Peygamber Efendimiz, (s.a.v) “Cübbül hüzünden Allah’a (c.c) sığının” buyurmuştur. Sahabeler ise, “Cübbül hüzün nedir ya Resulûllah?” diye sorduklarında Hazreti Peygamber, “Cübbül hüzün cehennemde bir kuyudur. Allah bizleri oraya girmekten muhafaza etsin” buyurmuştur. Evet, cübbül hüzün, hüzün kuyusu demektir. Cüp, Kur’an’da geçtiği şekliyle kuyu demektir. Malumunuz Hz. Yusuf (A.S.) da kardeşleri tarafından kuyuya atılmıştır. Ardından kuyudan çıkartılıp köle pazarında satılmıştır. Oradan da kurtulup Mısır’a sultan olmuştur. İşte o bahiste kuyu için cüb kelimesi kullanılır. Peygamber Efendimiz, “Her gün bu kuyudan Allah’a sığının. Çünkü cehennemin diğer köşeleri cübbül hüzün kuyusunun şerrinden her gün 4 yüz defa Allah’a sığınırlar” buyuruyor. Yani cehennem bir belalı yer ama oradaki belalılar bile bu beladan korkuyorlar. Peki, kim girer bu hüzün kuyusuna? Amelleri ile riyakârlık yapan, gösteriş yapan âlimler. Adam konferans veriyor, büyükleniyor. En büyük beni görsünler diyor. Sen zaten öğrendiğin ilmin zekâtını vereceksin. Yoksa yine mesulsün. Onun dışında hafızlar girecek. Kur’an’ı Allah rızası için değil de ‘bak ne güzel okuyor’ desinler diye okuyanlar. İşte bunlar cehennemin en belalı vadisine girecekler. Kardeşlerim, riyanın hepsi şirktir. Namazda, oruçta, ilimde her şeyde gösteriş şirktir. Ben şimdi bu dersi burada anlatıyorum. Neden? Görevli değilim. Emekli bir adamım. Ama hocamdan icazet almışım. Bu ilmi insanlara aktarmazsam anamı ağlatırlar ahirette… Neden anlatmadın? Neden insanları İslam’a çağırmadın diye sorguya çekileceğiz. Bu dersi Allah rızası için yapıyorum. Bu niyetle değil de Türkiye’nin bir numaralı hocası desinler diye yaparsam, cehennemin en kötü yerine giderim. İlmi yerinde kullanmazsak işte böyle bir tehdit ile karşılaşırız…
RİYA, İNSANLARI DÜŞÜNÜP ALLAH’I DÜŞÜNMEMEKTİR
Riya bir anlamda insanları düşünüp Allah’ı düşünmemektir. Ve Allah’a ortak koşmaktır. Bir adam Allah’ı bırakıp insanların isteklerine göre konuşuyor, Allah’ın emirlerini insanlardan çekindiği için söylemiyorsa, bu Allah’ın emrine karşı çıkmak olur. Mesela, adam camide namaz kılıyor. Gayet nizami, ağır ağır kılıyor. Ama evde namaz kıldığında tavuğun yeme atladığı gibi secdeye gidiyor. Evdeki namazı Allah için kılıyorsun da camideki namazı kimin için kılıyorsun? Evdeki Allah ile camideki Allah başka mı? İşte bu riyadır, gösteriştir ve gizli şirktir. Onun dışında nafile namazlar var. Evvabin namazı ve kuşluk namazı gibi. Bu namazları evde kılmak, riyaya sebebiyet vermeyeceğinden daha sevaptır. Tabi bunu söylüyorum diye camide olduğun sırada, evde kılmak lazımmış diye hepten terk etmeyin ibadeti. Bununla birlikte namazın farzını camide kılmak lazımdır. Çünkü farzın gösterişi olmaz. Cemaat sizi namazda görmeli ki Müslümanlığınıza şahitlik edebilsin. Zekâtı gizli vermeye de gerek yoktur. (Ama sadakayı gizli verin.) Zekâtı verdiğine şahitler olsun, çünkü farzdır. Bunun iki hikmeti vardır. Bir, milletin, “Şu adama bak şehrin en zenginlerinden ama hiç zekât verdiğini görmedik” demesini önlemek, bir de diğer zenginleri teşvik etmek için… Unutmayın; farzlarda riya olmaz…
