30 MART Mahallî İdareler seçimlerine 1.5 ay gibi kısa bir
süre kalmış olmasına rağmen, Saadet Partisi dışındaki partilerde ciddi çözüm
önerileri ve yeni projeler göremiyoruz. Asıl gündemin seçimler olması gerektiği
bir dönemde, Hükümet ve bir grup arasında yaşanan kavga hız kesmiyor; gündemin
başköşesini işgal ediyor. O kadar ki, bu durum seçimleri bile karartan
kutuplaştırıcı bir boyut kazanmış durumda. Başbakan ın bu bir istiklâl
savaşıdır demesinin sebebi bu mu yoksa Biz biliyoruz ki, İstiklâl Savaşı
ülkeye kasteden dış düşmana karşı yapılır. İçte, ihtiraslarını
dizginleyemeyenlerin menfaatleri uğruna giriştikleri çatışma için bu
isimlendirmeyi yapmak yangına körükle gitmek değil midir
Karga ile bülbülün beraber bulundukları bir mekânda
karganın sesini yükseltmesi, bülbülün gönül ferahlatıcı şirin sesini örttüğü
gibi; kavga edenlerin de öfkeyle seslerini yükseltmeleri iyilik ve güzellikleri
görünmez hale getiriyor. 1989 2004 yılları arası millete hizmet için büyük
fedakârlıklarla efsanevî hizmetler üreten Millî Görüş fedaîlerine bakıyorum da;
bugünkü kavgacı ve kamplaştırıcı bir üslûpla birbirine girenlerin acıklı haline
ülkemiz adına üzülüyorum.
Bu görüntüye medyanın da alet olduğunu görüyoruz. 2 Şubat
Pazar günü, Saadet Partisi bütün belediyelerin başkan adaylarını Ankara nın en
büyük salonunda tanıtmıştı. İnanmışlık ve adanmışlık üzerine kurulan on
binlerin hizmet etme heyecanına basın gözlerini kapamış, hatta boykot
uygulamıştı. Sorumlu gazeteciliğin gür sesi Millî Gazete ve TV 5 görevlerini
yapmışlar, milletin sesi olmuşlardır. Bu iki güzide kuruluşumuza teşekkür
ediyorum.
Saadet Partisi hiçbir zaman kavga ve kutuplaşmanın tarafı
olmadı; ibadet aşkıyla çalıştı ve bütün gücüyle milletimiz için faydalı çözüm
ve projeler üretmeye devam etti. Milletimiz de akl-ı selimiyle hareket ederek
kavgacı ve çatışmacı zihniyetlere prim vermemeli.
AKP hangi yüzle oy istiyor
Hem merkezî yönetimler, hem de yerel yönetimler rüşvet ve
yolsuzluk iddialarıyla çalkalanırken, AKP hâlâ hangi yüzle oy istiyor acaba
Türkiye de kirlenmemiş bir yer bırakmamak için mi Sayın Başbakan rakiplerine
lâf yetiştirmekten, devlet kurumları ve belediyelerde sağlıklı bir kontrol ve
denetim mekanizması oluşturamadı mı yoksa
Artık, mızrak çuvala sığmıyor. Önceden Hükümet in eski
Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllâtif Şener, AKP döneminde
Cumhuriyet döneminin en büyük yolsuzluğu yapılıyor diyordu. Sayın Şener şimdi
bu iddiasında yalnız değil. Rüşvet ve yolsuzluk gerekçesiyle AKP yi terk eden
pek çok insan var.
Başbakan, 17 Aralık Operasyonu sonrası, 12 sene beraber
hareket ettiği, fakat bugün bitirmeye karar verdiği o gruba, Ne istediniz de
vermedik diyordu. Bu söz, o grupla uzlaşarak bir beraberlik sağlandığını
gösteriyor. Şimdi ise, uzun sürede birlikte oluşturdukları olumsuzluklardan
şikâyet ediyor.
Rüşvet ve yolsuzluk iddiaları sebebiyle istifa eden bazı
bakanlar, Başbakan talimat verdi, biz uyguladık yolunda ifadeler kullandılar.
