Yönetim Kurulu Başkanı, iş insanı Harun Macit dedi ki:

* “Önümüzdeki süreçte ve yakın zamanda inşallah tarım ve hayvancılık işine de adım atıyoruz. Tamamen yerli milli tohumlarla birkaç ay içinde de ona da başlayacağız Türkiye’nin ve dünyanın geleceği orada.”

* “Hem kendi sağlığımız, hem ülke insanımız, hem de mazlum milletler için artık Siyonizm’in pençesinden kurtulmamız gerekiyor.”

* “Artık bu GDO’lu, sertifikalı ürün dedikleri ürünleri devre dışı bırakmak için bizim bir şeyler yapmamız lazım. Onlar kötü, küresel sistem şunu yapıyor, bunu yapıyor, eyvallah… Eyvallah da sürekli karanlığa küfretmek yerine kalkıp bir mum yakmak gerektiğine inandık ve grup olarak yakın zamanda tarım ve hayvancılık işine de inşallah giriyoruz. Bir model yapı ortaya koymak arzusundayız.”

***

Böyle haberler geldikçe bir başka mutlu oluyorum nedense! Mesela, bu alanda yerli ve milli adımlar atan bir başka iş insanı Mehmet Reis…

Harun Macit’in atmayı arzu ettiği bu adım, önemli ve de desteklenmesi gereken bir adım…

Maske!

Geçenlerde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, maskeleri gelmeyenlere yönelik, “Maskeler vatandaşımıza ücretsiz dağıtılacak. Mesaj gelmeyen kişiler için de eczaneye müracaat edildiğinde kimlik doğrulaması ile maskelerini alabilecekler.” dedi.

Koştura koştura eczaneye gittik. Yine alamadık maske. Yani, sadece TC Kimlik numarası ile maske vermiyorlar!

***

Olayın evveliyatına şöyle bir göz atacak olursak;

* PTT dendi, olmadı!

* “e-devlet dendi. O da olmadı!

* “Cep telefonu-kod dendi, aradan kaç hafta geçti, maske falan yok!

* “TC Kimlik Numarası ile gidin dendi. Olmadı.

* Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, ‘satın alınsın’ dedi, olmadı.

* Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Eczaneler dâhil maske satışı yasak” dedi, maskenin sosyal devlet gereği vatandaşa ücretsiz verileceğini bildirdi. Ama maske gelmedi.

* Son iki haber daha; “Kamuda çalışanlar devletten yani kendi kurumlarından, SGK’lı çalışanlar da çalıştıkları iş yerlerinden maske alabileceklerdi”. Alabildiler, alabiliyorlar mı, acaba? İnşallah diyelim…

Haydi hayırlısı…

***

(“Muhittin Yıldırım hocadan çarpıcı anekdot!”; Gelecek yazıda…)