MİLLETİMİZ MAALESEF İSLAM’I BİLMİYOR
Bugün topluma bakıyorsunuz. Edep, hayâ denilen şeylerden fersah fersah uzak insanlar var. İslam’da avret mahalli diye bir şey var kardeşlerim. Erkek için diz kapağı ile göbek deliği arasının kapalı olması farzdır. Kadın için ise eli yüzü ayağı dışında bütün vücudu kapalı olmalıdır. Ayrıca elbiseler vücuda yapışık olamaz. Böyle tesettür olmaz. Ama maalesef bugün toplumumuz kendi dinine cahil bırakılmış. İnsanımız Müslüman ama İslam’ı bilmiyor. Unutmayalım ki kanunu bilmemek mazeret değildir. Bu, bugün ki kanununda da böyledir. İslam şeriatında da böyledir. Yani beşeri kanunda da ilahi kanunda da kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. Bu hayâsızlık sadece İstanbul’a da has değil. Türkiye’nin her yerinde benzer manzaralara şahit oluyoruz. Bu meseleyle alakalı bir olaya şahit oldum; Eyüp Sultan Hazretlerini ziyarete gitmiştim. Bir baktım mini etekli, dekolteli tamamen müstehcen kıyafetli bir bayan, hazretin huzurunda Fatiha okuyor. Orada Fatiha okuduğuna göre belli ki Müslüman. Fakat kıyafeti ile İslam’a uzaktan yakından alakası yok. Ümmetin bu cehalete artık bir son vermesi gerekiyor.
BİZ BÖYLE BİR MİLLET DEĞİLDİK
Şimdi hocam ‘şu millettin haline bak’ diyenler de var. Evet, edep ve hayâ tükeniyor toplumda. Bugün harama bakmamak için evden hiç çıkmamanız lazım. Fakat biz böyle bir millet değildik kardeşlerim. Zamanla bu hale getirdiler. Türkler, ecdadımız Karahanlılar döneminde topluca İslam’a geçtiğinde, Hanefi Mezhebi’ni benimsemişler. Tüm samimiyetleri ile İslam’ı benimsemişler. Allah da ecdadımıza tüm kapıları sonuna kadar açmış. Karahanlılardan sonra Selçuklular onlardan sonra Osmanlılar döneminde de keza böyle. Bu bin yıllık bir medeniyet birikimidir. Bugün İslam kaideleri bilinmese de Anadolu da örfümüz İslam ile kuşanmıştır. Mesela, Anadolu’da, olmayacak işler için devenin iğne deliğinden geçme tabiri kullanılır. Bu ifade Kur’an’da aynen vardır. Aslını bilmesek de Kur’an’daki ve sünnetteki tabirleri aynı manası ile kullanıyoruz. Biz İslam’ı böyle hücrelerine kadar yaşayan bir millettik. Ama şimdi bilinmiyor. Bilinmediği için hayâsızlık da sokaklarımızda kol geziyor. Allah milletimize şuur nasip etsin… Âmin.
ALLAH’IN EN SEVMEDİĞİ KULLAR
Cübbül hüzne gidecekler arasında Allah’ın en sevmediği kişiler; devlet yetkililerine yalakalık yapıp yağ çekenlerdir. Böyle adamlara herkes şahit olmuştur. Bir makam elde edebilmek için yapılan haksızlıklara, zulümlere ses çıkarmazlar. Yöneticinin emirlerini hak hukuk gözetmeksizin onaylarlar. İmam-ı Azam Hazretlerinin şehadeti de bu yüzden olmuştur. Dönemin hükümdarı İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerini yanına almak istemiş ama hazret kabul etmemiştir. Çünkü büyük âlimi yanına alarak milletin desteğini almaya çalışacaktı. Âlimlere de istediği fetvayı onaylatacaktı. İmam-ı Azam Hazretleri hükümdarın teklifini reddedince zindana atılmış orada da şehit edilmiştir. Âlimler, Allah’ın en sevmediği kulların devlet ricaline yalakalık yapanlar olduğunu bildikleri için, devletten maaş almaya bile yanaşmamışlardır. Allah bizleri bu taifeden olmaktan alıkoysun. Âmin…