“Bu da nereden çıktı ” diyeceksiniz…

Geçenlerde bir dost aradı. Anlattıkları manidar;

- “İstanbul’un bilinen bir semtindeki bir İmam Hatip Lisesi’nde beden eğitimi öğretmeni kız öğrencilerden oluşan bir futbol takımı kurdu. Gittim konuştum. Uygun bir lisanla İmam Hatip Liselerinde bu uygulamanın yanlış olacağını, ailelerin böyle bir tasarruftan rahatsız olacağını anlattım. Beden eğitimi öğretmeni ne dese beğenirsiniz ”

- Ne dedi

- “Dedi ki, ‘Memnun değilseniz kızınızı takımdan çıkarabilirsiniz.’ Biz tabii bunun hassasiyetini bir kez daha dile getirdik ve hem öğrencilerin hem de ailelerin bu konuda rahatsız olduklarını dilimiz döndüğünce belirttik.”

Buradan hareketle İmam Hatip Liselerinde görev yapan beden eğitimi öğretmenlerine seslenmek istiyorum; amacınız ne Ne yapmak istiyorsunuz

Bir soru da Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine; “İmam Hatip Liselerinde kız futbol takımı kurulmasına dönük bir yönetmelik var mı, yok mu Böyle bir yönetmelik yayınlandı mı, yayınlanmadı mı ”

İmam Hatip Liselerini ifsad etmenin kime ne faydası var!

BU TANITIM DA NEREDEN ÇIKTI!

MESLEK gereği birçok kişiyle görüşüyorum, farklı kesimlerin toplantılarına gidiyorum, çok arzu etmediğimiz halde TV programlarını izliyorum.

Bu programlardan biri de NTV’deki Vedat Milor’un yemek programı.

***

Vedat Milor’la Tadı Damağımda adlı program NTV’de prime time’da haftada üç kez yayınlanıyor. Vedat Bey, 2005 yılından beri Perşembe ve Pazar günleri bir gazetede köşe yazıyor.

Milor hakkında biraz bilgi de vermek istiyorum; Galatasaray Lisesi’nden sonra Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü yüksek şeref derecesi ile bitirdi.

Bir dönem London School of Economics’te eğitim gördü.

Amerika’ya Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’ne gitti, sosyoloji doktorası yaptı.

1986 yılında doktora tezi için bir yıl Fransa’da kaldı. Doktorası bitip askerliğini de yapınca Dünya Bankası’nda işe başladı. İki yıl süren görevinde bir süre de Kemal Derviş’le çalıştı.

Sonra Brown Üniversitesi’ne, sosyoloji bölümüne asistan profesör olarak girdi. Princeton Üniversitesi’nde Institute For Advanced Study’ye davet edildi, bir yıl misafir öğretmenlik yaptı. Stanford Üniversitesi’nde hukuk okudu. İlk yüzde 10’a girerek bitirdi. Aynı okulda doçent olarak çalıştıktan sonra bir ara bir şirketin hukuksal işlerine baktı.

Georgia Teknoloji Enstitüsü’nde, öğretim üyeliğine başladı. Milor orada politik ekonomi, İstanbul Koç Üniversitesi’nde ise uluslararası ilişkiler dersleri verdi.

Aslen Konyalı. Linda S. Milor ile evli.

***

Gördüğünüz gibi, kartviziti hayli kabarık bir isim Vedat Bey. Bu açıdan bakıldığında, Vedat Bey’i ve yaptığı programı diğer yemek programlarından ayırmak gerektiğinin sanırım farkına varmışsınızdır. “Etki ve algı alanı”nı da aynı şekilde…

Dikkatimi çeken ve bana, “Bu tanıtım da nereden çıktı ” sorusunu sorduran da bu özellikleri oldu; Vedat Bey eskiden yanından bile geçmezken, adını duyduğunda fersah fersah uzaklaşırken son zamanlarda “İran mutfağı”na neden merak sardı, acaba Çok merak ettim, sorunun cevabını bilen var mı

BU TRAFİK LAMBASINI KİM KOYDU

Edirnekapı’yı E-5’e bağlayan yolun üzerinde, SETA’yı geçtikten hemen sonra… Ya da şöyle tarif edeyim; Eyüp’ten Ayvansaray’a bağlayan yol üzerinde, yan yolda bir trafik lambası konuldu. Yeni konuldu.

Lamba, güya iki yönden gelen araçları dengelemek için kurulmuş.

Ama öyle bir konumlandırılmış ki, trafiği rahatlatacağına aksine kilitliyor.

Şoförün önü boş ama gidemiyor, zira kırmızı yanıyor.

İstanbul Emniyeti’ne buradan duyurmak istiyorum…

FAİLİ MEÇHULLER AYDINLANMALI!

Gazeteci yazar Uğur Mumcu 24 Ocak 1993’te Ankara’da evinin önünde aracına konan bombanın infilak etmesiyle hayatını kaybetti…

Ancak yıllardır tartışılan bu cinayetin aydınlatılmasında bir arpa boyu yol alınamadı. 

Kimileri  ‘derin devlet’ dedi, kimileri ‘dış güçler’e bağladı bu cinayeti. 

‘Mossad yaptı ve kaçtı’ demeçleri verildi. Dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, “Uğur’un katillerini bulmak namus borcumuzdur” dedi ama ölene kadar da bir daha bu cümleyi kullanmadı. Yine dönemin önemli bir bürokratı Mumcu’nun yakın aile çevresine suikastı kastederek, “Açıklanırsa duvar başımıza yıkılır” şeklinde bir nitelemede bulundu. Bu sözlerin ne anlama geldiği hâlâ netlik kazanmadı.

Uğruna TBMM Araştırma Komisyonu bile kuruldu. Komisyon Başkanı Ersönmez Yarbay ve arkadaşları canla başla çalışmasına rağmen hep belli bir yere gelip orada kaldılar, daha ileri gidemediler. Velhasıl Uğur Mumcu suikastı hâlâ karanlıkta…

Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu hanımefendi uzun bir süre CHP’nin Meclis Başkanvekilliği görevinde bulundu. Önemli bir mevkideydi. Ama Güldal Hanım da bu noktada suskun.

Uğur Mumcu’yu öldürenler hâlâ perde arkasında sır!

Sır kalmaya da devam edecek anlaşılan. Ta ki ne zamana kadar; Türkiye tam şeffaf ve saydam, sistem tam işler duruma gelinceye dek…

Yine evinin önünde katledilen Necip Hablemitoğlu cinayeti dosyasının raflardan indirilmesi bu açıdan ümit verici.

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesi de hakeza her yönüyle aydınlatılmalıdır.

Yoksa faili meçhulleri daha çok konuşmaya devam ederiz.

Sizce de öyle değil mi

NOT: Bugün, 9 Aralık 2015, Çarşamba. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!