Bismillahirrahmanirrahim;
TÜRKİYE’DE bugünkünden daha ileri seviyede bir ahlak tahribatı yaşanmış mıdır acaba? Günah ve haramlar çok açıktan işlenmeye başlandı. Yerleri ve gökleri titretecek ölçüde. Manzaranın dehşeti hükümeti savunanları bile feveran ettirdi. Abdurrahman Dilipak, “Günah Evleri”, “Kumar” gibi yazılarıyla felaketin yöneticileri de kuşattığını yazdı.
Gördüğümüz veya ulaştığımız haberler geleceğimiz adına ürpertici. 1. 10. 2016 günü Milli Gazete’de “Fuhşa Toplumsal Tepki” başlıklı bir haber vardı: Ankara’nın göbeği durumundaki Ulus vb. semtlerde 15 - 18 yaşlarındaki gençlere fuhuş kartvizitleri dağıttırılıyordu. Sokaklar bu kartlarla dolmuştu. Gören vatandaşlar “Müslüman bir ülkeye yakışmıyor” diyerek tepki göstermişlerdi.
Örnek tek değildi. İstanbul’da bin kadar apartın fuhuş amacıyla günlük kiraya verildiği haberleri medyaya yansıdı.
Fuhuş ve zina öylesine tabiileştirildi ki, ilim ve irfan yuvası olarak halkın paralarıyla açılan okullar kız erkek ilişkilerinin merkezi haline geldi. Bu rezaletler karşısında temiz kalmayı becerebilen gençlerimizi tebrik ediyorum. Üniversitelerimiz ve pek çok okulun çevresindeki görüntüler hiç de iç açıcı değil. Bunlar olup biterken sorumluluk mevkiindekiler armut mu topluyor? Hiç acımazlar mı bu gençlere? Adam adres ve telefon numarası vererek fuhuş yapıyor veya yaptırıyor. Görevlerini yapanlardan Allah razı olsun! Ülkeyi yönetmek veya insanımıza dinini, diyanetini öğretmek için maaş aldığı halde sorumsuz davranan yöneticilere, hocalara, ilahiyatçılara sesleniyorum: “Merhametin yok diyelim kendine, / Merhamet etmez misin evladına!”
GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ
MERAK ediyorum: Fuhuş ve zinanın tüm ülkeyi sarmaya başladığı bir atmosferde sorumluluk mevkiindekiler, çirkin manzaralar karşısında gözlerini kapatarak mı dolaşıyorlar acaba? Geçtiğimiz senelerde bir dostumla konuşurken, 2005’te Hükümet’in zinayı suç kapsamından çıkarmasının ahlak tahribatını artarak devam ettirdiğini anlatmıştım. Dostum, Hükümet’e sevgisinden dolayı itiraz etmiş; “Hükümet böyle çirkin işler yapmaz” demişti.
Geçtiğimiz sene bu kardeşimin evinin tam karşısına 2 öğrenci apartı yapıldı. Öğrenciler kızlı erkekli beraber kalıyor. Çirkin görüntüler balkonlara kadar yansıyor. Dostumun evlilik yaşında -Allah bağışlasın- çok temiz 3 evladı var. Şimdi evlerine, başlarını eğerek girip çıkıyorlar. Geçtiğimiz günlerdeki görüşmemizde anlattı: “Ağabey, hakkını helal et. Daha önce ben sana karşı çıkmıştım. Biz şimdi zina yasasıyla oluşan felaketi aile olarak yaşamaya başladık.”
Kendisinden dinledim. Denizli’nin şu andaki İl Milli Eğitim Müdürü, kızlı erkekli görüntü kirliliği karşısında üniversite semtindeki 5 katlı evini değerinden düşük fiyata satarak mahallesinden kaçmıştı. Sırf bu sebepten evini terk eden nice aileler var.
Hükümet geçtiğimiz haftalarda “fuhşa teşviki suç kapsamına alan kanun tasarısı hazırlığına” girişti. Milli Gazete haberi “Eksik Adım” manşetiyle duyurdu. Çünkü böyle bir yasa çıkarsa zinayı suç kapsamından çıkaran Milletvekilleri ve Hükümet’ten işe başlamak gerekiyordu. Çünkü asıl teşvikçiler onlardı.
BATAKLIK KURUTULMALI
HÜKÜMET bataklıktaki sinekleri öldürme yöntemiyle uğraşıyor. Problemlerin hep ertelenmesinin sebebi bu! Önce bataklık kurutulmalı. Yani, 2005’te çıkardıkları yasayı yeniden düzenlesinler. Eskisi gibi zina yeniden suç kapsamına alınsın. Böylece pisliklerini de temizlemiş olurlar. Anadolu’da zinayı teşvik edenler için kullanılan bir kelime var. Kendilerinin o sıfatla anılmasını istemeyiz. Zamanın başbakanı 2004’te Brüksel’e AB toplantısına giderken “Zina yasağı kırmızı çizgimizdir” demişti. Fakat Brüksel’de zinayı suç kapsamından çıkarmayı razı etmişler; başbakan da dönüşte yasayı çıkarma startını vermişti.
Türkiye AB’ye girerse, yasalarımızı AB yapacak. Üyelik döneminde bile ev ödevleri veriyor, “Uyum yasası” diyerek kanunlarımıza müdahale ediyorlar. AB’nin Türkiye’yi Hıristiyanlaştırmak istediği açık değil mi?
15 Temmuz darbe girişiminin arkasında ABD’nin, AB’nin, NATO’nun, CIA’nın olduğu görülünce, yetkililer devlete yeniden format atılacağını söylediler. Peki, manevi direncimizi kırıp ahlak tahribatıyla Türkiye’yi yıkmak isteyenlerin yeni darbe girişimi veya sosyal patlama zamanı mı beklenilecek? Önceden ciddi tedbirler alınmayacak mı?
Ahmet Yavuz Bey’in teklifleri var: “Devlete format medyadan başlasın. Elma kurdu, bütün bünyeyi kemirmiş, 20 yıldır ahlak ve maneviyat direncimizi kırmaya çalışan medyaya da el atılsın. Son 10 yılda hızla yükselen, vergi rekortmeni olan Ilıcalı’ya bakılsın. Atalay Demirci ile kalmasın iş… Mesela şu ahlaksız dizilere… Evlilik programlarına… Ekranların Ilımlı İslam hocalarına… Survivorlara… Vatan, ahlak, şehadet ruhunu kıran bütün yayınlara…” Milli Gazete, 22. 9. 2016)