İslâm millet bütünlüğünün parçalanması, dağılması, birbirine tutunmaması en çok emperyalizmin işine yarar. Filistin özelinden başlayarak Orta Doğu’daki bölünme, parçalanma sürecinin nasıl başladığı, neler olduğu, olmaya devam ettiği üzerine yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Bu milletin üzerinden büyük bir silindir ya da çığ geçti. Bir türlü toparlanılamıyor. Bu durumda da elbette zor görünüyor. Zor görünüyor ama imkânsız değildir. Her şey insana bağlıdır.

Önceki yazımızda İslâm düşüncesinin bilinçli olan iki ana odağından, kısaca söz etmiştik. Merhum üstad Necip Fazıl’ın Müslümanca mücadelesi içinde bulunduğu durumun ve koşulların oluşturduğu bir yapı içinde bir çıkış yolu çabasındadır. Bağlandığı Abdülhakim Arvasi seyyid, âlim, Kürt ve mutasavvıf. Kendisi bir İstanbul beyefendisi ve aristokrat. Eşi Babanzadelerden o da bir Kürt. Necip Fazıl bir bakıma budur. Cumhuriyet ideolojisi ırk eksenli bir yapı üzerine kurulduğundan hemen bütün bakışlar, yöneliş ve oluşlar bunun içinde gelişip oluşuyor. Onun bu ortamda Peygamber sevgisi ve ümmet bilinci ve ruhu asıl merkezi oluşturuyor. Kavramları da bu yapı içinde geliştiriyor, anlatıyor. Bugünden bakıldığında onun bir Türk milliyetçisi olduğuyla töhmet altında tutuluyor kimi kesimlerce. Onun o koşullarda verdiği mücadelede salt İslâm ruhuyla yoğun olduğu göz ardı olunuyor. Onun asıl çıkışı 1936 tarihi itibariyledir. Bir Adam Yaratmak piyesi ve Çile şiiriyle. Metafizik yönelim ve varoluş bilinci. 1943’te çıkarmaya başladığı Büyük Doğu dergisi ve sonrası. En hareketli dönemi.

Tanzimat’tan, İttihat ve Terakki öncesinde Batı’da Türk ile İslâm birbirinin özdeşi olarak görülüyor. Osmanlı Devleti bağlamında Müslümanlar arasında ırk olgusu ön planda değildir.

MNP’nin oluş döneminde doğrudan destek vermesi, açış bildiri metnini oluşturması onun asıl niyet ve amacını gösteriyor. Bu metin Büyük Doğu sayfalarında yer alıyor. Dönemin önemli ve önde gelenleri bu hareket destek veriyorlar. MSP’nin in ilk dönemine kadar kimi cemaatler de doğrudan destek veriyorlar ve hatta içinde yer alıyorlar. Nur cemaati de buna dâhildir. MSP-CHP koalisyonundan ötürü nurcular ayrıldılar. O dönemde 141, 142, 163. Maddelerde fikir özgürlüğünden ötürü mahkûm çok insan vardı. O zaman çıkarılan af ile 163. Maddeden tutuklu bulunlar serbest bırakıldı. Nurculardan çok sayıda “nur ayini” yapıyorlar diye tutukluydu. Takribi olarak beş bin kişiden söz ediliyordu. Mehmed Şevket Eygi ile Kadir Mısıroğlu yurt dışına gitmiş, Şule Yüksel Şenler içerde idi. Üstad Sezai Karakoç İslâm’ın Dirilişi adlı kitabından ötürü mahkûmdu, aranıyordu. 163. maddenin affıyla bu cezalar kalkmış oldu.

Üstad Necip Fazıl’ın o dönemde “Türk” vurgusu ırk anlamında bir vurgu değildir. İslâm milletinin son temsilcisi Osmanlı Devleti’nin muhatap oluşu bağlamında bakılabilir.

Irk vurgusu cumhuriyet ile birlikte bir özdür. Türk ırkı dışındakiler bir alt unsurdur. Hatta unsur olarak bile kabullenilmezler. Onlar ancak asimile edilebilirse kabul görürler.

Örneğin Hürriyet gazetesinin alt başlığı logosu, bayrağın altında “Türkiye Türklerindir” alt yazısı yer alır. Hürriyet gazetesi Yahudi Burla Biraderlerin ortaklığıyla kurulmuştur. Simaviler orada sadece bir görüntüdür. Google girildiğinde karşınıza şu ilginç bilgi gelir. “Gazete, 1948'de Sedat Simavi tarafından kurulmuş ve 1 Mayıs 1948'de "Ürdün ve Irak orduları Filistin'e girdi" manşetiyle ilk sayısını yayınlamıştır. Sedat Simavi'nin 1953'te ölmesinden sonra yönetimi ortaklaşa üstlenen oğulları Haldun Simavi ve Erol Simavi döneminde de gazete, aynı çizgiyi sürdürmüştür.” Hem bu başlık hem de kuruluş tarihi dikkat çekici. Çünkü aynı İsrail’in devlet olarak kuruluşunun ilanıdır. Cumhuriyet ideolojisinin temelinde masonların, Yahudilerin önemli bir rolü ve etkisi vardır.

Üstad Necip Fazıl Büyük Doğu gazetesini çıkardığında masonların listesi yayımlandığında, milliyetçi ruh taşıyanlar tarafından matbaasındaki makineler parçalanmış ve iflas ettirilmiştir.