Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (C.C.)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Islah;terbiye etmek, iyi hale getirmek, bozulan bir şeyi tamir etmek, insanların arasını düzeltmek, kusurları gidermek, bu da ancak İslam, yani Milli Görüş ile mümkün olur.

İfsat; bozmak, fesat çıkarmak, azdırmak, itidalden yani dengeden, faydalı ve âdil olmaktan çıkarmak, fitne ve karışıklık çıkarıp bozgunculuk yapmak demektir. Faydalanılan bir şeyin bozulmasına fesat; bunun zıddına da salah denir ki, bu da bir şeyin doğru bir hale getirilmesidir. Fesat kelimesi, Kur’an’da çeşitli ayetlerde genellikle yeryüzünde fitne çıkarıp, insanların durumunu ve yaşama yollarını İslam’dan saptırmak, dünya ve ahiret saadetlerine engel olmaktır. Müfsit; bozan, bozgunculuk yapan demektir.

TEVHİD VE FESAD

Nefislerini, hevâsını veya aciz varlıkları ilah edinen insanlar, yeryüzündeki fesadın sebebi ve müfsidi olurlar. Kur›an, kâinata hâkim olan birliğin, düzenin ve dengenin, yani barışın, İlah›ın bir olmasından kaynaklandığını, eğer göklerde ve yerde birden fazla ilah olsaydı, barışın bozulup, yerine fesadın hâkim olacağını belirtir. ENBİYA 22: “Eğer gökte ve yerde Allah’ın dışında ilahlar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendire geldikleri şeylerden yücedir.” Göklerde ve yeryüzünde insan elinin ulaşamadığı yerlerde Allah’ın ilahlığı egemen olup, buralarda fesat yerine barış vardır. Fakat insanların çoğunluğu, Allah’tan başkasını ilahlar edinirler ve bu insanlar, ister inkârcı veya münafık olsun yeryüzünde fesada koşarlar. Kendilerine sorarsanız, bozguncu değildirler. Hatta kafa tutarcasına, bu faaliyetlerinin yapıcı ve masum olduğunu söylemekten çekinmezler. Temiz görünümlü elbiselerinin içinde, kara gözlüklerinin gerisinde çevreyi kirletmek, dünyanın her tarafında anarşi çıkartıp insanların kanını paraya çevirmek, kimyasal silahlar satarak midesini şişirmek için fesada koşan bu hasta adamlara, “Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın” derseniz, onlar, “Biz Yalta, Malta ve Londra zirvesinde insanları ıslah için bir araya geliyoruz” derler. Bozgunculuğun en korkuncunu yaptıkları halde, dönüp de, “Bizim icraatlarımız; faizimiz, zulüm vergilerimiz, yaptığımız yüksek binalar, materyalist eğitimimiz ve hatta kurumsal günahlarımız, hayır yapmak için ihalelerden aldığımız komisyonlar yapıcıdır, biz bunları kötülük için değil, iyilik için yapıyoruz” diyenlerin Allah katında kendilerini temize çıkaracak hiçbir dayanakları da yoktur, çünkü ölçüleri bozuktur. İhlâsın, samimiyetin, hüsnüniyetin, sahih iman ve amelin ölçüsü Kur’an ve sünnet olmaktan çıkınca bütün değer ve hassasiyetler kaybolup gitmektedir. Niyet ve vicdanları, her şeyi Allah için yapma samimiyetinden mahrum olanlar, davranışlarındaki bozgunculuğu, içine düştükleri manevi körlük sebebiyle göremiyorlar. Çünkü onlarda, hak-batıl, hayır-şer, helal-haram, iyilik-kötülük, adalet-zulüm ölçüleri ilahi bir temele değil, AB kıstaslarına dayandırılmıştır. Onlar, şahsi ihtiraslarının esiri olmuşlardır. Siyaset anlayışlarını İslam’ın hak ve adalet ölçülerine dayandırmayan kadrolar, insanlığın hiçbir meselesini çözemezler.

SAADET İÇİN SAADET

Ülkemizde yukarıda bildirilen esaslara uygun olarak insanı doğru okuyan tek zihniyet Milli Görüş’tür. Milli Görüş’ün tek siyasi temsilcisi de Saadet Partisi ’dir. Milli Görüş’ün temel vasfı Adil Bir Düzen’in kurulması için mücadele etmektir. Müslüman hakkın hâkimiyeti için motor, şerrin yok olması için fren olma görevlisidir. Saadetsiz olmaz. Selam hidayete tabi olanlara…

iNSAN DENEN VARLIK

İlim çok kıymetli bir şeydir. 29 Kasım 2017 Çarşamba akşamı ESAM’da eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Hoca’yı dinledik. Mevlit Kandili olduğu için konuşmasını Peygamberimiz (S.A.S.) üzerine inşa etti. Konuşmasının başlığını da, “Ahlak, Adalet, Hürriyet ve Merhamet Peygamberi” olarak ilan etti. Konuşmanın tamamından elde ettiğimiz hikmet “İslamsız saadet olmaz” sonucu olmuştur. İnsanlık ancak Peygamberimiz (S.A.S.)’in getirdiği ulvi prensipler ile dünya ve ahiret saadetine ulaşabilir. Bunun için Peygamberimizi en iyi ifade eden sözcük “Rahmet” kelimesidir. İlim aynı zamanda tasniftir. Doğru yapılan bir tasnif insanın cehaletini aydınlığa çevirir. İlim aynı zamanda iman ve samimiyettir. İnsanların bütün maddi ve manevi hastalıklarını tedavi eder. Görmez Hoca’yı dinlemeye devam edelim: “İnsanın yaratılış amacını 4 şeyle özetleyebiliriz: 1. İbadet, 2. Hilafet, 3. Emanet, 4. İmaret. İbadet: Bu görev için ihlâs ve samimiyet gerekir. İbadetin sadece namazdan ve oruçtan ibaret bir şey sanılması yanlıştır. İbadet; kişinin daima yaratıcısının farkında olarak, Allah bilinci ile yaşamasıdır. Namaz, oruç, hac gibi ibadetler diğer yaratılış gayelerimizi gerçekleştirmek için bize verilmiştir. Hilafet: Bu görev için adalet gerekir. Allah’ın mümine yüklediği vazife dünya sorumluluğudur. Her mümin bütün dünyadan sorumludur. Müslüman, kendisini bütün dünyadan ve insanlıktan sorumlu sayan kişidir. Bu sorumluluk İslam’ın rahmetini, adalet esaslarını, bütün insanlığa taşıma görevidir. Bu görev aynı zamanda insanların dünya ve ahiret işlerini düzene koymak anlamında bir istihlaf, yani siyaset görevidir. “Siz insanlık için gönderilmiş en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder kötülükten men edersiniz” ayeti bu siyasi görevi emreder. Emanet: Bu görev için ahlak gerekir.Her şey bize emanettir. AHZAP 72: “Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.” Mümin misaka, yani Allah ile yaptığı sözleşmeye uydukça bu görevini yerine getirmiş olur. İmaret: Bu görev için cihat ve ictihat gerekir. Bu görevin aslı yeryüzünü imar etmektir. HUD 61: “Salih şöyle dedi: “Kavmim, Allah’a ibadet ediniz. Sizin için ondan başka ilah yoktur. O sizi yerden yarattı ve orayı imar edip yaşamanızı emretti…” Yeryüzünü imar edip, yaşanılır hale getirmek de bir kulluk ve Müslümanlık görevidir.”