İslâmiyet, hayatın her safhasıyla ilgili mükemmel esaslar va’zetmiştir. Cemiyetin temelini teşkil eden aile nizamıyla ilgili hükümlere baktığımızda, ailenin temelini teşkil eden evlilik ve sonrasındaki bütün gelişmelerle ilgili her konunun kanaviçe gibi işlendiğini görürüz: Evlilik derken çocukların terbiyesi, derken akraba münasebetleri, küçüklere şefkat, büyüklere hürmet ve kol kanat germek, ev ekonomisi, iktisat (tasarruf), ayağını yorganına göre uzatma prensibi, vs…
Aile deyince, bu müessesenin temeli evlilikle atılır. Kur’an-ı Kerim’e ve hadislere baktığımızda evliliğin teşvik edildiğini görürüz. İki ayet-i kerime ile iki hadis-i şerife bakalım.
Rabbimiz meâlen buyuruyor: “İçinizden bekâr olanları ve köle ve cariyelerinizden dindar olanları evlendirin. Onlar fakir iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah’ın lütfu geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.” (Nur /32); “Rabbimiz! Bize gözler sevinci (gönüller açan) eşler ve çocuklar ihsan et.” (Furkan /74)
Sevgili Peygamberimiz (asm) evlilik konusunda şöyle buyuruyor: “Evleniniz, çoğalınız: Çünkü ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar ederim. Hatta düşük çocuklarla bile…” (İhya-i Ulûmü’d-Din, c. 2 / 64); “Evlenen bir kimse dininin yarısını korumuş olur. Bu bakımdan dininin diğer yarısı için Allah’tan korksun.” (a.g.e., c. 2 /66)
Ailenin temelini teşkil eden evlilik konusunda yine Peygamber Efendimiz’in (asm) tavsiyelerine uymak gerek. Buna dikkat eden akıllılık etmiş ve mutluluğu yakalamış olur. Kâinatın Efendisi bu konuda şöyle buyuruyor: “Kadın dört şeyden dolayı nikâhlanır: Malı, şerefi, güzelliği ve dini için. İki eli bereketle dolayısıyla sen, dindar olanını seç.” (Tergib ve Terhib, c. 4 / 206-16)
Ne yazık ki günümüzde medyanın da tesiriyle gençler “güzelliği” ön plana almakta, asaleti, ailenin tarihçesini ve yaşayışını göz ardı etmektedirler. Bakınız Peygamber Efendimiz ne buyuruyor: “Çöplükte yetişen yeşilliklerden (çiçeklerden) uzak durun” buyurunca, “Çöplüklerde yetişen yeşillik nedir?” sorusunu şöyle cevaplandırdı: “Kötü ailenin güzel görünüşlü kızlarıdır.”
Dünyadaki en değerli varlık, saliha bir kadındır. Aynı şekilde salih bir erkektir. Ne mal, ne mülk, ne araba, ne arazi, hiçbiri insana gerçek mutluluğu vermez. Bu şekilde salih ve saliha kimseler birbirini buldu mu, sağlam yuvanın temeli atılmış demektir. Böyle insanlar, “o ne der, bu ne der” demez. “Allah ne buyuruyor? Resulullah (asm) ne diyor?” der ve yollarına devam ederler. Söz kesme, nişan ve düğün merasimlerini İslâm’ın emrettiği şekilde yaparlar. Haremlik-selamlığa, bu mesut olaya haram karıştırmamaya dikkat ederler. (Mesela ecnebî âdeti olan gelinlik yerine, devamlı giyebileceği güzel bir elbise giyilse, yuvayı baştan çökerten “şu kadar altın isteriz” inadı olmasa, eşyaları mütevazı olandan seçilse, düğün merasimi camilerde olsa ya da mütevazı bir velime (yemek) ile olsa, haram fiillere zerre kadar yer verilmese (çalgı, kadın-erkek karışık halay, haramlık-selamlığın ihlâli, gelinin nâmahremlerce görülmesi, vs.) ne güzel olur.
Böyle İslâm’ın kokusunun hissedildiği evliliğin ve düğünün neticesinde Rabbimin ihsanı olan çocuklar, yine İslâm terbiyesi üzerine yetiştirilmelidir.
İslâm’da aile nizamının temeli “sıla-i rahme” dayanır. Evlilikle, ana-baba ya da kayınvalide-kayınpeder ile bağların kopması / koparılması son derece yanlıştır. Dedeli, nineli evlerde büyüyen çocuklar şanslıdır, bahtiyardır. Şayet evler ayrı olsa bile çocukların dedeleri ve nineleri ile bağları koparılmamalıdır. Öte yandan ailenin bütün unsurlarıyla çok sıkı bağlar kurulmalı ve muhabbet tesis edilmelidir. Kardeşler, kuzenler, teyzeler, halalar, amcalar, dayılar, derken dünürler… Bu şekilde genişleyen halkalar muhabbet bağı ile birbirine rapt olmalıdır. Böyle bir yapıdan maddî ve mânevî sıkıntılar da en asgariye iner. İşte bunun için İslâm sıla-i rahmin üzerinde titizlikle durmuştur.
İslâm’ın düşmanları uzun zamandan beri aile yapımızı bozmaya çalışmaktadır. Bütün Müslümanlar, hususan Müslümanların idarecileri bu konu üzerinde hassasiyetle durmalı, aile yapımızı yıkmaya çalışanlara fırsat vermemelidir.