AKP nin CHP kökenli eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul
Günay, Urla daki villaların yıkımında Başbakan ın yakın çevresinin ayağına
bastığı için başına bunların geldiğini anlatıyor. Başbakan ın AKP den istifa
eden milletvekilleri için kullandığı tuzluk benzetmesi için de, Başbakan
tuzluklara bakmasın; tuz koktu, ona baksın diyerek yolsuzlukların ulaştığı
boyutu hatırlatıyor.
Olayları takip edenler, Türkiye nin nasıl rüşvet ve
yolsuzluk iddialarıyla çalkalandığını yakından görüyor. Bu iddialardan
aklanmadan AKP nin milletten oy istemeye hakkı var mı
Halk bugünlerde siyasîler ve başkan adaylarından kavga ve
çatışma değil, mahallî idarelerde
gerçekleştirmek istedikleri çözüm ve projeleri duymak istiyor. Meselâ, Hükümet
bütün belde ve köyleri bulundukları il ve ilçenin mahalleleri haline getiren
bir düzenleme yaptı. Peki, AKP nin mahalle haline getirdiği yerlerle ilgili
projelerini bilen var mı
Halk Yeni Projeler İstiyor
Şehirlerin nefes alması için, köyden kente göçün
önlenmesi ve köylerin yaşanabilir şekilde imar edilmesi gerekiyor.
Araştırmacılar, bu imarın taşradan başlaması gerektiğini anlatıyorlar.
Lütfi Bergen, şehir ve köylerin imarı ile ilgili yeni
açılımlar getiren Kenti Durduran Şehir (MGV Yayınları) adlı bir eser yazdı.
Yazar, şehrin nefes alması için imarın taşradan başlatılmasını savunuyor: Ben
olsam taşra belediyelerine ağırlık veririm. Allah Rasülü de taşradan başladığı
için. Mekke de değil, taşrada başlamıştır siyasî mücadelesine. Musa (a.s) da
öyle. Halkı Mısır dan çıkarmaya yöneltmiştir. Allah Rasülü için de, Medine
merkezde değil, dışarıda olandır. Mekke yi fethettikten sonra Medine de
yaşamıştır. Musa (as) da Mısır ın dışına
gitmiştir.
Yazar, insanı topraksızlaştıran, toprağı da
insansızlaştıran kentsel dönüşümün arızalarını şöyle anlatıyor: Kentsel
dönüşüm esnaf, sanatkâr ve çiftçiyi eziyor; zengini daha zengin, fakiri daha
fakir hale getiriyor.
Saadet Partisi nin bu konuda güzel projeleri var:
Kentsel dönüşüm değil, huzur siteleri kuracağız. Herkes doğduğu yerde doyacak.
Gurbet hayatına son vereceğiz. Yandaş belediyecilikten vatandaş merkezli
belediyeciliğe geçeceğiz. (Mustafa Kamalak ın 2 Şubat Arena Kon.)
Köylerin imarı çok önemli. Bugüne kadar köyler kendi
haline terk edildi. Size, hastalanan 1.5 yaşındaki yavrusunu yol kapandığı için
sırtında doktora yetiştirmek isterken, çocuğu yolda vefat eden; kar ve tipi
altında 16 km.lik yolda 4 saat çocuğunun cansız bedenini taşımak zorunda kalan
Taş ailesinin yaşadığı Van ın Gürpınar ilçesine bağlı Yalınlı köyünden söz etmeyeceğim.
Ankara dakiler yanı başlarındaki başkentin ilçesi Haymana nın köylerinden örnek
vereceğim. Yöneticiler o köylere bir gitsinler de, orada gördüklerinden
hareketle Anadolu köylerinde halkın nasıl varlık içinde mahrumiyetler
yaşadığına şahit olsunlar. Ben, Saadet Partisi dışında ciddî köy projesine
sahip bir siyasî parti bilmiyorum. Bu da ayrı bir yazı konusu.